Resimde balon var, kötü patlayacak

Kutluğ Ataman'a göre Türkiye'deki sanat fiyatları eninde sonunda uluslararası marketle test edilecek ve çok kötü patlayacak.

Kutluğ Ataman yönetmenliğinin yanı sıra çağdaş sanatın önemli isimlerinden biri. 1997 yılında 5’inci İstanbul Bienali ile ilk çıkışını yapan Ataman’ın eserleri uluslararası koleksiyonlarda yer alıyor.
Bunların arasında, New York MoMA, Viyana Thyssen-Bornemisza Art Contemporary, İstanbul Modern, Atina Dimitris Daskalopoulos Collection ve Pittsburgh Carnegie Museum bulunuyor.
Ataman’la Erzincan’da yaptığımız sohbette Türkiye’de resim ve çağdaş sanattaki gelişmeleri de konuştuk. Türkiye’de son yıllarda hızla gelişen, dünyanın ünlü müzayede zincirlerini çeken, fuarlara ev sahipliği yapan resim ve çağdaş sanatta Burhan Doğançay’ın Mavi Senfoni isimli tablosunun 2 milyon dolara Murat Ülker’e satılması bir dönüm noktası oldu.
Ataman, Türkiye’de uzun yıllar koleksiyonların pata küte yapıldığını söylüyor. İstanbul Bienali’nin etkisi, ticari galerilerin açılıp bunların yurtdışına birtakım satışlar yapmaya başlamalarıyla gelişmelerin yönünün değiştiğini anlatıyor. Bazı genç bankacıların koleksiyonlarına güncel çağdaş sanat almaya başlamalarının da bu gelişmeyi hızlandırdığını anlatan Ataman, bugün gelinen durumu “Balon oldu mu, oldu. Şimdi bir balon var” sözleriyle açıklıyor.
Bu balon patlar mı, soruma yanıtı ise şöyle:
“Evet, çok kötü patlayacak. Eninde sonunda uluslararası marketle test edilmek zorunda Türkiye’deki sanat fiyatı. Şu anda çok fazla. Kendi iç tüketiminde ancak bir süre bu illüzyonu takip edebilir.”
Mavi Senfoni’nin 2 milyon dolara satılmasıyla başlayan süreç mi bu?
Bence Mavi Senfoni 10 yıl sonra aynı fiyatı bulamayacak.
Balonu önlemek ve yeni bir tüketici kitlesi oluşturmak için Anadolu kentlerinde çalışmalar var.
Anadolu’da bu tüketicinin yeşermesini ben biraz hayal olarak görüyorum. Tabii burası Türkiye, ne olacağı belli olmaz. Tabii ki kolektörler arasında birinciler, ikinciler, üçüncüler vardır. Daha zengin olanları bu marketi idare ediyorlar. Değersizleşen, hatalı eserleri market manipülasyonu yaparak daha hevesli yenilere ve daha fakir zenginlere satıyorlar. Yük atıyorlar.
Yeni Anadolu sermayesi bir umut değil yani...
Yanlış seçimlerini satıyorlar. Onun için Sothebys, Christie’s var. Bu şekilde bu balonu koruma durumu nasıl olabilir diye araştırılıyor. Anadolu için bu durum erken. Anadolu sermayesi daha araba, villa, Boğaz’da yalı döneminde.
Siz de çok ilgi gören bir sanatçısınız. Sizin fiyatlarınız nasıl?
Benim fiyatlarım Türkiye’deki çoğu sanatçının fiyatından daha düşük. Çünkü ben her zaman dünya fiyatlarımla eşit bir şekilde dünyada çalışıyorum. Benim fiyatlarım benchmark. Sürüyle galeri fiyatlarımı benchmark olarak kullanıyor. Benim fiyatımın üzerinde satılıyorsa o tehlikeli yatırım kabul ediliyor ciddi koleksiyonerler arasında.
Avrupa’da kriz piyasayı nasıl etkiledi?
Benim deneyimim public money azaldı. Müzelerin prodüksiyona girme, yeni işlere girme güçleri azaldı. Dolayısıyla müze satışı azaldı. Bunun tam tersi özel koleksiyonlara yaptığım eserlerden kâr arttı. Şimdi birdenbire beklemediğim yerlerde satış oluyor. Hindistan, Brezilya, Ortadoğu. Avrupa ve ABD müzelerinde düşüşler var. Çünkü oralarda para suyunu çekti. Türkiye’de satışlar çok iyi.

Erzincan kayak merkezi olacak “Etrafı dağlık ortası bağlık.”
Erzincan’ın tarifini böyle yapıyor yöre halkı. İki depremle sarsılmış. 1992’den sonra yeni Erzincan kurulmuş. Ünlü bir mimar tarafından planı yapıldığı için de düzgün kentleşme şansını yakalamış. Türkiye’de bile Erzurum’la, Elazığ’la karıştırılan Erzincan’ın diğer kentlerden farklı bir kimliği var. Uzun yıllar Ermeniler yaşamış, 95 bin nüfusun neredeyse yarısı Alevi ve Zaza... Çok kültürlü, hoşgörülü bir kent...
Ünlü politikacıları arasında Fahri Korütürk, Yıldırım Akbulut ve son olarak Binali Yıldırım var.
Yıldırım bugün Erzincan milletvekili değil ama doğduğu kentten elini hiç çekmemiş.
Erzincan Bal Festivali için geldiği kentte kısa sohbetimizde “Çocukluğum ve gençliğim bu kentte geçti. Duygusal bağım var. Hizmet noktasında ayrıcalık yapmadık ama sık sık gelirim” diyor.
Ayrıcalık yapmasa da AK Parti’nin 9 yıllık iktidarı süresinde önemli yatırımların adresi olmuş.
Hızlı tren geliyor, duble yollarla çevre kentlere bağlanmış. 1500 kişilik çağrı merkezi ise kente yeni bir istihdam kaynağı olmuş.
Kentin yeni buluşma meydanı Saat Kulesi’nde Belediye Başkanı Yüksel Çakır ve Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle’den yapılan yatırımları, kentin bugünkü durumunu dinliyoruz.
Çakır, genç bir belediye başkanı. Ataman’ın Erzincan’ı dünyaya tanıtacak stüdyosunu taşıma ve film projesine büyük destek veriyor.
Kentin önemli hayalleri ve hedefleri var. Onları anlatıyor Çakır.
Erzincan’da işsizliğin yüzde 6 olduğunu, kişi başına düşen milli gelirin de 6500 dolar olduğunu anlatıyor Çakır. Teşviklerde 4’üncü bölgede olmalarına ise hiç üzülmüyor. “İnsan yatırım almak için gelişmedim der mi? Biz memnunuz bundan” diyor.
Organize Sanayi Bölgesi de var. Dolmuş. Organik tarım ise yeni gelişen alanlar arasında.
Turizm ise kentin yeni vizyonunda önemli bir yere sahip.
Ergan Dağı’na yapılmakta olan kayak merkezi projesi hızlanmış. Çakır, kuru ve uzun süre kalan karıyla büyük bir potansiyele sahip olan Ergan Dağı’nın kısa süre içinde dünyanın önemli merkezlerinden biri olacağını anlatıyor.
THY’nin düzenli seferleri var. Pegasus da yakında uçmaya başlıyor. Bu arada Avrupa’da çalışan işçiler için doğrudan bir sefer de gündemde. Yamaç paraşütünde Rusya finalleri de eylül sonunda burada yapılacakmış.
10 yıl sonra bambaşka bir Erzincan’la karşılaşmak hiç de hayal görünmüyor.