"Umudu var büyük insanlığın"

HDP'nin "edebiyatçı eli değmiş" seçim bildirgesi, bir büyük şairin büyük şiirinin başlığını taşıyordu: Büyük İnsanlık. Nasıl diyordu şiirde; "Büyük insanlık gemide güverte yolcusu / trende üçüncü mevki / şosede yayan / büyük insanlık". İşte HDP'nin o bildirgesi "sekizinde işe giden, yirmisinde evlenen, kırkında ölen" büyük insanlık için yazılmış...

HDP barajı geçer mi? Kamuoyunun bu seçimde en çok odaklandığı soru bu. Ve bu soru, Halkların Demokratik Partisi'ni en merakla takip edilen parti haline getiriyor. Bunu kendimden de biliyorum. Sanki gazetecilerin bildiği özel bir şey olabilirmiş gibi, sokaktan ya da iş dünyasından karşılaştığım herkes bu soruyu yöneltiyor bana. Madem o kadar ısrar ediliyor, sorunun yanıtını yazının sonunda vereceğim. Ancak önce HDP'nin dün yapılan seçim bildirgesi toplantısı ve bildirgesinden notlar...

HDP mecliste grubu bulunan partiler içinde seçim bildirgesini açıklayan üçüncü parti oldu. Seçimlere 45 gün kala düzenlenen toplantı Mustafa Kemal Merkezi'nde ve Attila İlhan Salonu'nda gerçekleşti. Bu da bir gazetecinin "Bu salon seçimiyle bir mesaj mı veriyorsunuz" diye sormasına neden oldu. Demirtaş, "Hayır" dedi, "Rastlantısal ama bir rahatsızlığımız da yok."

Kardeş Türküler, Hakan Vreskala ve Mezopotamya Kültür Merkezi'nin ezgileri eşliğinde salona giren HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, önce protokoldeki katılımcıların tek tek ellerini sıktı. Sonra protokol dışındaki sıraları da ziyaret etti.

Toplantıda, gazeteci yazar Yıldırım Türker'in “eli değmiş” seçim bildirgesi Türkçe olarak eş bakanlar tarafından bölüm bölüm Türkçe olarak sunuldu.

Salonda eski yıllardan aşina olduğumuz gibi sadece sarı, kırmızı ve yeşil renkler değil, gökkuşağının her rengi yer alıyordu. Seçim bildirgesinin maddelerinde de toplumun tüm renkleri kendini bulmuştu. Seçim bildirgesine verilen "Büyük İnsanlık" ana başlığı da bu yaklaşıma uygundu. HDP'nin seçim bildirgesi 12 ana başlıktan oluşuyordu ve Nazım Hikmet'in Büyük İnsanlık şiiriyle de çok iyi örtüşüyordu...

Seçim bildirgesinin ilk maddesinin "kadın politikaları" olması Türkiye'de eşbaşkanlık sistemini getiren, adaylarının yüzde 40'ını kadınların oluşturduğu bir parti için sürpriz olmadı.

HDP, kadına yönelik şiddet konusunda ciddi cezalar getireceğini bildirgesine almış. Figen Yüksekdağ "Ölmediğimiz, taciz edilmediğimiz, istediğimiz kıyafetle dolaşabildiğimiz, düşünce ve inançlarımızı ifade edebildiğimiz bir yaşam istiyoruz" diyordu.

HDP'nin kadın politikalarında Kadın Bakanlığı kurulması, 8 Mart'ın resmi tatil olması öne çıkıyor. Radikal ve güçlü bir kadın özgürleşme hamlesinden söz ediliyor. Kadın örgütlerinin yıllardır gündeme getirmeye çalıştığı konular da bildirgede.

"Ev içi emeği sosyal güvenlik kapsamına alacağız. Ana dilinde ücretsiz kreşler açacağız. Kadın meclisleri kuracağız."

HDP, Anayasayı da kadın eksenli değiştirme sözünü veriyor.

ASGARİ ÜCRET 1800 TL

HDP'nin ekonomi politikalarının temelini de çılgın projeler değil, insan odaklı politikalar oluşturmuş.
Demirtaş ve Yüksekdağ'ın açıkladığı vaatler arasında şunlar yer alıyor:

-- Yoksullukla etkin bir şekilde mücadele edeceğiz. Asgari ücret ilk etapta net olarak bin 800 liraya çıkarılacak. 1800 lira asgari ücret DİSK'in 4 kişilik bir aile için belirlediği ücretin yarısıdır, bu rakam böyle belirlenmiştir.

-- Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınacak. Çalışanların ve emekçilerin üzerindeki vergi yükünü azaltacağız. Kredi kartı borç faizlerini yeniden düzenleyeceğiz. Örtülü ödeneği tamamen kaldıracağız, kimse örtülü ödenek almayacak.

YENİ AVM VE ÇILGIN PROJE YOK

-- Tarım işçilerini tamamı sosyal güvence altına alınacak. GDO'yu tümden yasaklayacağız. 2B orman arazilerinin ranta açılma sürecine son vereceğiz. Arazilerin çiftçilere dağıtılmasını sağlayacağız.

-- Kent meydanlarını koruyacağız, hiçbir çılgın projeye izin vermeyeceğiz. Şehir merkezlerine yeni AVM açılmasına izin ve ruhsat vermeyeceğiz.

ÇALIŞMA SAATİ 35'E DÜŞECEK

-- Kamuda çalışanlar kadrolu hale getirilecek. Özel istihdam bürolarını kiralık işçi uygulamalarını ortadan kaldıracağız. Madenlerde cinayetleri durduracağız. Katliamcı kıyıcı düzeni ortadan kaldıracağız. Madenlerde güvenli ortam sağlanana kadar, üretimi durduracağız.

-- İşçilerin yaşamına son veren bütün uygulamaları kaldıracağız. İş cinayetlerini bitireceğiz. İş cinayetlerine sebebiyet verenlerin cinayetten yargılanması sağlanacak. İstihdamı artırmak için resmi haftalık süresi 35 saate düşecek. Hükümetin grev erteleme yetkisi kaldırılacak."

EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 1800 TL

-- Sosyal yardım değil, sosyal hak diyoruz. Asgari ücrette olduğu gibi en düşük emekli maaşını bin 800 TL'ye çıkaracağız. Çalışan emekliden prim kesilmeyecek. Sağlık ihtiyaçları bedelsiz karşılanacak.

Gelir dağılımının uçuruma dönüştüğü Türkiye'de yoksul sayısı 17 milyon. Bu dağılımın düzeltilmesi Türkiye'nin yeniden büyümesi için zorunlu. Aslında bu Avrupa ve ABD'de de tartışılıyor.

Bu nedenle partilerin "çılgın projelerin" yerini dar gelirlilerin, yoksulların alması yadırganmamalı. Kaynak sorununa gelince:

HDP de CHP de kaynağı israf politikalarının sona erdirilmesi, vergi politikalarının yeniden belirlenmesine bağlıyor. Yeter mi?

Yetmez tabii ki. Ancak bu düzeltmelerin ardından hukuk sistemi güvenilir hale gelmiş, yeni bir yatırım atağına geçmiş, güvenilir bir Türkiye, yeni kaynakların yolunu açacaktır!

Bu vaatler önümüzdeki 45 günde topluma nasıl anlatılacak ve toplumda nasıl karşılık bulacak merakla bekliyoruz. Merakla beklenen baraj sorusunun yanıtına gelince... Bunun en iyi yanıtı bende değil Demirtaş'ta. Bu soruya dün şu yanıtı veriyordu Demirtaş:

"Bizler barajı rahatlıkla aşabilecek bir motivasyonu yakaladık. Ama tümüyle barajın çok üstündeyiz demek için henüz erken. Önümüzdeki 45 gün içinde inanıyorum ki her gün oyumuz artacak. Şu durumda barajın ne altındayız ne de üstünde."


Umutsuz Yaşanmıyor!

Ve Nazım Hikmet'in 7 Ekim 1958'de "büyük insanlık" için yazdığı o şiir:

BÜYÜK İNSANLIK

Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
tirende üçüncü mevki
şosede yayan
büyük insanlık.

Büyük insanlık sekizinde işe gider
yirmisinde evlenir
kırkında ölür
büyük insanlık.

Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter
pirinç de öyle
şeker de öyle
kumaş da öyle
kitap da öyle
büyük insanlıktan başka herkese yeter.

Büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor.