Otoda desteksiz yerli marka zor

BD Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Osman Boyner, Çin'in yerli otomotiv endüstrisini elektrikli araçlar üzerinden kurmaya karar verdiğini söyleyerek Türkiye'ye de bunu öneriyor. Boyner "Ancak devlet desteği olmadan marka yaratmak zor" diyor.
Otoda desteksiz yerli marka zor

Dünyada karbon salımının yarattığı küresel ısınma ve petrolde yaşanan istikrarsızlık elektrikli araç konusundaki çalışmaları hızlandırdı. Yerli bir otomobil markası yaratmak için hazırlanan Türkiye için de elektrikli araç teknolojisi artık daha çok tartışılıyor.
BD Otomotiv elektrikli araçlar konusunda gelişmeyi bir süredir yakından izleyen ve yatırımlara başlayan bir grup. Fisker otomotiv ve Çinli BYD firmasının distribütörü olan, İtalya’da ise Renault Kangoo, Fiat Ducato gibi araçların elektrikliye dönüşümünü sağlayan BD Otomotiv’in Yönetim Kurulu Başkanı Osman F. Boyner, yerli otomobil markası için dünyada olduğu gibi Türkiye’de de devlet desteğinin şart olduğunu söylüyor. 

Bir süredir elektrikli araçlar üzerine yatırımlar yapıyorsunuz. BD Otomotiv olarak neler yapıyorsunuz?
Kuruluş amacımız “ulaşımın elektriklendirilmesi.” Elektrikli araçların dağıtım, üretim ve şarj altyapısı konusunda faaliyet gösteriyoruz. Türkiye ve bazı Doğu Avrupa ülkelerinde, BYD ve Fisker marka araçların dağıtımına yönelik satış ve servis ağımız var. Üretime yönelik olarak da İtalya ve Türkiye’deki montaj hatlarında hafif ticari araçları elektrikli araca dönüştürmeye odaklandık. 

Müşterileriniz kimler?
Araç filolarına gidiyoruz. Avrupa’da sessizliği korumak için sadece elektrikli araçların girişine izin verilen yerler var. Kargo taşıyanlar, catering firmaları, PTT gibi kuruluşlar var. Sadece İstanbul değil piyasamız. Kopenhag, Almanya, Londra, Milano, Güney Floransa’dayız. Aslında dönüşümü Türkiye’de başlatacaktım ancak bürokratik zorluklar olunca bu işi İtalya’da başlattım. Çok da iyi oldu. Avrupa’da bu konu daha hızlı yayılıyor. 

Ne kadar hızlı gelişiyor satışlar?
Ben şöyle görüyorum, satış değil problem, üretim. Tedarik zincirinin geliştirilmesi gerek. Bizim üretim İtalya’daydı, önümüzdeki dönemde buraya getireceğiz. O kadar çok ticari araç var ki Türkiye’de. 2011’de bu sistemi kurmakla uğraştık. 2013 daha da büyüyecek. 

Elektrikliye dönüştürmeyi Türkiye’de ilk yapanlardan birisiniz değil mi?
Avrupa’da da nadir yapan şirketlerden biriyiz aslında. İnsanlar Türk şirketlerin neden gelip bu pazara girdiklerine şaşırıyor. Danimarka postası ihaleye çıktığında bizden başka giren yoktu. 

Elektrikli otobüs üretecek misiniz?
8 metrelik otobüs imalatına bu yıl başlıyoruz. İki kapılılar. Bunu Avrupa için yapıyorum. Çünkü Avrupalılar daha bilinçli bu konuda. Türkiye’de bilinçli ama ekonomisine bakıyor. 

Otobüsü üretecek misiniz, hazır mı alacaksınız?
Distribütörü olduğumuz Çinli firmayla bunu yapalım dedik. 2013’te onlarla üretip burada piyasaya vermeye başlayacağız. Hedefimiz o. Detaylarını konuşacağız. Ancak Türkiye’de de o kadar çok yer var ki üretim yapacak. Otobüs üreticileri kapasitelerini kullanamıyor. Sıfırdan kurmanın anlamı yok diye düşünüyorum.
Türkiye otomobilde bir marka yaratma hedefinde.
Dünya emisyonsuz arabaya gidiyor. Mesela ABD’de Kaliforniya bu konuda cidden öncü. Çünkü çok büyük hava kirliliği problemi yaşıyor. Rüzgâr yok. Türkiye’de de Konya korkunç. Elektrikli otobüs koyalım sokaklara. Petrolü ne kadar ortadan kaldırırsanız o kadar iyi. Yerli markanın elektrikli teknolojiye uygun olması önemli. Bu konuları Sayın Bakan Ali Babacan’la çok konuşuyoruz. 

Ne öneriyorsunuz? Neye dikkat edilmeli?
Yatırım yaparken çok akıllı olmamız gerekiyor. Çünkü bu paralar benim param, sizin paranız. Filtre yapın, yenilikçi bir ürün getirin. Bu üründeki maliyetiniz mevcut olandan ne kadar farklı? Aynıysa bile senin önünü açayım demek gerek. Benim elektrikli araçla çıkmamın nedeni de bu. Ticari araçları dizel maliyetine üretirsek önümüzü açın diyorum. Enerji verimliliği. Burada katma değer denilen şey bu. 

Ne kadar enerji tasarrufu var?
Biz dünyada enerjiye bağımlı bir ülkeyiz. Yüzde 56 dışa bağımlıyız. Eletrikli araçla kullandığınız elektrik çok düşük. Bütün gün tost yapsanız daha fazla elektrik kullanmış olursunuz. 

