Tarsus Amerikan Koleji, Anadolu'ya açılacak

1888 yılında Amerikalılar tarafından bir misyoner okulu olarak kurulmuş, cumhuriyet dönemiyle birlikte Türk eğitim sisteminin parçası haline gelmiş.

Şevket, Erol, Demir Sabancı, Hasan Güleşçi, Hazım Kantarcı, İlter Turan, Mustafa Aysan, Ayşe Arman... Türkiye’nin iş, siyaset, medya dünyasının ünlü isimlerini bir araya getiren ortak bir nokta var. Tarsus Amerikan Koleji.

1888 yılında Amerikalılar tarafından bir misyoner okulu olarak kurulmuş, cumhuriyet dönemiyle birlikte Türk eğitim sisteminin parçası haline gelmiş. Tarsus Amerikan Koleji, İzmir ve Üsküdar Amerikan Koleji’nin de aralarında olduğu 7 okul ve Gaziantep’te bir hastane ve Redhouse İngilizce Sözlüğün basım haklarına sahip SEV Matbaacılık ve Yayıncılık’ı bünyesinde toplayan Sağlık ve Eğitim Vakfı’na (SEV) bağlı bir kurum.

Türkiye’nin halkla ilişkiler duayenlerinden Ceyda Aydede, Üsküdar Amerikan Koleji mezunu. Şirketi Global’i sattıktan sonra gönüllü olarak SEV’in başına geçti. Yönetim Kurulu Başkanı olarak faaliyetlerini ve hedeflerini vakfın ilk okulu olan ve 125’inci yılını kutlayan Tarsus Amerikan Koleji’ne (TAC) düzenlediği bir basın gezisinde anlattı.

Tarsus ziyaretimiz ilk gece bir doğum günü ile başladı. Kolejin en eski hocalarından Haydar Göfer’in 95’inci yaş gününü Pertevniyal Lisesi’nden arkadaşı Aydın Boysan’ın da katıldığı bir geceyle kutladık. Göfer’in bugün Türkiye’nin ünlü sanayicileri, işadamları olan öğrencilerine ilişkin anılarını dinledik.

TAC’ın kampüsünde ise Aydede’nin anlattığı hedefleri dinledik. Aydede, 30 milyon TL yatırımla yapılan yeni kampusla okulun yeni hedefinin Anadolu’ya açılmak olduğunu söylüyor. Bir süre aksayan yatılı sistemin yeniden güçlendirileceğini anlatıyor.

Yatılı öğrenci kapasitesinin 60’dan 140’a çıkacağını, Türkiye’nin dört bir tarafından farklı kültürlere sahip öğrencilerin çok sesli ve çok kültürlü bir yaklaşımla eğitim görmesine imkan sağlanacağını ekliyor. Bunun için de burs programlarının da başlatılacağını dile getiriyor.
Okulun Genel Müdürü Charles Hanna ise öğrencilerin neden Tarsus’u seçmeleri gerektiğini şu sözlerle açıklıyor:

“Biz bu okulda sormayı öğretiyoruz. Çevreye duyarlı, İngilizce’ye ana dili kadar hakim, insanlığa hizmet sorumluluklarını almış liderler
yetiştiriyoruz.”

Okulu gezerken bahçede çok sayıda kedi görüyoruz. Okullarda pek rastlanan birşey değil bu. Hanna bunu da şöyye açıklıyor:
“TAC’nin tersten okunuşu Cat. Yani türkçesi kedi. Kampüste özgürce dolaşan kedilerle öğrencilerimiz önce hayvan sevgisini öğreniyor.”

Tarsus turizm kenti olmak istiyor

Tarsus geçmişi 10 bin yıl önceye uzanan bir kent. Pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış. Ancak bugün Adana ve Mersin arasında kalmış, bir türlü kabuğunu kıramayan bir ilçe. Nüfusu ve büyüklüğü ile 55 ilden büyük ama büyükşehir olamamış. Tarsus ziyaretimizde Belediye Başkanı Burhanettin Kocaman ile Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Ruhi Koçak ilçenin ekonomik ve sosyal yapısını anlattı. Tarıma dayalı bir yapıya hapsolan Tarsus bu konuda da katma değer yaratamıyor. Tek kurtuluşu turizmde görüyor. Belediye Başkanı Kocaman, turizm bölgesi ilan edilen Tarsus’ta ne yazık ki alt yapı yatırımlarının yapılmaması yüzünden tahsis almalarına rağmen Özaltın, Limat, Çeçen, Aram ve Peta’nın yatırıma başlamadığını söylüyor. Kocaman ve Koçak’ın ortak isteği ise devlet üniversitesi. İpek yolunun önemli durağı Tarsus’un talebi de bunlar,