'Türkiye'nin kaptanı işi iyi biliyor!'

Erol Sabancı'ya göre 'Bizimki gibi kaptan Avrupa'da yok'
'Türkiye'nin kaptanı işi iyi biliyor!'

Sabancı Holding’in Yönetim Kurulu Başkanvekili, Akbank’ın kurucusu Erol Sabancı ile Nice uçağında karşılaştık. Eşi Belkıs Sabancı ile bir haftalık tatil için Fransa Rivierası’na giden Sabancı’yla kısa bir sohbet imkânı bulduk. Türkiye’nin dünyadan farklılaştığını söyleyen Sabancı, sağlam iktidar ve istikrarlı hükümet vurgusu yapıyor. Sabancı güncel ekonomik duruma ve gelişmelere ilişkin sorularımıza şu yanıtları verdi: 

Dünyaya bakıp Türk bankacılığını nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Sadece bankacılık değil, Türkiye dünyadan farklı çalışıyor. Türkiye’de önemli bir şey var: Sağlam bir iktidar ve istikrarlı bir hükümet. Konuyu bilen bir ekip var. 8 senedir aynı şahıs başbakan. Geminin kaptanı konuları çok iyi biliyor. Geminin kaptanı işi iyi bilirse, gemi doğru yolda gider. İşi bilmezse hüsran olur. Dolayısıyla dünyadan farklıyız. Avrupa’da ülkelerin gemi kaptanlarına bakarsanız bizim kaptan gibisi Avrupa’da yok. İtalya’da yok. Fransa’da kalmadı gemi kaptanı. Sarkozy mi? Çok zayıf. Hatta hatta Almanya’daki gemi kaptanı iyi mi? O da bize göre zayıf. Çünkü tek başına değil, koalisyon. Koalisyon demek ortaklık demek. Ortaklık demek fedakârlık demek. Birbirine taviz vereceksin. Bu avantajlarımız var. Biz bu bakımdan iyiyiz. 8 senedir aynı iktidar devam ediyor. Ekip iyi biliyor. Bakanlar iyi biliyor. Bir şey söylediğin zaman adam işi biliyorsa konuşmak kolaydır. İşi bilmeyenle konuşursan, zahmet çekersin. 

Sakıp Bey de hep koalisyonlardan yakınırdı. Tayyip Bey’in hastalığını nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Allah ona sağlık ve iyilik versin. Yaşı 59. Daha çok süresi var. 59 hiçbir şey değil. Her konuya hakim, işini biliyor. Allah ona sağlık sıhhat versin. 

Peki her konuya hâkim olması sıkıntı yaratmıyor mu? 
Daha iyi. Geminin kaptanı biliyorsa iyi. Bilmiyorsa, tayfaları yanlış yönlendiriyorsa ve o da yanlış yönlenmeye “evet” diyorsa kötü. Biliyorsa durdurur. 

Merkez Bankası politikaları doğru mu? 
Merkez Bankası koridor yaptı. Bunu tenkit edenler vardı ama başarılı oldu. “Doğru mu” diye sormak yerine “Başarılı oldu mu” önemli. Türk Lirası yılbaşında 1.90’a gelmişti. Şimdi 1.75. İki ayda demek ki bu koridor iyi. 2012‘nin böyle gitmemesi için sebep yok. 

Büyüme kaç olur? 
Büyüme yüzde 4-5 arası. Daha yüksek olabilir. Olursa daha memnun oluruz. 

TL’nin simgesini nasıl buldunuz? 
Sabah gördüm. Sterlinin benzeri olmuş. Doğrudur, böyle bir simge yapılması lazım. Çıpa attık. Sağlam liman. İmaj aynı zamanda. 

Peki TL güvenli bir liman mı? 
Tabii. TL dört-beş senedir güvenli liman. Kim TL’de kalmışsa kârlı çıkmıştır. 

Carrefour’un satışına ilişkin ne diyorsunuz? Bir gelişme var mı? 
Biz Carrefour’da yüzde 40’ız. Onlar 60. Biz onlara diyoruz ki iyi yönetemiyorsunuz. Yöneten onlar. Biz küçük ortağız. İki senede bir genel müdür değişiyor, bazen de senede bir değişiyor. Böyle bir müessesede bu kadar sık yönetici değişirse iyi olmaz, istikrar sağlanamaz.


Anadolu’nun yetenekli kızları Vakıfbank’ın kanatları altında
Bizim gazetenin yuvarlak toplantı masasında spor servisinin sunduğu haberler her zaman diğer servislerden çok ilgi görür, tartışılır. Ağırlığını Fenerbahçelilerin oluşturduğu servis yöneticilerimizin son aylarda en önemli konusu da, elbette futbol ve şike davaları…
Voleybol, basketbol gibi spor dalları ancak ve ancak çok büyük bir başarı olursa gündeme geliyor. Bu konularda en duyarlı gazetelerden biri olmamıza rağmen sporun bu farklı alanları bir türlü hak ettiği ilgiyi göremiyor. Bundan spor müdürümüz Uğur Vardan bile rahatsız.
Bu arada bir gerçek var ki, ne kadar uzak kalmaya çalışsak da artık ekonomi servisi çalışanlarının da sporu yakından izlemesi gerekiyor. Çünkü spor ekonomisi giderek önemini arttırıyor. Maliyeti yüksek diye bir zamanlar sponsorluktan kaçan şirketler de, spor takımlarını –o da neredeyse sadece futbol- hatırlıyor.
Vakıfbank ise farklı bir kurum. Sporu iyi zamanlarında değil tam 26 yıldır destekliyor. Üstelik kadın voleyboluna destek veriyor.
Kurucusu olduğu Vakıfbank Kız Voleybol Takımı da Dünya İkinciliği, Avrupa Şampiyonluğu gibi 4 büyük uluslararası kupaya sahip, başarılı bir takım.
Takımın perşembe günü Cannes’da Avrupa Kupası çeyrek final maçı vardı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan da kızlara destek için kadın gazetecileri maça davet etti.
Avrupa’nın kuvvetli takımlarından biri olan Cannes’la soluk soluğa geçen muhteşem bir maç izledik.
Altın sette bir puanla maçı kaybeden sporcuların ağır hüznünü birlikte yaşadık. 

Takım ruhu başarının sırrı 
VakıfBank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, spor kulübüne özel olarak destek veriyor. Teknik direktör Giovanni çok yakın arkadaşı. Hiçbir maçı kaçırmıyor. “Paramızla değil ruhumuzla kazanıyoruz. Kendimizi takımın parçası olarak görüyoruz” diyor.
Bankadan her maç için servis kaldırıldığını anlatıyor. Takımın banka gibi son iki yıldır başarılı sonuçlar aldığını ekliyor ve şunları söylüyor:
“VakıfBank Spor Kulübü’nün başarısında istikrar var, pozitif enerji var, takım ruhu var, her şeyden önce sevgiyle birbirimize bağlılığımız var. Bu da bizi kâğıt üzerinde büyük tüm kulüplere göre örnek bir kulüp haline getiriyor.“
Kalkan “Spordaki takım ruhu bankada da var. 2011’de bankacılık sektörü yüzde 10 küçülürken biz yüzde 6 büyüdük. VakıfBank’taki takım ruhu tüm şirketlerde olsa bu ülkeden ne Apple’lar, ne Coca Cola’lar çıkar. Şirketi yönetirken takımımız benim en büyük ilham kaynağım” diye devam ediyor. 

Altyapı Anadolu’dan besleniyor 
Kalkan’ın spor kulübüne ilişkin anlattıkları da sevindirici… Altyapıya önem veren dünyadaki sayılı kulüpler arasında olduklarını anlatıyor. Güçlü altyapı çalışmalarının getirisi olarak, A Milli, Genç Milli ve Yıldız Milli oyuncularının yaklaşık olarak yarısının VakıfBank Spor Kulübü oyuncularından oluştuğunu ekliyor.
Bunu nasıl başardıklarını ise şöyle anlatıyor:
“Scout ekibi” dediğimiz bir ekip kurduk. İşin mutfağında çalışan onlar. Bu keşif ekibi, Anadolu’nun dört bir yanında 14 yaşından itibaren voleybola yatkın ve kabiliyetli genç kızları seçiyor.
Anadolu’daki tarama ekibi 3 antrenörden oluşuyor. Anadolu ve İstanbul’daki tüm okullar ve turnuvalar izleniyor. Anadolu’da yılda yaklaşık 300, İstanbul’da ise 500 genç kız takip ediliyor. Toplam 800 kız içerisinden yılda ortalama 20’si altyapıya alınıyor.
Şu anda takımda bulunan 40 lisanslı sporcunun yaklaşık yarısı bu taramalarla takıma kazandırıldı. Bu genç kızlar, kendilerine tahsis edilen lojmanlarda, gözetmenler eşliğinde hem spor yapıyor hem de özel okullarda eğitimlerine devam ediyor.
Toplam 160 genç kız altyapıda oynuyor. Bu çocuklar, yarattığımız fırsat eşitliği sayesinde çok iyi okullarda eğitim görüp, ülke için değerli ve nitelikli insan kaynağı haline dönüşüyor.


Oltadan ‘kılıç’ gibi halka arz çıktı
Kılıç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Kılıç, holding olarak halka arz kararı aldıklarını açıkladı. Kültür balıkçılığı alanında faaliyet gösteren Kılıç Holding şirketi Kılıç Deniz’in 20. yılında 1 milyarıncı balığını Ege sularına bırakması ile ilgili düzenlenen toplantıda konuşan Kılıç, “Halka arz konusunda çalışmalara başladık” dedi. 

Dünyada en büyüğüz 
Levrek ve çipurada dünyanın en büyük yavru balık üreticisi konumunda olduklarını belirten Kılıç, üretimlerinin yaklaşık yüzde 70’ini başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere Rusya’ya, Amerika’ya ve Ortadoğu’ya ihraç ettiklerini kaydetti.
Kılıç, kültür balıkçılığının genel su ürünleri pazarındaki payının çok hızlı büyüdüğünü, su ürünleri üretiminin yaklaşık yüzde 40’ının kültür balıkçılığı kaynaklı olduğunu belirterek, dünyada bu pazarın toplam büyüklüğünün 98 milyar doların üzerinde olduğunu bildirdi. 

Çok az balık tüketiyoruz 
Kılıç Deniz’in, yılda 30 bin ton balık yetiştiren, alabalık dahil 320 milyon ton yavru balık kapasitesi olduğunu ve binin üzerinde kişiye iş imkânı sağladığını belirten Kılıç, iç tüketimi arttırmanın önemine işaret etti.
Türkiye’nin deniz ülkesi olmasına rağmen balık tüketiminde çok gerilerde olduğunu ifade eden Orhan Kılıç, “Üç tarafı denizlerle çevrili ve zengin iç su kaynaklarına sahip olan bir ülke olarak potansiyelin çok gerisindeyiz. Yunanistan’da tüketim yıllık 27 kilogram, AB ortalaması ise kişi başı 25 kilogram. Türkiye’nin tüketimi önümüzdeki 5-10 yılda 15 kilograma çıkarması gerekiyor” dedi.
Balık tüketiminde kadınların belirleyici rol üstlendiğini anlatan Kılıç, geliştirdikleri levrek ve çipura filetolarla tüketimi arttırmak istediklerini söyledi.