İnternet sansürü Türkiye'ye yakışmıyor

Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı İnternet Yasası'ndaki düzenlemelerin Türkiye'ye faturasının ağır olacağını söylüyor.
İnternet sansürü Türkiye'ye yakışmıyor

Google’ın şeffaflık araştırmasına göre Türkiye hükümetinden gelen içerik çıkarma talepleri 2013’te yüzde 966 artmış.
Türkiye’de internette “kısmen özgür” ülkeler arasında gösteriliyor. AB kriterlerine göre ise veri transferi konusunda “güvensiz” ülke. 

Yani Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda durumu çok vahim.
Ancak şimdi daha büyük bir tehlike kapıda. İnternet kullanıcıları, yatırımcıları daha fazla özgürlük beklerken bugünleri aratacak yeni düzenlemelerin eli kulağında.

AK Parti milletvekili Zeynep Karahan Uslu’nun verdiği 5651 Sayısı İnternet Yasası’na ilişkin değişiklik teklifi, sürpriz bir şekilde torba yasaya girdi. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülüyor. Görüşmeler sırasında bazı yumuşatmalar yapılsa da sansürü arttıran değişiklikler öneren bir düzenleme bu.
Sosyal medyaya karşı hükümet tepkisi önce Gezi süreci, ardından 17 Aralık’ta yolsuzluk iddialarıyla başlayan “paralel devlet” kavgası sırasında arttı.

Bu tepkinin yansıması olarak istenilen değişikliklere göre kamu istediği anda mahkeme kararı olmaksızın istediği internet sitesini kapatabilecek. Yani internetin kaderi tamamen “hükümetin” eline geçecek.
“İleri demokrasi” beklerken elimizdeki haklardan olmaya başladığımız bu süreçte sivil toplum ve meslek örgütleri sesini yükseltiyor.
Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı da bu isimlerden biri. Kamuoyunu bilgilendirmeye, değişikliklerin faturasının gelecekte ne kadar ağır olacağını anlatmaya çalışıyor.

Bu konuda önceki akşam bir sohbet toplantısı düzenledi. Toplantıya 15 yıldır internet hukuku konusunda danışmanlığını yapan Yasin Beceni de katıldı.
Eczacıbaşı, değişiklik yapılacak yasanın 2007’de yürürlüğe girdiğini, ancak yetersiz olduğu için düzeltilmesini talep ettiklerini anlatıyor.
2012’de de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yasayı “ifade özgürlüğüne aykırı” bulduğunu hatırlatan Eczacıbaşı, şunları söylüyor:

- O süreçte sivil toplum örgütleri ile sürekli görüşüldü. Genelde sırtımız okşandı. Düzeltilecek açıklamaları yapıldı. 

- İnternet tabii ki yüzde 100 serbest olmamalı. Tabii ki kategorik suçlar olmalı. Ama yeni suçlar getirilmesin, dedik. Sivrisineği bazuka ile öldürmeyelim dedik.

- Bu düzenlemeler bizi çok irite ediyor. Bu düzenlemelerin iler tutar yanı yok. Biz daha fazla özgürlük beklerken bu torba yasa ortaya çıktı
‘Bu düzenlemenin bedeli iyi düşünülmeli” yorumunu yapan Eczacıbaşı, bedel konusunda ise en önemli adresi yatırımların engellenmesi olarak göstererek şunları söylüyor:

- Sonuçta karşımıza uluslararası sorunlar çıkacak. Hiçbir yatırımcı veri akışının bu derece aşırı denetlendiği ortamda yatırım yapacağı ülkeyi risksiz görmez.

- Biz 17’inci büyük ekonomi diye övünüyoruz. Öbür tarafta küresel bilgi toplumu raporunda 145 ülke içinde 44’üncü durumdayız. Hiç kendimize yakışmayacak durumdayız.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan son günlerde kendisine karşı darbe yapıldığını ve “İstiklal Savaşı” yürüttüğünü söylüyor. Bu kısıtlamaların en önemli gerekçesi de aslında bu.
Umarız bu savaşın sonu bizi Çin, Kuzey Kore gibi özgürlüklerin kısıtlı olduğu ülkeler düzeyine düşürmez.