Sigortacıların sigortası atıyor

Liberty Sigorta CEO'su Ragıp Yergin 'Türkiye'nin Avrupa heyecanı bitti, artık keyfi kararlar dönemi başlıyor. Benchmark'ı kaybediyoruz' diyor.
Sigortacıların sigortası atıyor

Liberty Sigorta CEO su Ragıp Yergin sektörün büyüklüğünün 3 milyar liraya ulaşmasını bekliyor.

Aranızda sigorta şirketlerinden yakınmayan yoktur sanırım. Kendi deneyimimden biliyorum. Hürriyet Grubu olarak kurumsal sigortalı olduğumuz bir büyük sigorta şirketi, yaşadığım sağlık sorunu karşısında en az hastalığım kadar beni üzdü. Ciddi bir maliyeti de üzerime yıktı.
Geçmiş yılların hayat gibi branşlarda yaşanan kötü deneyimleri de unutulmuş değil.
Yani tüketici olarak önce sigortalı yapmak için hendek atlatan, sonra yaşanan bir sorun karşısında tazminat ödememek için kırk dereden su getiren sigortacıları pek saygıyla andığımız söylenemez.
Türkiye’ye 2007 yılında giren ve dünyada 100’üncü yılını kutlayan ABD’li Liberty Sigorta’nın CEO’su Ragıp Yergin’le sohbete işte bu ‘güzel duygularla’ başlıyorum. Sohbet nedenimiz son aylarda birbiri ardına çıkan kararlar ve yüzde 60’ını yabancı yatırımcıların oluşturduğu sektördeki gelişmeler...
Yargıtay geçen haftalarda tüketiciyi sevindiren bazı kararları aldı. Biri ölümlü trafik kazalarında destekten yoksunluk tazminatı için ‘kusurlu’, ‘kusursuz’ ayrımını kaldıran ve ölenin yakınlarına da tazminat ödenmesini öngören karardı.
Diğeri ise sürücünün alkollü olduğunun saptanmasına rağmen ölümü halinde sigorta bedelinin ödenmesi kararıydı.
Yergin önce Türkiye sigorta sektöründeki gelişmeleri özetledi. Genç nüfusu ve hızlı büyümesinin Türkiye’yi dünya sigorta şirketleri açısından cazip ülkeler arasına soktuğunu söyleyen Yergin, bu ülkeleri Çin, Hindistan, Polonya, Brezilya olarak sıraladı.
Türkiye’de Avrupa Birliği uyum süreci sayesinde şeffaflaşan sektörün hızla büyüdüğünü ve 2012’de 3 milyar TL’ye ulaşmasının beklendiğini anlattı. Ancak hâlâ sigorta sektörünün gayrisafi milli hasıladaki payının sadece yüzde 1 olduğuna değindi ve amacın bunu arttırmak olması gerektiğini ekledi. 

