İkizdere üstünde "Zorlu" bir diyalog

Zorlu Enerji baraj kapasitesini arttırmak için halkla diyalog kuracak. İstemezlerse yatırımdan vazgeçecek.

Adana Kozan’da kapakları açılarak 10 işçinin hayatına ma lolan baraj, Sabancı Grubu’na ait. Müteahhitlik firmaları ise Özaltın-Cengiz İnşaat. Türkiye’nin kalburüstü, dünya standartlarını yakından izleyen şirketleri olarak tanınan firmalar bunlar.
Böyle bir yatırımcı profilinde nasıl böyle acemilikler yaşanır, nasıl teknik hata yapılır insanın aklı almıyor. Bu kaza bu barajda yaşanıyorsa Türkiye’nin her akan suyunun üstüne kurulmaya çalışılan HES’lerde neler olmaz?
Türkiye’nin her bölgesinde ayağa kalkan, isyan eden, gerekirse hapsi bile göze alan halkı haklı bulmamak mümkün mü?
Murat Sungur Bursa, 1991 yılında kurulan Çevre Bakanlığı’ndan Çevresel Etki Değerlendirilmesi (ÇED) ve Planlama Genel Müdürlüğü’nü yapmış eski bir bürokrat. Bugün özel sektörde Zorlu Enerji’nin grup başkanı.
Geçen günlerde İkizdere Vadisi’ndeki özelleştirme ile aldıkları hidroelektrik santralında kapasite arttırımına ilişkin planlarını anlatmak istedi. Bir araya geldik.
Önce yatırım hakkında bilgi vereyim. Zorlu Enerji 2008 yılında 16 megavatlık bir hidroelektrik santralını özelleştirmeden satın aldı. Bugünlerde kurulu kapasiteyi 78 megavat’a çıkarmayı planlıyor. Doğal sit alanı olan İkizdere Vadisi’nde sorun büyük. 26 HES projesi yapımı için izin verilmiş. 74 kilometre uzunluğundaki tek bir nehirde bu kadar çok baraja izin verilmesi ise bölge halkı ve çevrecilerin tepkisine neden oluyor.
Bursa, halkın Türkiye’de barajlara karşı artan tepkisini haklı buluyor. “Çok kötü
örnekler yapıldı. Öyle çok yanlış oldu ki reaksiyonlar haklı” yorumunu yapıyor. Bursa’ya göre hataların başında barajlar için havza planlaması yapılmadan enerji projelerine onay verilmesi geliyor. Bir başka eksik ise denetimlerin yeterince yapılmaması.
Ancak Bursa, Türkiye’nin enerji faturasının gün geçtikçe kabardığını hatırlatıyor ve enerji projelerine de ihtiyaç olduğunu söylüyor.
Anlatmak istediği de kendi enerji projelerinde uygulayacakları yeni bir diyalog arayışı. Şunları anlatıyor:
“Kapasite arttırımı için ilk önce halka danışılacak.
Proje şeffaf bir şekilde anlatılacak. Kaygılar, teknik eleştiriler dinlenecek.”
Bursa, ÇED Yönetmeliği’ni çıkaran bürokrat. Yönetmelikte halkın katılımını öneren isim. Bugüne kadar gerçek anlamda uygulanmayan yönetmelik maddesinin böylece ruhuna uygun bir şekilde uygulanacağını söylüyor.
Peki yöre halkı bu projenin yapılmasına ikna olmazsa ne olacak?
Bursa kararlı bir şekilde açıklıyor:
“HES’te kapasite arttırımına halk karşı çıkarsa yapmayacağız. Halkın iradesine karşı gelmeyeceğiz. Doğal hayatı yok eden, heyelan riskini arttıran, endemik türlere zarar veren bir projeyi hayata geçirmeyeceğiz.”
Zorlu Grubu bunun için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvurup ÇED sürecini dondurmuş durumda. Halkı ve çevrecileri ikna edebilirlerse 70 milyon dolarlık proje gerçekleşecek, ikna edemezlerse defteri kapatacak. Gerçekten önemli bir adım.
Bu arada son günlerde sık sık duyuyorum. Ankara’da bürokratlar aralarında “Eskiden yatırım yapıldığında halk bize teşekkür ederdi. Şimdi niye tepki gösteriyorlar?” diye konuşuyormuş.
Nedeni açık değil mi?
Bu projelerin doğru planlandığına, denetimlerin doğru yapıldığına, güvenliğin sağlandığına inanmıyorlar da ondan!