Hormonlu büyümedik 1000 eleman alacağız

Genel Müdür Süleyman Kalkan'a göre Vakıfbank 'kamunun en özeli'. Kalkan, kârlı büyümeye odaklandıkları 2012'de 62 şube açarak bin personel alacaklarını açıkladı.
Hormonlu büyümedik 1000 eleman alacağız

Vakıflar Bankası Ankara’da doğan bir kamu bankası. 59 yıllık banka finans merkezi olmaya adım atan İstanbul’a taşındı. Bankanın genel müdürü iki yıldır Süleyman Kalkan. Önümüzdeki günlerde genel kurulunu yapacak Vakıfbank’ı “kamunun en özel bankası” sözleriyle yorumlayan Kalkan, yeniden yapılandırma çalışmalarını sürdürüyor. Yapılan araştırmalarda “yaşlı” bir imaja sahip olan bankayı gençleştirmek için harekete geçen Kalkan, 2011 bilançosundan memnun. Bankacılık sektörünün kârı yüzde 10 azalırken, bankanın kârını yüzde 6 artırdığını belirten Kalkan, “İz bırakacak bir bilanço gerçekleştirdik. 2012 de iyi geçecek. 62 yeni şube açıp 1000 personel alacağız” diyor. 

İki yıl önce İş Bankası’ndan Vakıfbank’a geçtiniz? Özel bir bankadan kamuya geçmek zor oldu mu?
Düşündüğüm kadar korkunç olmadı. Vakıfbank, kamunun en özel bankası. Özel mantığa en yakın bankası, hemen her alanda faaliyet gösteriyor. Bir misyon bankası değil sadece. Özel bir amaçla kurulmamış. 60 yıldır da bütün faaliyetleri gerçekleştiriyor. 2001 krizinde baktığınızda bir başka özel bankanın sıkıntıları neyse bizimki de aynıydı. 

2011 nasıl geçti bankanız için?
30 Mart’ta Genel Kurulu’muz var. Bu genel kurulda açıklayacağımız bilanço, banka tarihinin iz bırakacak bilançolarından biri olacak. Performansımıza bakıldığında diğer bankalardan ayrışan bir tarafımız oldu. Sektörde kâr oranları bir önceki seneye göre yüzde 10.26 düştü. Buna karşılık Vakıfbank olarak biz kârımızı yüzde 6 arttırdık. Kârlı büyümeye oynadık. Bankayı belli alanlarda büyütmek istedik. Mesela, bireysel tarafta büyümek istedik. Bunda da en fazla büyümeyi sağlayan banka yüzde 41,73’le biz olduk. Sektörün ortalaması ise yüzde 29. Kurumsal kredilerde büyümek değil küçülmek istedik. Çünkü kâr marjı düşük. Başka bankalar, daha fazla iş yaptılar fakat zarar ettiler. Biz hormonlu büyümeye rağbet etmiyoruz. Fos, içi boş büyüme istemiyoruz. 

Banka İstanbul’a taşındı. Amacınız neydi?
Banka olarak şimdiden 2016 planlarını hazırlıyoruz. Bizim görece İstanbul’daki konumumuz zayıftı. Daha fazla Ankara’ya ve yine daha fazla Anadolu’ya konsanstre olmuşuz. İstanbul’da konumumuzu daha çok güçlendirmek istiyoruz. Buraya gelişimizin nedeni de o. Toplamda 700’e yakın şubemiz var, bunun 190’a yakını İstanbul’da. Son 2 yıldır da açtığımız şubelerin ağırlığı İstanbul’da. 

Toplam çalışan sayınız nedir? Ne kadar yeni eleman alacaksınız?
Toplamda 1000 civarında yeni personel alacağız. Sınavları tamam, mülakatları yapıyoruz. 62 şube, 10’ar kişiden düşünsek en az 620 kişiye ulaşır. Sadece iki yılda benim dönemimde 1500 kişi aldık. Toplam 2 bin 500 kişi eder. Ben geldiğimde 10 bin 500 kişiydi çalışanlar, geçen yılı 12 bini aşarak kapattık. 13 bini de geçeceğiz. 223 şube açacağız ki bu da kocaman banka eder. 

Yabancıların bizim bankalara ilgisi nereye kadar gider?
Bu tamamiyle ekonomiyle ilgili bir konu. Türkiye ekonomisi iyi ve geleceği olan bir ekonomi. Bu bölgede geçici durumlara aldanmamak lazım. İstanbul Finans Merkezi’ni kuruyoruz bölgesel üs olmak için. O potansiyel var diye düşünüyoruz. Yabancılar geliyor, daha da gelecekler. Şu ana kadar itibar etmeyenler de gelmek istiyor. Gelenler de para kazandılar ayrıca. 

2012’yi bankacılık sektörü açısından nasıl görüyorsunuz? Kâr oranlarında düşüş sürer mi?
Geçen senenin son 3 ayında piyasalar, biraz karışmıştı, endişeler ağırlaşmıştı. Türk Lirası’nın değerinde de son 3 ayda önemli kayıplar yaşandı. Avrupa’daki krizin de çözülmeye doğru gitmesi piyasaları rahatlattı. Parasal genişlemenin de ortaya çıkmasıyla da oldu bu. Sene başındaki o karamsarlık yavaş yavaş dağılıyor. Daha iyi bir ortama doğru gidiyoruz. Faizlerde daha aşağı bir trend oldu. Bir ara aylık tüketici kredisi faizi 1.80’lere kadar çıkmıştı. Epeyce aşağılara geliyor. Herhalde 2011 seviyelerinde bir kârı bu sene de yakalama olasılığı yüksek. 