Konsolidasyon başlıyor
Sektöre giren yabancı sayısının artmasıyla rekabetin de arttığını ve kârsızlığın ortaya çıkmaya başladığını ekleyen Yergin, “Bundan sonra konsolidasyon başlayacak. Tüm dünyada böyle olmuş. Bazı sigorta şirketleri çıkmaya hazırlanıyor” diyor.
Yergin bu gelişmede kârsızlık ve Avrupa krizinin yanında farklı bir gelişmeye işaret ediyor. Zaten dediğim gibi konuşmamızın asıl nedeni de bu.
“Türkiye’nin Avrupa heyecanı bitti. Uyum sürecinde aksamalar başladı. Bundan bürokratlar etkileniyor. Artık keyfi kararlar dönemi başlıyor. Benchmark’ı kaybediyoruz” diyor.
Türkiye’de sigortacılar dışında herkesin lobi gücü olduğunu söylüyor. Genel kanının “Sigortacılar ödesin” olduğunu söylüyor. Sürpriz kararların sigortacıları zor duruma soktuğuna dikkat çekiyor ve “Mesele sigortanın ödenmesi değil. Türkiye’de haksız ödenen bu paralar milli gelirden düşüyor. Emniyet kemeri kullanımını ya da alkolsüz araç kullanımını teşvik etmiyor” yorumunu yapıyor.
Bu bakış açısında ‘sigorta sektörüne güvensizliğin’ de önemli olduğuna katılıyor Yergin. Sistemin hem tüketici hem de sigortacı açısından doğru bir noktada buluşması için yapılması gerekenleri de şöyle sıralıyor:
Bize güvenen de yok seven de. Regülatör kuruluş Sigorta Genel Müdürlüğü bizim bilanço ve sermayeyi takip etmekte başarılı oldu. Ancak atladığı şey hasar süreçleri.
Regülatör kurumun iki konusu olmalı. Hem sermaye durumunu kontrol etmeli. Ama hasar süreçlerini de hallaç pamuğu gibi atmalı. Bunu yapın ki sigortaya güven artsın.
Bu hassasiyet artarsa güven sorununu çözeriz. Bunun için müeyyidelerin de açık olması gerek. Örnek görmemiz lazım.
Avrupa Birliği’nin heyecanında azalma olabilir ama uyumdan vazgeçmememiz lazım. Yabancılar bunu artık sık sık konuşmaya başladı. Türkiye’yi cazip kılan şeffaf bir sistemdi.
Ayrıca bir karar alınırken sigortacılara da sorulmalı. Başbakanlık, Trafik Kazalarını Önleme Kurulu oluşturdu. Tüm kesimler var. Sigortacılar yok. Biz nasıl olmayız, tarafız.
Bizim de imajımızı düzeltmek için yapacağımız şeyler var. Ama her şeyden önce ortak bir vizyona ihtiyacımız var. Amaç tüketiciye sigortayı sevdirmek. Önlem alan tüketici ile almayanı ayrıştırmak.
Bunlar sağlanırsa hedefimiz dünyada 32’nci sırada olan Türkiye sigorta sektörünü 2023’te 16’ıncı sıraya çıkarmak.
Yergin, sektörde keyfi kararlardan yakınıyor, haklı… Tüketici de sürpriz uygulamalardan yılmış durumda. Görev, düzenleyici kurumlara düşüyor.

Müteahhide sessiz ödül!
Türkiye’nin dünya çapında marka olan sektörlerinden biri müteahhitlik. 1980’lerde dışa açılan sektör bugün dünyanın birçok ülkesinde altyapıdan gayrimenkule kadar milyarlarca dolarlık yatırıma imza atıyor. Avrupa’da yaşanan, ‘Arap Baharı’yla derinleşen krize rağmen sektör başarısını sürdürdü. Sektörün dünyada referans dergisi Engineering News Record’a göre 225 inşaat firması arasına 33 firma girdi. Türkiye, Çin’den sonra ikinci büyük ülke oldu.
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), üyesi olan bu kurumları her yıl ödüllendirirdi. Bu yıl Cumhuriyet gazetesinden Utku Çakırözen, önemli bir sorunu ortaya çıkardı. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile TMB arasındaki soğuk savaşı gündeme getirdi. TMB Başkanı Emin Sazak, “Bizim hükümetle aramız iyi” dese de öğrendiğime göre kriz derin. Çağlayan bugün başarılı 33 firmayı basına kapalı bir kahvaltıda ağırlayacak. 

TMB davetli değil
Ardından da basın toplantısı düzenleyecek. Bu toplantıya TMB davetli değil. Gerekçe Çağlayan’ın istediği ismin başkan seçilmemesiymiş. Görüştüğüm birçok isim de bunu yalanlamadı.
Bakan Çağlayan eski bir işadamı olarak politikacıların bu davranışlarına çok tanık olmuştur. Ben bu kadar sübjektif bir değerlendirme yapacağına inanmıyorum. Vardır bir bildiği!