Nükleer yıldırımdan zararsız

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, nükleer güç santrallarının riskinin, hâlâ yıldırımdan ölme riskinin 5'te 1'i kadar olduğunu söyledi.
Nükleer yıldırımdan zararsız

Dünyanın birçok ülkesinden özellikle Rusya ile iş yapan şirket yöneticilerinin ilgi gösterdiği Uluslararası Ekonomik Forumu için oluşturulan kongre vadisine geniş güvenlik önlemleri arasında giriyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın da katıldığı ilk oturumun başlığı ‘Nükleer Güç: Fukuşima Sonrası Bir Yıl.’
Konuşmacılar arasında Türkiye’nin Akkuyu Nükleer Santralı’nı yapacak Rosatom’un başkanı Sergei Krienko yer alıyor. Fukuşima’dan sonra geçen bir yılda kötümser senaryoların geride kaldığını açıklayan Krienko, “Dünyada sağlıklı ve ucuz enerji nükleerin dışında yok. Güvenlik önemli. Türkiye’nin kararlı ve istikrarlı durumunu saygıdeğer buluyorum” diye başlıyor.
Taner Yıldız ise konuşmasına Fukuşima’yı dikkate alınması gereken bir iş kazası olarak niteleyerek başlıyor. “Ancak her tehdidin bir fırsatı vardır. Aynen Çernobil kazasından sonra güvenlik sistemlerinin arttırıldığı nükleer güç santrallarıyla alakalı 144 tane inşa edilmiş nükleer güç santralı gibi” diye devam ediyor.
Yıldız, kazadan sonra nükleer güç santrallarının kapatılacağının açıklandığını ancak bunun gerçekleşmediğini de hatırlatıyor ve büyümenin hem dünyada hem de Türkiye’de artarak sürdüğünü ve enerji ihtiyacının iki katına çıktığını söyleyerek şöyle devam ediyor:
Sürdürülebilir bir enerji politikası ortaya koymamız için nükleer güç santralları bizim için zorunluluktur. Bununla alakalı kararlılığımızı sürdürüyoruz, kararlılığımızda hiçbir bozulma olmadı.
26 tane 40 yaşını doldurmuş ve artık işletmesinin kapatılması zorunlu hale gelen nükleer santraldan vazgeçmenin, nükleer güç santrallarından vazgeçmek anlamına gelmediğini bilmek lazım.
“2031’de ben, nükleer santralın faaliyetini durduracağım” dedi bir ülke. Peki tehlikeliyse niçin şimdi durdurmuyoruz bunu? Baktığınızda görüyorsunuz ki 40 yaşını o zaman dolduracak.
Rosatom ve Atomstoy Export ile yapacağımız nükleer santrallar projesi Mersin Akkuyu’da yapacağımız proje için ben de hafif ironik olmak kaydıyla, ‘Biz de 2071’de kapatmayı düşünüyoruz’ dedim. Bu, meramımı anlatmak için önemliydi.
Yıldız, dünya enerjisinin yüzde 13,5’inin nükleer santrallardan karşılandığını hatırlatırken, Çernobil’den sonra 144 santral kurulduğunu, Fukuşima’dan sonra 30 ayrı ülkede 63 santralın yapımına devam edildiğini ekliyor.
Yıldız, dünyadaki nükleer güç santrallarının yarısının ABD, Fransa ve Japonya’da bulunduğunu da söylüyor ve “Turizmi tehdit eder denir, Louvre Nehri üzerinde Fransa’da 14 tane santral var. Dünya koruma alanı içine alınmış olmasına rağmen, bunlar yapılabiliyor” diyor.
Nükleer tehlikeli mi değil mi korkularına yanıtı ise şöyle:
“Nükleer güç santrallarının riski, hâlâ yıldırımdan ölme riskinin 5’te 1’i kadar. Bu salonda bulunanların yakınları, akrabaları veya yakınlarından yıldırımdan ölen hiç kimse olmamıştır belki. Ama nükleer riski, hala o riskin çok altında. Fukuşima önemli bir kazadır. Bu kazadan herkes ders almak durumunda. Biz de öyle yapıyoruz. Hiçbir yatırımcı bütün o parasını riske edip de bu tür yatırımlara ciddi blok paralar koymazlar. O yüzden tabii ki herkes güvenliğini, deprem risklerini göz önüne almak zorundadır.”
Nükleerin tartışıldığı bölümde bir de oylama yapıldı. Ancak katılımcılar nükleer santral yöneticileri, üreticileri olunca “hayır” çıkmasını beklemek imkânsızdı. Fukuşima’nın üzerinden geçen bir yılda anlaşılan acılar unutulmuş. Dünya çılgın büyümenin esiri olmaya devam edecek.
Etmesin de ne yapsın? Nüfus hızla artıyor. İş-aş lazım. Tek yol ucuz enerji. Her ne pahasına olursa olsun...


