Kapitalizm suçlu değil finans kapital suçlu!

Garanti Bankası'nın Gelecek Zirvesi'nde ünlü ekonomist Rajan, küresel krizin nedenini kuralsız finansal politikalar olarak açıkladı.
Kapitalizm suçlu değil finans kapital suçlu!

Ergun Özen, Osman Ulagay, Timothy Garton Ash, Raghuram Rajan küresel krizin geleceğini konuştu.

Dünya, yüzyıl başında yaşanan ekonomik buhrandan sonra en büyük küresel krizini yaşıyor. Özellikle Batı’da işsizlik ve gelir eşitsizliği ülke halklarını sokağa döküyor. Hükümetler krizi yatıştırmak için çareler ararken ekonomistler ise suçluyu bulmaya çalışıyor. Uzun yıllardır ilk kez kapitalizm tartışma masasında.
Bu arada büyük bir değişim de yaşanıyor. Dünyada güç dengeleri ABD ve Avrupa’dan Asya’ya kayıyor. Bu gelişmeler dünyanın geleceği nereye gidiyor tartışmasının da yoğunlaşmasına yol açıyor.
Garanti Bankası bu soruların yanıtını aramak için ilkini 2010’da düzenlediği ‘Gelecek Zirvesi’nin ikincisini dün gerçekleştirdi. ‘Yaşanabilir Geleceğin İzinde’ başlıklı zirvenin moderatörlüğünü gazeteci-yazar Osman Ulagay yaptı. Zirveye Chicago Üniversitesi profesörü Raghuram Rajan ve Oxford Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Profesörü Timothy Garton Ash katıldı.
İşdünyasının Çırağan’ın büyük toplantı salonunu doldurarak yoğun ilgi gösterdiği konferansı Genel Müdür Ergun Özen açtı. Dünyada kapitalizmin ve demokrasinin içinde bulunduğu darboğaz ve ekonomik başarısızlık riskinin demokrasileri etkilediğini söyleyen Özen’in yorumu şöyle:
“Bu belirsizlik ortamında bazı hayal kırıklıklarına rağmen, kapitalizmin insanlığın refaha ulaşması için en iyi araç olup olmadığını birlikte göreceğiz. Bugünkü bilgiler ışığında, elimizdeki en umut verici sistemin bu olduğu aşikâr.”
Konuşmacılardan Prof. Dr. Rag-huram Rajan, küresel ekonomik krizi 2005 yılında tahmin eden bir ekonomist. Bir süre IMF’nin baş ekonomistliğini yapan Rajan, Chicago Üniversitesi öğretim üyesi.
Rajan’a göre krizin nedeni 1970’lerde başlayan ekonomik durgunluğu aşmak için uygulanan kuralsız finansal politikalar. Teknolojinin gelişmesiyle istihdam yapısının değiştiğini anlatan Rajan, “Daha yetenekliler daha çok para kazanır oldu” diyor.
Rajan, gelir eşitsizliği ile tüketim eşitsizliğinin aynı doğrultuda gitmediğini, insanların borçlanarak, ‘zenginler gibi’ tüketmeye devam ettiğini de ekliyor.
Ancak Rajan borçlanmayı eleştirirken ülkelerin büyümek için iç talebe dayanması gerektiğini de söylüyor.
“Kapitalizm daha fazla imkân getirdi, yapması gerekeni yaptı. Biz altyapıyı getiremedik. Eğitim düzeyi arttırılmadı” diyor. Batı hükümetlerini ise krizden kurtulmak için işçilik maliyetlerini düşürmeye çağırıyor,
Rajan’a göre olanlar kapitalizmin hatası değil. Kimin hatası sorusu ise yine ortada kalıyor!

Gazetecilerin hapiste olması endişe verici
İngiliz tarihçi Ash ise Avrupa’nın geleceğini anlatırken 21. yüzyılın, ABD, Çin ve Hindistan gibi devlerin dönemi olacağı görüşünü savunuyor. “Türkiye de Avrupa’nın geleceğinde ekonomik, demografik, jeostratejik ve medeniyetsel açıdan büyük bir önem taşıyacak. Türkiye’nin hem Avrupa Birliği’ne hem de bizim istediğimiz dünyaya büyük bir katkısı olacak” diyor. Ash, Türkiye’nin AB üyeliği konusunda iki tarafın da enerjisinin azaldığını hatırlatırken çok önemli bazı konulara dikkat çekiyor: 

* Avrupa projesi şu anda ciddi krizden geçiyor.
* Avrupa’da genişleme iradesi azaldı. Ancak bana sorarsanız, AB’nin özüdür genişleme.
* Türkiye’de de enerji kaybının yansımaları açık. Gerçekten de benim gibi biri için durum çok endişelendirici.
* New Yorker’ı açıp, hapisteki gazeteci sayısının en fazla Türkiye’de olduğunu okuduğumda, bu beni kaygılandırıyor.
* Türkiye’nin AB üyeliğini evetten hayıra çevirmek için birçok siyasetçi neden, bahane arıyor. Türkiye o bahaneleri sunmamalı.
* Türkiye’nin AB’ye üye olması hayatidir. Medeniyetsel olarak da.