Verilerle oynamıyoruz kendimizden eminiz

TÜİK Başkanı Birol Aydemir "İstatistikler doğru, yanlış olabilir. Verilere dokunamayız. Dokunursak saygımızı kaybederiz.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) sokaktaki vatandaştan sanayiciye, bankacıya, çiftçiye kadar herkesi yakından ilgilendiren bir kurum.
Açıkladığı verilerle kiralar, ücretler ona göre belirleniyor.
Ekonomi iyiye mi kötüye mi gidiyor o verilere göre tartışılıyor. Bu nedenle sürekli eleştiri oklarına muhatap bir kurum…
TÜİK Başkanlığı’na 7 ay önce Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan gelen Birol Aydemir, göreve başlar başlamaz kurumun en büyük sorununun iletişimsizlik olduğunu görmüş. İlk işi de kurumu kamuoyuna tanıtmak olmuş.
İlk olarak Ankaralı gazeteciler, ardından akademisyenlerle buluşan Aydemir, bu kapsamda dün de İstanbullu gazetecilerle bir araya geldi. Dördü kadın olan yedi daire başkanıyla bilgilendirme toplantısı düzenleyen Aydemir, son derece samimi bir şekilde hem özeleştiri yaptı hem de haksız bulduğu eleştirilere açıklamalar getirdi.
Aydemir, Türkiye’de istatistiklerin karar almada, izleme, değerlendirmede değil bir fikri desteklemek veya çürütmek gibi nedenlerle kullanıldığını söylüyor. “Türkiye’de istatistik altyapısı iyileşmeden, TÜİK’in iyi olması mümkün değil” diyen Aydemir, şu yorumu yapıyor: “Kamu kurumları idari verileri bizimle paylaşmazsa, firmalarımız bize doğru veriyi vermezse, sanayi üretim endeksini doğru hesaplayabilir miyiz? Sanayi üretimi endeksi yanlış çıkınca, devamında milli gelir yanlış olacak.” Aydemir, “TÜİK verilerle oynuyor” eleştirisine ise şu yanıtı veriyor: 

* Güven konusunda tereddüdümüz yok. Alandan topladığımız verileri analiz eder ve sonuçlarını açıklarız. 

* Rakam düşük çıkmış, yüksek çıkmış, enflasyon, Merkez Bankası 5 diyorken 10 çıkmış, büyüme, 3 deniyorken 6 çıkmış, bizi zerre kadar ilgilendirmez. 

* Verilerle oynamayız. Yoksa kendimize saygımızı kaybederiz. Saygımızı kaybedersek o zaman hiçiz.
Aydemir, istatistik işinin çok zor bir iş olduğunu, iki sayfalık açıklamanın ardında binlerce kişinin emeğinin bulunduğunu söylüyor. 12 Eylül öncesi o zamanki adıyla Devlet İstatistik Enstitüsü’nde enflasyon bölümünde veri toplayan bir aday memur olarak o zorluğu yakından biliyorum. Ancak yine kendisinin söylediği gibi yüzde 50’ye yakın kayıtdışının olduğu bir ülkede açıklanan verilere güven duymanın ne kadar zor olduğu da ortada. Yani bu tartışma burada bitmez!

Tarımdaki büyüme tartışılmaya muhtaç
Soruları da yanıtlayan Aydemir, ABD’de olduğu gibi öncü gösterge açıklayamayacaklarını “Milli geliri açıkladıktan sonra revize etsek manşetleri görebiliyorum. Toplum hazır değil” sözleriyle yanıtlıyor.
Aydemir’den diğer başlıklar şöyle: 

* Gelir yöntemiyle milli gelir 2006’dan beri açıklanmıyor. Bu yıl yüzde 90 ihtimalle açıklayacağız.
* Vatandaşın enflasyonu farklı mı diye en az kazanan yüzde 20’ye göre ben de merak ettim yaptırdım. Hiç fark çıkmadı. Hatta daha düşük çıkıyor.
* İşsizlik verilerini Eurostad gibi hesaplıyoruz. ILO ve Dünya Bankası standartlarını kullanıyoruz. Söylenen rakamlar doğru değil.
* 2009 krizinden sonra tarımda istihdam artarken aynı oranda büyüme gerçekleşmediği konusu araştırmaya muhtaç bir konu. Anlamaya çalışıyoruz.
* Kayıtdışı üzerinden gelemediğimiz bir sorun. Birlikte strateji olması lazım. Biz sadece veri üretiyoruz. Büyük oranda yakalıyoruz ama tamamını bilmiyoruz ki zaten.
* Türkiye’nin istatistik standardını arttırmak kanunla bize verilen bir görev. Kamu kurumlarında standart çok düşük.
* Bundan sonra resmi istatistik programında yer alan istatistiklere ilişkin bir logo belirleyeceğiz. Standartları sağlayanlara bu logoyu vuracağız.