Sevimli'nin suçu ne?

Fransa ile ekonomide bahar havası esiyor. Ancak yeni kriz insan hakları ve demokrasi ihlallerinden çıkacak.

Fransa’da Nicolas Sarkozy’nin seçimi kaybetmesi Türkiye’yi sevindirdi. Yerine solcu François Hollande hükümeti geldi. Bu durum iki ülkede olumlu beklentilere neden oldu. En çok da Fransız iş dünyası sevindi. Geçen hafta TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun Milletlerarası Ticaret Odası Yönetim Kurulu’na seçilmesi nedeniyle gittiğimiz Paris’te bu ilgiye tanık olduk.
İki ülke arasında işadamı trafiği hareketlenmiş, Fransız şirketler “büyüyen Türkiye’de” yer almak, ihalelere katılmak için resmi makamların kapısını aşındırmaya başlamış. Yatırımlar sırada.
Ekonomide bahar havası esiyor ancak çok ciddi bir kriz de kapıda. Paris’te görüştüğümüz üst düzey bürokratların dikkat çektiği tehlike, demokrasi konusundaydı. Bu kapsamda gelen krizlerden biri Türk asıllı Fransız vatandaşı olan Sevil Sevimli’nin tutuklanması.
Lion şehrinde işçi olarak çalışan Türk anne-babanın çocuğu olan ve Erasmus programıyla Türkiye’ye gelen Sevimli, Grup Yorum’un konserinde “paralı eğitime hayır” pankartı açmış ve DHKP-C operasyonu kapsamında gözaltına alınarak tutuklanmıştı.
Sevimli’nin Fransa’da çok parlak bir öğrenci olmasının da etkisiyle kamuoyunda ciddi bir tartışma başladığını söyleyen Türk yetkililer, durumu anlatmakta zorluk çektiklerini söylüyorlar ve “Türkiye ayağına kurşun sıkıyor” yorumunu yapıyorlar.
Uyarılarının ciddiyeti de önceki gün Le Monde’da yayınlanan başyazı ile ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan’a “Sevimli’nin suçu ne?” diye soran başyazıda Fransız Büyükelçiliği yetkililerine Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yargılanan Sevimli’yi ziyaret etme izni verilmediği belirtiliyor ve öğrenciye yöneltilen suçlamalar orantısız bulunuyor. Yine anlatılanlara göre iki ülke arasında sıkıntı yaratmaya aday konular arasında insan hakları, Kürt sorunu, KCK davaları yer alıyor.
2010’dan bu yana Türkiye’de 600’e yakın öğrenci ve 70’in üzerinde gazeteci tutuklu. Neden yattıkları, ne kadar yatacakları belli değil. Le Monde’un “Ülkeyi bilenler, eski kötü alışkanlıkların dönüşünden endişe ediyor” yorumu çok hafif kalıyor...

29 yaşında başardı
Türkiye iş dünyasının 1.2 milyon üyeyle en büyük çatı örgütü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 2003 yılında Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’ni (ETÜ) kurdu.
ETÜ bu günlerde bir öğretim üyesinin başarısını kutluyor. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Paris dönüşünde bu başarıyı da anlattı. Üniversiteyi girişimci sayısını ve kalitesini arttırmak amacıyla kurduklarını söyleyen Hisarcıklıoğlu’nun söz ettiği isim Dr. Teyfik Demir. 29 yaşındaki Demir, Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi. Demir, merkezi İngiltere’de bulunan ‘Medical Device and Diagnostic Industry’ adlı mesleki örgüt tarafından medikal teknolojiler alanında dünya çapında 40 yaş altı büyük başarı gösteren 40 kişi arasına seçilmiş.
Hisarcıklıoğlu Demir’in, Türkiye’deki ilk implant test merkezi olan ‘Labiotech’ adlı firmanın kurucusu olduğunu anlatıyor. Omurga cerrahisi ve travma cerrahisinde kullanılan protezlerin zorunlu olan ömür testlerini Türkiye’de yaparak önemli bir girişim yarattığını söylüyor. Almanya’da 23 bin euroya yapılan testlerin Türkiye’de 5 bin liraya yapıldığını ekleyen Hisarcıklıoğlu, testlerin hızlanması ile ürüne dönüşümün de hızlandığını belirtiyor. Bu şirket sayesinde protez üreten Türk üretici sayısı bir yılda 8’den 30’a çıkmış.
Demir ise ETÜ’de uygulanan ortak eğitim programı için sanayide yaptığı ziyaretler sırasında sektördeki açığı gördüğünü söylüyor. Bunun üzerine bu alana girdiğini belirten Demir, “Bu konuda uluslararası araştırmalarım var. Patentlerimden 8 tanesini yerli ve yabancı firmalara lisansladım, pazarda satılır durumda” diyor.