Kadının adı hizmette var bilim ve teknolojide yok

Orta düzey kadın yönetici sayısında 2007-2011 arasında artış yaşanırken, üst düzey kadın yönetici sayısı ise yerinde sayıyor.

Bugün Dünya Kadınlar Günü.. 100 yıl önce 40 bin dokuma işçisi eşit işe eşit ücret talebiyle yollara döküldü. 129 arkadaşlarını kaybederek bu günü dünya kadınlarına armağan etti.
Kadınlar bugün de her alanda ayrımcılıkla, şiddetle ve eşitsizlikle karşı karşıya. Kimi zaman canı pahasına da olsa mücadele devam ediyor.
Kadın-erkek eşitliği sıralamasında Türkiye 134 ülke arasında sondan dördüncü. Çalışan kadın oranı yüzde 24. Türkiye’deki gayrimenkullerin sadece yüzde 9’u üzerine kayıtlı.
İş dünyasında kadının durumu da pek parlak sayılmaz.
Yapılan araştırmalardan biri geçen günlerde açıklandı. Başında bir kadın yöneticinin olduğu Hay Group Türkiye’de hizmet verdiği 625 şirketin son beş yıllık verilerini inceledi, toplam 440 bin çalışan üzerinden, kadının iş dünyasındaki yerinin değişim ve gelişimini araştırdı.
Grubun “Türkiye İş Yaşamında Kadınlar” araştırmasına göre büro, operasyon ve çağrı merkezi çalışanları arasında kadınların sayısı erkeklerden fazla. Bankacılık, hayat sigortası ve eğitim sektörlerinde ise 2011 itibariyle kadınlar işgücünün yarısını oluşturuyor.
2009 ile 2011 arasında insan kaynakları üst yönetimlerindeki kadınların sayısı artmış. Buna karşılık pazarlamadaki üst düzey kadın yönetici sayısı hemen hemen aynı kalmış. Bilgi teknolojileri ve mühendislik bölümlerindeki yönetici ve üst düzey yönetici kadın sayısı ise azalmış.
Kadınlar özellikle hizmet sektöründe, müşteri ile yüz yüze ilişki gerektiren görevlerde daha çok tercih ediliyor.
Orta yönetici artıyor
Araştırmaya göre 2007-2011 döneminde kadın orta düzey yönetici sayısında artış var. Ancak üst düzey yönetici kadın sayısı yerinde saydı. 625 şirkette orta düzey yöneticilerin yüzde 23’ü kadınken, üst düzey yönetici kadın oranı yalnızca yüzde 11.
Hay Group Genel Müdürü Sylvia DeVoge araştırmayı yorumlarken umutlu konuşuyor:
“Özellikle üst düzey yönetim kademelerindeki kadınların başarısı sayesinde Türk iş dünyasında kadınların geleceği parlak.” Rakamlar ise bu kadar umutlu olmayı zorlaştırıyor.

Kadın patronlar örnek olsun
Nur Ger, Türkiye’de ihracat hamlesinin başladığı 1980’li yıllarda tanıdığım genç bir girişimci iş kadınıydı. Kurucuları arasında bulunduğu Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin 1992-94 yılları arasında ise ilk kadın başkanı oldu. Avrupa Birliği Kota Müzakereleri’nde sektör adına yaptığı çalışmalarla Gümrük Birliği’ne geçiş sürecinde önemli bir rol oynadı. Ger, geçtiğimiz günlerde iki anlamlı gelişme ile tekrar gündeme geldi. Biri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü’nce yürütülen “Çalışma Hayatında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği“ yarışmasında aldığı ödül, diğeri ise Birleşmiş Milletler Kadını Güçlendirme İlkeleri Sözleşmesi’ni imzalayan ilk Türk KOBİ’si olması.
Nur Ger ödülü kazanmasının nedenini eşitlikçi, hiyerarşisiz bir çalışma ortamı yaratmalarına bağlıyor. “Çalışanlarımızı önce insan olarak gördük” diyor. Özellikle kadın çalışanlara farklı uygulamalar getirmiş. ”Evlenip çocuk sahibi oldum. Annem kızım Su’ya bakmasaydı işime uzun süre ara vermek zorunda kalacaktım” diyen Ger, şunları söylüyor:
“Hamile kadın çalışanlara 0-4 yaş arasında esnek çalışma sağladım. Kadınlar işe gidip gelme saatlerini kendileri belirliyor.”
52 çalışanını da şirkete ortak eden Ger’in imzaladığı Birleşmiş Milletler Kadını Güçlendirme İlkeleri Sözleşmesi’nin kriterleri ise şöyle:
“İş yerinde tüm kadın ve erkeklere adil davranma, tüm kadın ve erkek çalışanların sağlık, güvenlik ve refahının garanti edilmesi, kadınlara profesyonel gelişim ve eğitim konularının teşvik edilmesi, cinsiyet eşitliğini sağlamak için kaydedilen gelişmeleri ölçümleyerek kamuoyu ile paylaşılması.”
Çalışma Bakanlığı büyük şirketler kategorisinde ise ödülü Boyner Holding’e vermiş. Boyner’in sahibi de Ümit Boyner.
Demek ki kadının halinden kadın anlıyor.