Sermayesi akıl olan MCT halka açılıyor

Türkiye'de ilk kez bir beyin avcısı ve danışmanlık şirketi halka açılma kararı aldı, bugün talep topluyor.

Bugün Türkiye’de ilk kez sermayesi “akıl” olan bir şirket halka açılmak için talep toplamaya başlıyor. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Gelişen İşletmeler Piyasası’nda hisselerinin yüzde 15’ine yatırımcıların ilgisini bekleyen bu şirket yetenek avcısı bir şirket: Management Centre Türkiye.
Alper Utku ve Tanyer Sönmezer tarafından kurulan şirketin faaliyetleri arasında yetenek avcılığı, insan kaynakları yönetimi, birleşme ve satın almalar, şirketlerin performansını yükseltmek gibi konular var.
İki ortak halka açılma öykülerini Beyoğlu House Coffe’nin özel mutfağında kendilerinin hazırladığı yemek sırasında anlattı. Biz de halka açılma gibi teknik bir konuyu yemek tariflerinin eşliğinde dinledik.
Yönetici ortak Tanyer Sönmezer, ODTÜ, Yönetim Kurulu Başkanı Alper Utku ise Boğaziçi Üniversitesi mezunu.
Sönmezer, Türkiye’de ilk kez fabrikası, arazisi olmayan beşeri sermaye şirketinin halka açıldığını vurguluyor ve “Kafamızdan başka bir şeyimiz yok” diyor.
“Şirketin değeri nasıl belirlendi” sorusuna yanıtı şöyle:
“20 yıllık ciro, gelecek 10 yıla ilişkin vizyonumuz ve 5 yıllık operasyon hedefimiz baz alındı. Türkiye’nin en beğenilen 20 şirketinin hepsi bizim müşterimiz. Türkiye’de ise ilk örnek, öncü biz olacağız.”
Aşure dağıtacak
Utku ve Sönmezer, yaptıkları işin önemini de şöyle özetliyor: “Türkiye’nin önde giden bir ülke olması için şirketlerin iyi kondisyona sahip olması şart. Başka ülkelerin fasoncusu olmamak için şirketlerin gelişmesi şart. Bu nedenle de beşeri sermaye şirketlerinin önem kazanması gerekiyor.”
MCT Danışmanlık halka arz açıklamasını ilginç bir toplantıyla açıklarken gongun çalınacağı 30 Mayıs günü için de farklı bir açılış planlıyor:
“Gong çaldıktan sonra İMKB’de aşure dağıtacağız. Bereket demektir.”
Aşureyi yapacak kişi de tabii Sönmezer olacak. Yatırımcı şirkete ne kadar bereketli yaklaşacak? Yaşayıp göreceğiz.

Aşk mı para mı?
Sabancı’nın Seed konferans merkezindeyiz. Ekranda yerli, yabancı, genç erkek ve kadınlar arasında küçük bir anket yapılıyor. Soru şu: Aşk mı para mı? 30’a yakın katılımcıdan kadınların hemen hemen hepsi hiç düşünmeden ‘aşk’ , erkeklerin ise büyük çoğunluğu yanında sevgilisi bile olsa ‘para’ diyor.
Tabii ikisini isteyenler de var. Anketin nedeni ise gençlerin aşk yaşamıyla değil, cüzdanlarıyla ilgili...
Uluslararası danışmanlık şirketi Hay Group’un düzenlediği bahar konferansındayız. Ve tema şöyle: “Çalışanlar işine aşkla mı parayla mı bağlı?”
Konuşmacı İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük. Şirketlerde karlılığın ve katma değerin yükselmesinin en önemli itici gücünün çalışanların motivasyonu ve duygusal tatmin olduğunu söylüyor. “2023 hedeflerine ulaşmanın koşulu bu” diyor.
Hay Group Türkiye Genel Müdürü Sylvia Devoge de, “Son 15 yıldır Fortune araştırmalarından elde edilen en önemli bulgulardan birinin dünyanın en beğenileni seçilen şirketlerin hem aşka hem paraya daha farklı bir şekilde yaklaşıyor olmalarıdır’’ diyor.
Küçük, bir sanayici olarak “Her şey insanla başlar” diyor. Ne yazık ki gerçekler çalışanları motive etmekten çok uzak. İşsizlik artarken, esnek çalışma, kıdem tazminatının törpülenmesi, düşen ücretler çalışanları kıskaca alırken şirketlere aşkla bağlanmak mümkün mü?