"Venedik Bienali'nde kalıcı olduk keşke devlet de ilgi gösterse"

14'üncü Venedik Mimarlık Bienali haziranda başlıyor. Bülent Eczacıbaşı, "Bienal dünyanın sanat zirvesi, devlet başkanları katılıyor. Keşke Türkiye'den de devlet ilgi gösterse" diyor.

Venedik Bienali, sanat ve mimaride dünyanın en büyük şovu. 1895’ten beri devam ediyor. Bir yıl mimarlık, bir yıl çağdaş sanat sergileri düzenleniyor.
90’a yakın ülke, 300 binden fazla ziyaretçinin katıldığı bu şov, bu yıl mimarlık alanında gerçekleşecek.

7 Haziran-23 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Venedik Mimarlık Bienali’ne Türkiye 2007’den beri İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) organizasyonuyla katılıyor. Bu yıl 14’üncüsü gerçekleşek serginin Türkiye için ayrı bir önemi var. Çünkü artık Türkiye de bienale kalıcı bir pavyonla katılacak.

İki kalıcı mekandan Arsenale’de bir bina 2 0 yıllığına Türkiye’ye tahsis edildi. Binada açılacak Türkiye sergisinin bu yılki krüatörü ise yakın zamanda Ortadoğu’nun en iyi mimarlık ofisi seçilen Tabanlıoğlu’nun sahiplerinden Murat Tabanlıoğlu olacak.

Tabanlıoğlu’nun Places of Memory (Hafıza Mekanları) başlıklı projesinin çıkış noktası ise babasının mimarlığını yaptığı ve bugün yıkılmaya terkedilen Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi.
İKSV’nin Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ve Kurumsal İletişim Direktörü Okşan Sanönle biraraya geldik. Türkiye’nin ağır gündeminden uzak sohbet ettik.

Eczacıbaşı haziran ayında başlayacak Venedik Bienali’ndeki son gelişmeleri anlattı. Bienali “Dünya sanatının zirvesi” olarak tanımlıyor Eczacıbaşı. Bu yıl Türkiye’nin İKSV’nin çabalarıyla ilk kez yer edinebildiğini anlatan Eczacıbaşı, “Bina 20 yıllığına kiralandı. Restore edildi. Bundan sonra Türkiye her bienal zamanı aynı yeri kullanacak. Bu çok önemli bir girişim” diyor.
Türkiye’nin yoğun gündemi arasında bienal gibi sanat etkinliklerinin yer bulamadığı bir gerçek. Eczacıbaşı bu nedenle biraz umutsuz da olsa bienalin önemine dikkat çekmek istiyor ve şöyle konuşuyor:

“Bienal dünya için çok önemli. Çok sayıda devlet başkanı ziyaret ediyor. Türkiye, Kültür Bakanlığı ile yer alıyor ama yeterli değil. Keşke Türkiye’den de bu düzeyde bir katılım olsa. Devlet nezdinde ilgi çekebilse.”

Türkiye’nin kalıcı pavyonuna 21 bağışçı katkı sağlamış. Böyle önemli bir konuda destek verenlerin isimlerini de söylemeden geçmek olmaz. “Akbank, Mehveş & Dalınç Arıburnu, Nezih Barut, Ali Raif Dinçkök, Vuslat Doğan Sabancı, Füsun & Faruk Eczacıbaşı, Oya & Bülent Eczacıbaşı, Enka Vakfı, Nesrin Esirtgen, Eti Gıda, Can Has, Öner Kocabeyoğlu, MAÇAKIZI, Tansa Mermerci Ekşioğlu, Polimeks, SAHA, Taha Tatlıcı, Garanti Bankası, Vehbi Koç Vakfı, Zafer Yıldırım, Yıldız Holding.” 

İşdünyasının bu önemli isimleri sayesinde Türkiye’de çağdaş sanat gelişiyor. Ancak Eczacıbaşı bunu yeterli bulmuyor. “Sanat gelişiyor ama bu bize yetmez. Yaratıcılık desteklenmeli” diyor. 

Sözleri dünyanın 10 ekonomisi arasına girme hedefi koyan Türkiye için önemli. Sanatı gelişmiş olanın ekonomisi de demokrasisi de ileri.  
Çünkü sanat yaratıcılık istiyor, yaratıcılık da özgürlük...
1 Mayıs’ta kent alanlarının yasaklandığı bir ülkede gelecek için umutlu olmak ise kolay değil!
Emek bayramınız 1 Mayıs kutlu olsun!