Türk modeli örnek oldu
Toplantı sonrası kısa süre sohbet imkânı bulduğumuz Yıldız’a Güney Kore, Çin, Japonya ile görüşülürken batılı firmaların neden görüşmelerde yer almadığını soruyoruz: “Türkiye’nin gündeme getirdiği model nedeniyle mi ilgi gösterilmiyor?”
Yıldız önce Türk modelini açıklıyor: “Bugüne kadar santralı yapacak ülke parasını veriyor, inşaat yapılıyor, çekip gidiyordu. İşletme başkasındaydı. Biz gel kardeşim parayı bul, santralı yap, işlet, riski de paylaş diyoruz. Fukuşima’dan sonra bu modelin ne kadar önemli olduğu anlaşıldı. Şimdi herkes incelemeye başladı. Modelin çok doğru olduğunu düşünüyorlar.” Yıldız önceki gün açıkladığı deprem haritası ile fay hatlarının da netleştiğini söyleyerek “Akkuyu’da risk yok” açıklamasını bir kez daha yapıyor. Yıldız, “Fay hattında santrala izin verilmez. Ama 100 km. yakınındaysa simülasyon yapılır” diyor. 


Putin yüzünden 9 saat rötar

Rusya Federasyonu St. Petersburg’da 16 yıldır Davos alternatifi toplantılar düzenliyor. Saint Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu’na TÜSİAD da kurumsal olarak katıldı. Bu yıl bir grup gazeteciyi de davet etti.
Rusya’daki yatırımlarıyla Türkiye’nin en büyük taahhüt şirketlerinden biri haline gelen Rönesans Holding’in özel uçağıyla St. Petersburg’a gitmek için Sabiha Gökçen Havalimanı’nda buluştuk.
Ilıcak Holding’in Yönetim Kurulu üyesi İpek Ilıcak’ın ev sahipliğinde 13.30’daki kalkış saatini beklerken St. Petersburg’dan bir haber geldi. “Özel uçakların inişine izin verilmiyor. Kalkış saati belli değil.”
Uzun sürecek bekleme böyle başladı. Saatler saatleri kovaladı. İpek Hanım Moskova, Helsinki gibi alternatifleri araştırırken Hürriyet gazetesi yazarı Vahap Munyar THY Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Büyükekşi’den bilgi aldı.
Öğrendik ki Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg’a geldiği için havalimanı bütün uçuşlara kapatılmış. Açıldıktan sonra ise 100’e yakın özel jetin inmesiyle trafik tamamen altüst olmuş.
Bu nedenle 13.30 tarifeli seferini yapan THY uçağı da yakıt yetersizliği nedeniyle Helsinki’ye inmek zorunda kalmış...
Sonuçta gece 21.30’da uçuş izni verildi de biz de Rusya’nın bu kadar önem verdiği toplantılara katılma imkânı elde ettik.
Sonuç olarak son aylardaki THY rötarlarından yakınırken, Rusya sayesinde bir rekora imza attık. Tam 9 saat süren bir rötara yakalandık. Üstelik ne hesap sorabilecek bir yer vardı, ne bilgi alabilecek bir merci. Havaalanı kapandı dediler, kapandı.
İşte bu yüzden aksak da olsa eksik de olsa hâlâ demokrasi ile yönetildiğimiz için şükrettik!