İttihat ve Terakki'nin binası müze otel olacak

İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Cumhuriyet gazetesine ev sahipliği yapan Kırmızı Köşk'ü alan İpek Kuyumculuk'un Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Kaygısız, arşivleri araştırıp, binanın aynısını yapacak.
İttihat ve Terakki'nin binası müze otel olacak

İbrahim Kaygısız, Babıali toplantıları ve sohbetler düzenleyip üstadlarla gençleri biraraya getireceğini söyledi.

Kırmızı Köşk Cağaloğlu’nun sembol binalarından biri. Tarihi 1880’li yıllara dayanıyor. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin merkez binası olarak kullanılmış. Biz gazeteciler için de Cumhuriyet gazetesine ev sahipliği yapması nedeniyle çok değerli. Kullanılan ahşabın rengi nedeniyle ‘Kırmızı Köşk’ olarak bilinen bina geçen günlerde 11 milyon dolara İpekyolu Kuyumculuk’a satıldı.
Tarihi değeri büyük bu binayı alan işadamı kim, nasıl bir yatırım planlıyor merak ettim ve binayı satın alan Gaziantepli işadamı İbrahim Kaygısız’la sohbet için Sultanahmet’te henüz yeni hizmete giren oteli Sura’ya gittim. Kaygısız son derece heyecanlı. Binayı tüm anılarıyla yaşatmak için İngiliz, Fransız ve Osmanlı arşivlerini araştırmaya başlayacağını söylüyor. Binaya ait bilgi, belge, eşyası olanlara da paylaşmaları için çağrı yapıyor. Kaygısız, “Binanın aynısını yapacağım. Bir galeride de eski anıları toplayacağım. Bu arada hafta sonları yazarlar ve gazetecileri konuk ederek eski üstatları gençlerle buluşturacağım” diyor... 

İş hayatına nasıl girdiniz?
Ben 1954 Gaziantep doğumluyum. 6 yaşında kuyumcu çıraklığı ile başladım işe. Aynı zamanda da okula gidiyordum. 7 yaşında ise ticarete başladım. Gaziantep’in ünlü simiti kahke satarak. Okuldan çıkıp akşama kadar da atölyede çalışırdım. 14 yaşıma geldiğimde bir sohbette lafa karıştım. Sen cahilsin dediler. Ben de cahil olmamak için ne yapmalıyım, dedim. Üniversitede okuman lazım dediler. Bunun üzerine gece okuluna başladım. İşi aksatıyorum kaygısıyla ustama karşı mahcup olmamak için de 16 yaşında kendi işimi kurmaya karar verdim. 

Kuyumculuk aile işiniz miydi? O alanda mı iş kurdunuz?
Evet. Babam Ali Kaygısız sarraftı. Maliye kaydım 16 yaşındadır. Kendi işimi kurunca ders çalışmaya imkanım da arttı. Ortaokul ve liseyi bitirdikten sonra da Konya Selçuk Eğitim Fakültesi’nde okudum. Daha sonra Gaziantep’te birçok sivil toplum örgütünde çalıştım. Kuyumcular Odası Başkanlığı yaptım. Gaziantep’te ilk akıllı binayı yaptım. Yabancı Damat’ın çekildiği bina. 

İstanbul’a ne zaman geldiniz?
Altınbaş Holding’in sahipleri ile Antep’te beraber büyüdük. İstanbul’a gelmem gerektiğini onlar söyledi. Ben önce ihtiyaç olmadığını söyledim. Onlar ise bir gün beni karşılarına aldılar. ‘Biz seni para kazanmaya çağırmıyoruz. İstanbul’a gelirsen çocukların dünya vatandaşı olur. Eğer Antep’te kalırsanız sizi sadece Antepliler tanır. Gelirseniz dünyayla entegre olursunuz’ dediler. Bu laf benim hoşuma gitti. İstanbul’a geldik. 

Kaç yılında geldiniz?
1996’da ben geldim. 2000’de ise ailece tamamen taşındık. Benim İstanbul maceram haziran ayında 12 yıl olacak. İstanbul’da Kapalıçarşı-Çemberlitaş arasında toptan gümüş takı işine başladık. İhracat ağırlıklı çalıştık. Şu anda toplam satışımızın yüzde 75’i ihracat. 2010’da 95 ülkeye ihracat yapmışız. Arap baharından sonra 2011’de 90’a düşmüş. 

Ne kadar ihracat yapıyorsunuz?
Gümüş takı ihracatında ülke ikincisiyiz. 30 milyon dolar ihracatımız var. Bu 10 yıl içinde markalaşma ve kurumsallaşmanın önemini gördük. Bünyemizde markalar toplamaya karar verdik. Katma değeri yüksek ürün satma yolunu seçtik. Gümüşün yanında başka şirketler kurduk. Sette saat, çelik, gümüş takı üzerine uzmanlaşmış bir şirkettir. Farman, Dolice gibi patenti bizim olan markalarımız var. Dolice Gaziantep’in 4000 yıl önceki adıdır. İstanbul’da İpek Yolu olarak şirketleştik. Roma’dan Çin’e uzanan ticaret yolu ipekyolu Gaziantep’ten geçer. 

