Minik parmaklar kod yazacak!

Türkiye teknoloji üretiminde dünyada binde 8 paya sahip. Facebook, Whats Up, twitter kullanımında ön sıralardayız ama sadece kullanıcı olarak. Üreticiliğin yolu analitik düşünceye dayalı eğitimden geçiyor. Oysa Türk eğitim sisteminde sorgulamak çok tehlikeli bir eylem! Bu durumun aşılması için Microsoft, Finansbank ve Habitat 8-12 yaş çocuklar için bir proje başlattı.
Minik parmaklar kod yazacak!

2024 yılında 30 milyar cihaz  birbiri ile iletişim kuracak. Kişi başına düşen  cihaz sayısının ise 4.3 olacağı belirtiliyor….

Yani büyük bir veri patlamasının yaşanacağı günler kapıda. Artık insanlar teknolojiyi değil teknoloji insanları yönetecek.

Dünyada söz sahibi ülkelerden biri olmanın yolu bu nedenle bu  büyük değişimden uzak kalmamaktan geçiyor.  

Konu çok önemli. Oysa  Türkiye bugün teknoloji üreten değil tüketen bir ülke. Dünya teknoloji üretiminden aldığımız pay sadece  binde 8. İnternet kullanımı yüzde 57 civarında ama en çok sosyal medya için kullanılıyor.  Facebook, Whats  up, twitter kullanımında dünyada ilk sıralarda yer alıyoruz..

Aslında ülke olarak teknolojinin üretilmesi gerektiği gerçeğinin farkındayız. Seçimlerde  tüm partilerin “teknolojiye dayalı üretim yapan” bir ülke olmayı  vaatleri arasına alması bunu gösteriyor. Ancak  bu konuda adım atacak bir hükümetimiz bile henüz yok.

Sorunun ne kadar önemli olduğunun farkında olan bazı şirketler ise hiç olmazsa sosyal sorumluluk projeleriyle insan kaynağını geliştirmek için çaba içinde. Bu projelerden birini Microsoft Türkiye, Finansbank ve Habitat başlattı. Projenin adı “Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor.”

Obama’nın desteklediği proje

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu, Habitat için Gençlik Derneği Başkanı Sezai Hazırla bir araya geldik.  Projeyi ve hedeflerini dinledik. Özmen projenin nasıl doğduğunu şöyle anlatıyor:

“Türkiye’de bilgisayar programcılığının yaygınlaşmasını hedefledik. Bu amaçla önce  Açık Akademi ile 15-65  yaş arası 250 binden fazla kişiye ulaşan bir proje gerçekleştirdik. Akademiden 8 bin kişi mezun oldu. Geçen yıl ise ABD Başkanı Barack Obama’nın destek verdiği Hour of Code etkinliklerini Türkiye’ye uyarladık. 35’den fazla ilde 5 bin çocuk eğitim aldı.”

 İşte bu projenin sürdürülebilir olması ve daha fazla çocuğa ulaşması için de üç kurum bir araya gelmiş.

Projenin amacı 8-12 yaş arasındaki çocukları programcılık ile tanıştırmak… Bu yaşlarda çocuğu olanlar yakından bilir. Zaten hem Özmen’in hem de Güzelbey’in çocukları da bu yaşlardaymış. İkisi de çocukların kimi zaman 8 saati bilgisayar karşısında geçirdiğini hatırlatıyor. Çoğunlukla da oyun nedeniyle.

Güzelbey, “Bu duruma çok üzülüyordum. Engel olmaya çalışıyordum. Şimdi Kodu gibi oyunlarla çocuklar bilgisayar karşısında  sadece vakit tüketmiyor, kod yazmayı öğreniyor” diyor.

Kod yazmak yazılım sektörünün gelişmesinin temeli. Sadece aplikasyonların 164 milyar dolarlık bir pazar oluşturduğunu söyleyen Özmen, konunun ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

Projeyle  2015 yılı sonuna kadar Türkiye genelinde 8-12 yaş arası 5  bin öğrenciye, 16 saat boyunca “Kodu” programlama dili eğitimi verilecek. Daha da önemlisi çocukların  neden sonuç ilişkisi kurmalarını sağlayacak algoritmik düşünme yeteneklerini geliştirilecek.

Proje İstanbul, Denizli, Ankara, Isparta, İzmir, Adıyaman, Eskişehir, Kütahya, Antalya, Kırklareli, Samsun, Elazığ, Van, Siirt, Şanlıurfa, Tokat, Gaziantep, Afyon, Diyarbakır, Rize olmak üzere 20 şehirde uygulanacak.

Projenin ilk etabının sonlanacağı Aralık 2015’te, Kodu ile program yazan adaylara ait projeler, oluşturulacak bağımsız bir jüri tarafından değerlendirilecek.  Gönüllü eğitmen belirleme süreci Habitat tarafından yürütülecek. Gönüllü olmak için, Habitat’ın web sitesine (www.habitatkalkinma.org) başvuru yapılacak.

Finansbank Genel Müdürü Güzeloğlu, 200 banka çalışanıının da gönüllü eğitmenler projesine katkı vereceğini anlatıyor. Kodu projesine büyük önem verdiklerini söyleyen Güzelbey banka olarak sosyal sorumluluk projelerini de “Minik eller büyük hayaller” başlığı altında topladıklarını ekliyor. Bu arada bir de matematik müzesi açacaklarını belirtiyor.

Türkiye bilişim üssü olabilir

Proje ortakları Türkiye’nin bir bilişim üssü olabileceğini düşünüyor. Estonya ve Güney Kore’yi de örnek gösteriyorlar.

Estonya’da  Skype gibi birçok start up’ın doğduğunu hatırlatırken, Güney Kore’nin asıl başarısının da çocukların eğitimlerde küçük yaşlardan itibaren dijital teknolojilerle tanışarak, yaratıcılıklarını geliştirmelerinden kaynaklandığını ekliyorlar.

Türkiye’nin en büyük avantajı sık sık vurgulandığı gibi genç nüfus.  Dünya bu kadar hızlı değişirken bu potansiyel doğru kullanılırsa Türkiye gelişmiş ülkeler arasına girer. Aksi takdirde ucuz işgücü, işsizlik, vasıfsızlık kaderimiz olur.

Ankara’da siyaset kavgalarına bir de buradan baksak nasıl olur!