Bankaların uzun süre kart dağıtmaları taciz boyutuna gelmişti. Dört beş kart aldılar, borçlar yüzünden intihar edenler oluyor. Karta ‘tek limit’ getirilmesi çare midir?
Vatandaşın isteği olmadan bir şey yapmıyoruz. Burada kural budur. Herkes malını satmak isteyecektir bu ayrı ama nihayetinde vatandaşın talebi olmadan kimse bir şey yapamaz. Açık düzenlemeler var.
Kredi kartı sahibi vatandaşa bir bankacı olarak ne öneriyorsunuz?
İnsanlar kartı, alışverişte ancak bir aracı olarak kullanmalılar. Onu bir nakit aracı şeklinde kullanmaya kalktığında sıkıntılar ortaya çıkıyor. Kartın asgari ödeme tutarını üç kere aksatanlara kart kullanma imkânını sınırlayan düzenleme doğru bir şey. Eğer nakde ihtiyacınız varsa ya kredili mevduatınızı kullanacaksınız ya da en doğrusu ihtiyaç kredisini kullanacaksınız. Faizleri daha düşük ve makul. Vatandaşlar buna çok dikkat etmeli. Tüm finansmanınızı borçla yapmaya kalktığınızda bu çok büyük sıkıntılar yaratır.
En büyük korkum itibarımı kaybetmek 

Kaç kredi kartınız var?
Sadece Vakıfbank kartım var. Öteden beri çok kart kullanmayı sevmiyorum. O kartı alayım, bu kartı alayım demiyorum. Şahsen, borçlu yaşamayı sevmeyen, hatta nefret eden bir adamım. 

Borçlu olmak dışında en çok neden korkarsınız?
Bankacılık bir itibar kurumu yani güven. Güveni kaybettiğiniz zaman her şeyinizi kaybedersiniz. Onu kaybetmeyeceksiniz. Güven çok önemli. Kredi demek zaten güven demektir. Çok para kaybederseniz güven de zedelenir tabii ki. İnsanlar neden bankaya gelir? Çünkü güven duygusu var. 

Yatırımlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Pek bu konuya girmek istemem ama vatandaşa TL enstrümanlarını tavsiye edebilirim.

İstanbul tutkunu bağlama çalıyor
Süleyman Kalkan Kırşehirli. Ancak 12 yıldır İstanbul’da yaşıyor. İstanbul tutkunu olmuş. “Bu şehri anlamaya, keşfetmeye, yaşamaya çalışıyorum” diyor. Bu nedenle geçen ay yayımlanan İstanbul kitabının en büyük destekleyicisi olmuş. Acıbadem’deki evinde bahçeyle uğraşmayı seviyor.
Bağlama da çalan Kalkan’ın en büyük ilgi alanlarından biri de edebiyat. “Türkçenin iyi kullanılmasına dikkat ederim. Doğru kullanma, doğru telaffuz etme takıntım var” diyen Kalkan, “En çok hangi yazarları seviyorsunuz?” sorusuna da “Ahmet Hamdi Tanpınar” diyor ve şöyle devam ediyor:
“Anlattığı dünyayı, üslubunu çok seviyorum. Her bir cümlesi ayrı ayrı önemli. Onun yeri ayrıdır. Dostoyevski’yi okurum. Ecinliler kitabını yeniden okudum. Hayranlık duymamak elde değil. St. Petersburg’a gittim bir keresinde. Kaldığı hapishaneyi, hücresini gördüm. Tolstoy’un Savaş ve Barış kitabı da beni etkiler. Okunacak kitap listem uzun. Evde kitaplar epeyce birikti, sıkıntı oluyor.”

Türkan Şoraylı reklamlar yeniden başlayacak
Vakıfbank bir araştırma yaptırmış. Katılanlar “yaşlı ve köhne” sözleriyle tanımlamış. Bankanın hedefi ise bu algıyı kırmak, bankayı gençleştirmek. Bankada kadın-erkek çalışan oranı yüzde 50 – 50. Süleyman Kalkan, şunları anlatıyor: “Bankacılıkta çalışanlar özelde kadın, kamuda erkek ağırlıklı. Bizde yarı yarıya. Bu yüzden Vakıfbank, kamunun “en özel”i. Türkân Şoraylı reklamlarımıza devam edeceğiz. Konseptimiz ise “halden anlayan banka”.

Havalar değişti büyüme tahmini artıyor
Büyüme tahmininiz nedir?
Türkiye’nin büyümesinin yüzde 4 civarında olacağı görülüyor. Oysa, bu yılki büyüme için ‘sıfır’lar konuşuldu, yüzde 2 – 2.5’ler konuşuldu. Havalar değiştikçe uluslararası finans kuruluşları da rakamlarını revize ediyorlar. Bankacılık aktiflerinde yüzde 15 civarında büyüme bekliyoruz. Türkiye’nin hep üzerinde büyür çünkü. Geçen yıl da yüksek oldu. Kredilerde yüzde 25’lik büyüme gerçekleşti. Tedbirler alınmayıp bankacılık kendi haline bırakılsaydı, çok yüksek büyürdük. Hazirandaki kararlardan sonra önemli ölçüde frenlendi.