"Para kaybetmenin en asil yolu şarap üretimidir"

Boğazkere ve Öküzgözü üzümleriyle ihracata yönelik şarap üreten Gülor, hem ABD'de hem Avrupa'da ödül aldı. Yurtiçinde yasaklarla zorlanan butik şarap üreticileri, Sabancı'nın yaptığı gibi özgün Türk üzümleriyle ihracat yolu arıyor.

Emirgan’daki Sabancı Müzesi’nin içinde bulunan Changa Restorant’tayız. Bugünlerde dünyanın en ünlü sanatçılarından Miro’nun sergisi var müzede. İlgi büyük. Müzenin müdürü Nazan Ölçer iki ayı daha olan serginin ziyaretçi sayısının 130 bine ulaşacağını söylüyor.

Miro nedeniyle lokantanın menüsü de sanatsal. Örneğin Miro çorbası bir yemekten çok, bir sanat eserine benziyor.

Müzede bulunmamızın nedeni sergi değil şarap… Sabancı Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın hobi olarak başladığı şarap üretiminde önemli bir gelişme var ve biz de bu başarıyı başarısını geçen ay Ayvalık’ta büyük bir heyecanla bizimle paylaşmıştı. Detaylarını da 2010 yılında şirketin yönetici ortağı olan Adnan Erem anlattı.

Sabancı, Öküzgözü ve Boğazkere üzümleriyle ürettiği şarapları dünyada şarap üretiminin önemli merkezlerinden biri olan Kaliforniya’ya ihraç etmeye başlamıştı. Bu şaraplar bugünlerde iki ödül sevinci birden yaşıyor. ABD’de altın madalya alan şaraplar geçen haftalarda da Avrupa’nın en prestijli yarışması IWC’de altın madalya ile ödüllendirilmiş. Türkiye’nin 2000’li yıllarda başladığı butik şarapçılıkta önemli bir noktaya gelindiğini gösteren bu ödüllerin artık farklı bir anlamı da var.

Yurtiçinde yasaklarla giderek hareket edemez hale gelen üreticilerin gözü artık yurtdışında. Bunun için de şarap pazarından Türkiye’nin özgün üzümleriyle pay almak istiyorlar. Adnan Erem’e göre, bu ödüller artık uluslararası standartlarda üretim yapan Türk şaraplarının dünyada ilgi görmeye başladığını gösteriyor.

Türkiye dünyada tanınıyor, şarap üreticileri dünya kalitesine ulaşıyor, yasaklara rağmen yatırımlar sürüyor ama Erem’in verdiği rakamlar gerçekten yolun daha ne kadar başında olduğumuzu gösteriyor. Erem şunları söylüyor:

“Türkiye’nin bulunduğu coğrafya binlerce yıl önce şarap üretiminin yapıldığı ilk bölge. Ama dünyada 30 milyar litre şarap satılıyor. Türkiye’de ise 50 milyon litre. Toplam üretim de 75 milyon litre. İhracat 3 milyon dolar; ithalat 3 milyon dolar. Dünya ticaretinde payımız sıfır yani. Bu rakamlar Türkiye’de şarapçılığın emekleme safhasında olduğunun göstergesi.”

Erem, dört yıl önce Gülor’a katıldığında iki çıkış yolu projesi hazırladığını belirtiyor. Bunları şöyle anlatıyor:

“Bunlardan biri yerli ve yabancı üzümlerden kupajlar yapmaktı. Bunu yurtiçinde satabilirsiniz. Diğeri ise Türk üzümlerini binlerce yıldır yetiştiği bölgelerden tedarik ederek, orijinlerine sadık kalarak özendirmek.”

Ödüle giden yol da bu projelerden gelmiş. Erem “Bu kapsamda Elazığ ve Diyarbakır bölgesinde yetişen Öküzgözü ve Boğazkere üzümleri için bir bağla anlaştık. Üzümleri Tekirdağ Şarköy’de işledik. Biraz maliyetli oldu ama gerçekten uluslararası kalitede bir şarap çıktı.”

Erem’e göre şarap üreticilerinin çıkış yolu ihracat. Şarap üreticilerinin yurtdışında Ekonomi Bakanlığı’ndan URGE (Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi) desteği almaya hazırlandıklarını kaydeden Erem, bu kapsamda şubatta Almanya’da Türk şaraplarının tanıtımını yapacaklarını açıklıyor. Masrafların yüzde 75’ini bakanlığın karşılayacağını anlatan Erem “İkincisini de birkaç ay sonra Londra’da planlıyoruz. Bu destek önemli bir fırsat... Üç yıl boyunca 10 projeyi destekleyip, tanıtım giderlerini verecekler” diyor.

Son yıllarda güçlenen gastronomi sektörüyle ortak bir yol bulunamaz mı? Bu soruya da şu yanıtı veriyor:

“Gastronomi sektörü ile birlikte ilerlemek çıkış noktalarından biri. Göreve geldikten sonra Çin’le çok ilgilendim. İtalyan hükümeti Çin’de açılacak her restoran için 50 bin Euro karşılıksız yardım yapıyor. Tek şart İtalyan ürünleri satılması. Bizim de böyle bir şansımız olur. Gündeme getirdik ama kolay görünmüyor.”

Türkiye’de sektörle işbirliğinin ise zor olduğuna işaret eden Erem’in yorumları şöyle:

“İyi şarapla iyi yemek çok pahalı. Bu da şarabın pahalı olmasından değil, hala restoranların şarabı en iyi gelir kaynağı olarak görmelerinden kaynaklanıyor. Yasaklardan sonra tek satacağımız yer restoranlar kalınca onlar da tüm alım güçlerini kullanıyorlar. Türkiye’de marketlerden sonra Doğuş’un birçok restoranı almasıyla restoranlarda da bir konsolidasyon oldu. Bu nedenle yeni pazarlar arıyoruz. ABD, Kanada’dan başka Rusya ile ilgileniyoruz. Orada bira alkol kapsamına alındı. Yeni trend şarap. Hiç Türk şarabı yok. Oysa bütün dünyanın iyi şarapları orada.”

Erem ihracata artık öncelik veren Gülor’un Türkiye şarap ihracatının yüzde 5’ini karşıladığını söylüyor. Hedef ise 200 bin şişe ihracat yapmak.

Sektörün geleceğinin uluslararası arenadaki başarılarla belirleneceğini de ekleyen Erem, şarap üretiminin ancak üçüncü kuşaktan itibaren ayağının yere bastığını ekliyor.

Güler Sabancı’nın şarap üretimine başladığı için pişman olup olmadığına, “Hiç öyle görünmüyor” yanıtını verirken, bir de şu notu düşüyor:

“Dünyada para kaybetmenin en asil yolu şarap üretimidir.”