Turizmle tanışmanız nasıl oldu?
Biz bunları yaparken bir sıkıntı başladı. Gelen müşterilerimiz Laleli, Aksaray’da çeşitli otellerde kalıyordu. Nahoş, duymayı bile istemediğimiz olaylarla karşılaştık. Bu da bizim ihracatımızı etkiler duruma geldi. Biz de dedik ki müşterilerimiz için bir misafirhane yapalım. Sura Otel’in yerini aldık. Burası otoparktı. Misafirhane yapmayı düşünürken, TÜRSAB’dan bazı üyeler bölgenin en iyi yerini aldığımızı ve iyi değerlendirmemizi önerdiler. “Kıymetini bilin” dediler. O insanların gözüyle baktığımda haklı olduklarını düşündüm. Mimar dostlarımızla dizayn otel yapmaya karar verdik. Bu oteli iki yılda tamamladık. 

Kaç odalı bir otel Sura?
60 odalı bir otel. Her şeyi özel tasarım yapıldı. Otelin halıları bile yanmayan kumaştan özel ürettirildi. Sultanahmet kriterlerine göre büyük odalar yaptık. Her katı ayrı bir konseptte hazırladık. 300 kişilik Güneydoğu ve Osmanlı mutfağına sahip bir restoranımız var. Özelliği tamamen organik et ve yiyeceklerden oluşması... 

Çiftlik mi kurdunuz?
Türkiye’de etin üzerinde çok oyun oynanıyor. Çok ciddi bir denetim yok. Ben İstanbul’da hiç et yemem. Biz kendi çiftliğimizde organik olarak hayvanlarımızı yetiştiriyoruz. Terkos’taki çiftliğimiz sadece bizim restoran için besicilik yapıyor. Küçük ve büyükbaş hayvanlarımız var. 

Tarımda başka yatırım düşünüyor musunuz?
Hedefimizde daha büyük boyutta organik hayvancılık var. Gerekli destek görürsek, yer bulursak yapacağız. İçinde hormonlu hiçbir şey olmayacak. 

Turizmde hedefiniz ne?
Yıllardır turizmle iç içeyim. Turizmin ülke ekonomisine ne gibi katkılar sağladığının bilincindeyim. 80 odalı yeni bir otel projesine başladık. Otel yatırımlarımıza da hız vermeye karar verdik. İkinci Sura Oteli’ni Beyazıt’ta yapıyoruz. Hedefimiz 2020’de 1000 yatağa ulaşmak. 

Cumhuriyet binasına ilginiz de bu stratejiden mi kaynaklandı?
Evet. Yeni arsalar aramaya başladık. Dostlarımızın tavsiyesi ile Atatürk’ün de hatırası olan, daha sonra Cumhuriyet gazetesinin binası olan Kırmızı Konak’ın olduğu yeri teklif ettiler. O zaman Uşaklıgil Ailesi ve Cumhuriyet Gazetesi Vakfı ile uzun süren görüşmelerimiz oldu. Burayı ruhuna uygun bir şekilde yapacağız.

‘Kuyumcunun biri almış’ yorumu yanlış
Yatırıma ne zaman başlayacaksınız?
Malzeme toplamaya başladık. Gerek aile ile gerek aile dostları ve gerekse geçmişte orada çalışmış insanlarla görüşmeye başladık. Ellerinde orayla ilgili bilgi belge, resim, malzeme olanları arıyoruz. Alt katta bir galeri yapacağız. Galeride kimler tarafından hangi kalem kullanılmış, okka divit mi kullanılmış, hangi masada, sandalyede oturmuş bunları araştırıp, sergileyeceğiz. 

Bunu aile mi istedi?
Ben istedim, onların da hoşuna gitti. Bunları deklare ettim. “Burayı kuyumcunun biri almış” yorumu yapılmış. Bizim amacımızı bilmiyorlar. Sıradan biri alsa ve tarihi silip atsaydı daha mı iyi olurdu. Ne adı, ne sanı kalırdı. Yatırım bittiğinde bir bölüm yapacağım. Yazar çizerlere hafta sonları benim misafirimsiniz, diyeceğim. Belki Babıâli toplantıları, sohbetler düzenleyeceğim. Gençler de gelsin, üstatlarla oturup sohbet etsinler. Hayalimiz geniş. 

Ne kadar yatırım yapacaksınız?
Ne kadar yatırım gerekiyorsa. Bir rakam belirlemedik. En kaliteli nasıl olacaksa.

Cumhuriyet Gazetesi okur muydunuz?
Okurum tabii. Türkiye’nin temel taşlarından biri. Okumasam bile tarihe saygı anlamında da önemliydi. Burada çok ciddi hayatlar yaşanmış. Bazen derler ki burayı aslına uygun yapacağız. Biz aslına uygun değil, aynısını yapacağız. Benim iddiam şu. Bunu yapan mimar dirilip gelse ben ölmedim galiba diyecek. Çünkü binayı aynı onun yaptığı gibi yapacağız. Bunun için ben şimdi İngiliz ve Fransız arşivlerine gideceğim. Devlet Arşivleri zaten otelimizin karşısında. Bu binayı kim hangi amaçla yapmış? hangi yıllarda ne diye kullanımış? Yakın tarihi biliyoruz. Amacımız daha geriye gitmek.