Hasankeyf'i yutacak Ilısu Barajı'na tescil

Batman İdare Mahkemesi tarihi Hasankeyf'i sular altında bırakacak Ilısu Barajı'nın yapılmaması için avukat Murat Cano tarafından açılan davayı reddetti.
Hasankeyf'i yutacak Ilısu Barajı'na tescil

Ilısu Barajı Projesi’yle sular altında kalacak tarihi Hasankeyf için Batman İdare Mahkemesi’nden dün kötü haber geldi. Hasankeyf’i kurtarmak için yıllardır hukuk mücadelesi veren avukat Murat Cano’nun açtığı dava, oy çokluğuyla reddedildi. Üç üyeden birinin itiraz ettiği karar sonucu, Ilısu Barajı projesi hukuken ‘tescil’ edilmiş oldu. Cano ise pes etmeyeceğini ve Danıştay’a başvuracağını hukuka aykırı olan kararı aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) de taşıyacağını söyledi.
Ilısu Barajı uzun yıllardır gündemde. Tartışmalar nedeniyle uluslararası finans kuruluşlarının çekildiği proje, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2015’e yetişecek talimatıyla hızlandırılmış durumda. Nurol-Cengiz firmalarının ortaklığıyla Akbank ve Garanti Bankası’nın da finansman desteğiyle devam eden baraj yüzünden Hasankeyf ve bölgedeki 550’ye yakın tarihi eser sular altında kalacak. Projeyi savunanlar ve iktidarlar yıllardır bu kültürel mirasın buradan taşınarak yok edilmeyeceğini ileri sürüyordu.
Murat Cano, Hasankeyf’in kurtulması için yıllardır mücadele eden gönüllülerden biri. 2000 yılından beri hukuk savaşı veriyor. Bu savaşını yakından izlediğim Cano dün telefon etti. Beyoğlu’ndaki ofisinde buluştuk ve büyük bir üzüntü ile çıkan kararı değerlendirdi. Davayı Diyarbakır İdare Mahkemesi’ne açtığını, bu mahkeme tarafından atanan bilirkişi raporuna itiraz ettiği sırada, davanın Batman İdare Mahkemesi’ne verildiğini söyleyen Cano, mahkemenin açıkladığı kararın kendisinin hukuka aykırı olduğunu belirtiyor.
Öncelikle dava boyunca da sık sık açıkladığı gibi Ilısu Barajı Projesi’ne karşı olmadığını söyleyen Cano, “Devlet bu projeyi tabii ki isteyebilir. Yılda beş milyar kilovat enerji üretmeyi amaçlıyor ve yüz yirmi hektarlık alanın sulanmasını hedefliyor. Buna karşı olmadım. Ama milli değerleri yok etmemek, tarihi eserleri yok etmemek şartıyla” diyor.
Cano’nun kararın neden hukuka aykırı olduğuna ilişkin itirazları da şöyle:
* Mahkemenin verdiği davanın reddi kararı kültür mirasının korunmasına karşı karar tamamen cek ve caka dayanıyor. Üstelik karar makable şamil uygulanıyor. Bu tür kararlar en son 12 Mart askeri rejimi sırasında çıkmıştır. 

* Kararın gerekçesinde 550 yerleşim alanının bulunduğu tespit ediliyor ve sular altında kalacağı kabul ediliyor. Bu saptamayı karara itiraz eden üye de gerekçesinde açıklıyor. 6 sayfalık itirazında gerekli projelerin hazır olmadığını kabul ediyor. 

* Yapılan bilirkişi tutanağına göre gerek su altında kalması, gerekse taşınması planlanan anıtların ve anıtsal yapıların bilimsel, tarihi, mimari ve estetik değerleri hakkında hiçbir inceleme yapılmamış olduğu ortada. Bu yapıların nasıl korunacağı, nasıl taşınacağı, su altında kalacak bölümün zamanla zarar görmemesi için ne tür koruma önlemleri alınması gerektiğine ilişkin hiçbir proje yok. 

* Hasankeyf ilçesi ve bölge birinci derece sit alanı. Bu bölgedeki kültür varlıklarının bir envanteri bile çıkarılmamış durumda. Birinci derece sit alanında yapılacak bir yapı için önce Koruma Kurulu onayı alınması gerekir. Burada böyle bir onay yok. Uluslararası mevzuata göre de önce koruma önlemi alınmalı sonra yatırım planlanmalıdır. Oysa burada süreç tersten işlemiştir. 

* Mahkeme bütün bunları kararında kabul etmekte ancak daha sonra yapılacağını söylemektedir. Cek caka dayalı hukuka uygunluk denetimi olmaz. Dava açıldıktan sonra alınan kararlarla hukuk kuracaksak adına yasa denilen birçok fermanla haklılık yokedilir. Dolayısıyla ile ortada ne hak arama imkânı ne de mahkemelerin bağımsızlığı kalır. 

* Mahkemenin kararını tamamen ‘yüksek kamu yararına’ dayandırdığını da anlatan Cano, ‘Memleketin rezerv değerlerine hasar veren yatırımlarda üstün kamu yararı olamaz’ diyor. 

Türkiye sahipsiz kaldı
Murat Cano, hukuk mücadelesine bundan sonra da devam edeceğini söylüyor. Önce Danıştay’a başvuracağını anlatan Cano, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de çıkan kararı Fransızca’ya çevirterek hemen göndereceğini belirtiyor. Üzüntüsünü ise şu sözlerle dile getiriyor:
“Çok özel kanaatim şu: Türkiye artık sahipsiz kaldı. Memleketimin bütün rezerv değerleri suyu, bitki örtüsü, yaban hayatı, kültür mirası ya talan ediliyor, ya suya gömülüyor, ya yok ediliyor. Bunlar olmazsa memleket yoktur. Korumak için nöbet mi tutalım. Hukuk mücadeleme devam edeceğim. AİHM’ye hukuka aykırı kararı götüreceğim. Olmazsa Strasbourg’a kadar derviş gibi bir yürüyeceğim.”
Açıklanan karar gerçekten çok önemli bir gerçeği ortaya çıkarmış durumda. Hasankeyf gibi binlerce yıl öncesine dayanan bir kültürel mirasın korunması için hiçbir şey yapılmamış. Son yıllarda sık sık rastladığımız gibi kalkınmaya feda edilen bir değer daha!