Halis Ağa'nın malı TMSF'yi yordu

Özal'lı yıllarda parlayan Halis Toprak, TMSF'nin belalısı oldu. 'Deli' suçlamalarına rağmen mücadeleyi bırakmadı. Şimdi bir adım öne geçti.

Türkiye, 12 Eylül 1980 darbesinin hemen ardından yeni ekonomik döneme giriyordu. Yeni dönemin mimarı ise Turgut Özal’dı. Kapalı ekonomiden dışa açık bir ekonomik modele geçmeye çalışan Özal, her alanda tekelleri kırmak ve yeni bir sermayedar ksimi yaratmak için harekete geçti.
Korumacı dönemin sanayicilerini terbiye edeceğini, “Kuralsız, sorumsuz at oynattığınız dönem kapandı. Kalitesiz pahalı mal üretip iç piyasaya satmak işadamlığı değildir. Gerçek kapitalizm için sahaya çıkıyoruz” sözleriyle açıkça beyan eden Özal, kendi vizyonuna uygun yeni sermayedarları da belirliyordu.

Özal’la el ele büyüdü

İşte onlardan biri Diyarbakır’ın en fakir ilçelerinden Lice’de doğan, merkep sırtında bakkallık yapan babasının yanında çıraklıkla işe başlayan sonra İstanbul’a gelip manifaturacılıkla iş hayatına atılan Toprak’tı.
“Özal bana tekelleri kır dedi” sözleriyle girdiği iş hayatında Sabancılar, Koçlar, Eczacıbaşılar gibi büyük grupların faaliyet gösterdiği her alana girmeye başladı. Seramik, banyo-tuvalet ürünleri ve kağıt fabrikaları, ampül ve demir-döküm tesislerinin temellerini birbiri ardına Özalla birlikte attı. Toprak, 20 bine yakın istihdam sağladığı fabrikalarla Özal’dan sonra da siyasiler tarafından yani Tansu Çiller, Süleyman Demirel ve Mesut Yılmaz tarafından el üstünde tutuldu.

Banka hayali batırdı

Bir dönem başarılı bir sanayici olan Toprak’ın zor günlerinin başlangıcı ise banka kurma furyasıyla başladı. İktidardan banka kurma izni alabilen birkaç gruptan biri olan Halis Toprak Toprakbank’ı kurdu.
İlk yıllar başarılı bir çizgi izleyen bankası 167 şubeye ulaştı. Kontrolsüz büyüme sevdası ise 2001 yılında Türkiye’nin derin ekonomik kriziyle son buldu. Toprakbank 879 milyon dolarlık zarardan dolayı da bugün dişe diş mücadele sürdürdüğü Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ile 2004’de masaya oturmak zorunda kaldı. Yaptığı protokolle bütün servetine el konulan Toprak’ın bu süreç içinde 650 gayrimenkulunun 49’u satıldı. 480 milyon dolar tahsilat sağlandı. Londra’daki malikanesi satıldı. Carlton arazisi 62 milyor dolara Yeniköy Turizm Şirketi’ne satıldı ardından Ağaoğlu’na geçti, Libadiye arsası ise 363 milyon dolara Cihan Kamer’in de bir dönem ortak olduğu Emaar grubuna satıldı.

Gayrimenkulleri satıldıkça borcunun düşmesini bekleyen Toprak, 2008 yılında bir kez daha protokol yapmak için oturduğu TMSF’nin çıkardığı borca tepki gösterdi. İpler burada koptu. Önce protokol yapan ancak daha sonra Halis Toprak’ın temerrüde düştüğü gerekçesiyle 133 milyon dolarlık borcun tahsili için tüm takiplere kaldığı yerden başlamaya karar veren TMSF, bu kapsamda Arslanlı Köşk ve Toprak Centre’la birlikte gayrimenkullere haciz uyguladı. Bu süreçte satışa çıkarılan Arslanlı Köşk 23.8 milyon TL’ye Başbakan’ın yakını olan Remzi Gür’e; Yıldız’daki Toprak Center ise 21 Temmuz 2009 tarihinde Ahmet Çalık’a 88.2 milyon TL bedelle satıldı.

Toprak, satılan mallarının iadesi için hukuk mücadelesine başladı. İlanlar eşliğinde süren mücadele en çok Ertürk’ü yıprattı. Kişisel davalar da açılırken Ertürk’ün TMSF başkanlığını bu dava yüzünden bıraktığı bile öne sürüldü. İşte TMSF’nin belalısı olan Toprak lehine Danıştay’dan çıkan karar bu amansız kavgada yeni bir dönemin de habercisi sayılabilir.

FOTOROMAN GİBİ BİR HAYAT

 

Özal’ın desteğiyle büyüyen Toprak, siyasetçilerle hep yakın ilişkiler kurdu.

Toprak’ın 6 kızı, babalarının akıl sağlığının yerinde olmadığını iddia ediyor.

İlk eşi 6 milyar liralık boşanma davası açtı. 17’lik son eşi ise çok tartışıldı.

Son haciz evine geldi ve Toprak evinden minibüsle ayrılmak zorunda kaldı.

Halis Toprak’ın el konulan meşhur Aslanlı Köşk’ü Remzi Gür’e satıldı.

 

 

 

.