Yeni teşvikleri nasıl buldunuz?
Teşvikler henüz çıkmadı. Henüz detayı göremediğimiz için yorum yapmak zor. Ama teşvik konusunda ben her şeyi birden yapacağım demek de doğru değil. Kademe kademe yapmak lazım. Eminim ki hükümet 10 senedir bir şey anladı. Katma değerli ekonomiye geçmek. 2002-2005’te enflasyonu nasıl aşağı çekebiliriz, borcu nasıl azaltırız konusu önemliydi. Konjonktür oydu. Son seçimlerden sonra ise hükümet aldığı oyla da rahatladı ve ülkeyi daha nasıl iyiye götürebiliriz diye strateji arayışına girdi. 

Katma değerli ekonomiye geçmek için ne yapmalı?
Bunun için eğitime yatırım yapmanız lazım. Katma değeri kim yaratıyor. Makine değil insan. Ne yazık ki bizim sistemimiz hâlâ ezbercilik üzerine. Araştırma geliştirme kültürü bir günden yarına olmaz. İyileşiyor tabii ki geriye gitmiyoruz ama ne kadar ileri gidiyoruz? İkinci eksik ise tasarruf. Para biriktirmemiz lazım. Türkiye 2002’den beri makro açıdan önemli şeyler yaptı. Şimdi mikro değişim gerekiyor. 

Teşviklerde bu konuda sinyaller almadınız mı?
Birçok ana sektörler otomobil, uçak gibi sektörlerin teknolojik ağırlıklı yatırımları için devlet desteği şart. Dünya da böyle yapmış. 4- 5 sene önce ben bir araba firmasına yatırım yaptım. Marka 88 senenin ardından ABD’de ilk çıkan marka. Yatırımcı 1 milyar dolar para yatırdı, devletten de 500 milyon dolar uzun vadeli borç aldılar. Devlet hem maddi hem manevi destek veriyor. Ona göre kanun çıkarıyor. Mesela elektrikli araç üretiyorsun. Diyor ki şu hattı kullanabilirsin sabah trafiğinde. 

Peki yeterince ilgi var mı elektrikli otobüse?
Yeni teknoloji olduğu için herkes korku içinde. Metrobüs yokuş çıkmadı elektrikli çıkar mı diye düşünüyorlar. Bu kadar insanı taşır mı diye düşünüyorlar. Bu bir eğitim süreci ve biz bu süreçten geçiyoruz. Bu bir senelik bir süreç.

Çİn, bağımlı olmamak İçİn Elektrİklİ üretİmİ seçİyor
Dünyada elektrikli araç üretimi ve kullanımının yaygınlaşması hızlandı mı? Piller nedeniyle 20 yıldan söz ediliyordu. En kararlı Renault çıktı. Süreci hızlandırdı mı?
Çok teşekkür ediyorum onlara. Renault bu durumda öne geçmek istedi. Renault yapınca bizim de önümüz açıldı. Japonya’da Mitsubishi de aynı şeyi yaptı. Çin’de her yıl 15 milyon araç trafiğe çıkıyor. Araç başına tüketilen benzin 2 ton. Türkiye’nin bir yıldaki ithalatı 30 milyon ton. Çin her yıl bir Türkiye ithalatı eklemek zorunda. Bu nedenle Çin diyor ki benzin ithal edeceğime yeni bir sistem kurup elektrikli araç üretirim diyor. 210 proje var nükleer santralda. Motor teknolojisi yok. Niye bağımlı olayım diyor.

Çİn’İ görmemİş TÜSİAD üyelerİ var
Dünyanın merkezi doğuya kayıyor. TÜSİAD International olarak geleceği nasıl görüyorsunuz?
TÜSİAD 1970-71’de niye kuruldu? Türkiye’de daha iyi örnekleri gösterelim, devlete lobi yapalım dolayısıyla Türkiye iyiye gider, bizim de işlerimiz iyiye gider diye. Gönüllü bir organizasyon. 30 yıl sonra ise misyonu değişmeye başladı. 2001 yılından itibaren iş geliştirme konusuna odaklanalım dendi. Biz dedik ki dört ülkeyle iş geliştirelim. Rusya, Brezilya, Hindistan, Çin. Brezilya ile Rusya bizim hammadde aldığımız ülkeler. Bu ülkelerle yeni bir strateji geliştirelim denildi. 

TÜSİAD Avrupa’ya yönelik çalışan bir üye yapısına sahip. Bu değişiyor mu?
Türkiye katma değer odaklı bir stratejiye yönelmek zorunda. DEİK’te de böyle bir hazırlık var. Mesela eylülde bir Çin konferansı düzenleyeceğiz. Türkiye’nin Çin’le ekonomi politikası ne olmalı başlıklı. Biz TÜSİAD olarak Çin’de 2008’de ofis kurduk. Her yıl TÜSİAD’ın bir yönetim kurulunu Washington’da yaparız. Ben iki yıldır bunun Pekin’de de yapılması gerektiğini söylüyorum 

Yönünüz Doğu’ya dönüyor yani…
Aslında TÜSİAD üyesi işadamlarımız at gözlüğüyle bakıyor. Hep Batı’ya alışmışız. TÜSİAD’da daha Çin’e gitmemiş üyeler var. Batı ile hep bir saadet zinciri kurulmuş. Bu bitiyor artık. Sadece ihracat da yetmez. Artık ortak yatırım dönemi başlıyor. Bu yarışta artık fasoncu olarak işi götüremeyiz. Gideceğiz teknoloji pazar payı alacağız ve Çinlilerle paylaşacağız.