Ya bakıcı ol, ya ucuz işgücü

Başbakanlık 2010'da kadın istihdamının geliştirilmesi için bir genelge yayımladı. Kadın örgütleri araştırdı. Sonuçlar iç açıcı görünmüyor.

Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı OECD ülkeleri arasında en düşük düzeyde. TÜİK’in temmuz verilerine göre her 100 kadından 30’u işgücüne katılıyor, 25’i ise gelir getirici bir işte çalışıyor. Yüzde 11’i ise işsiz. Bölgesel olarak bakıldığında da büyük farklılıklar var. Kadın işsizliği özellikle kentlerde erkek işsizliğinden yüksek.

Sektörel olarak bakıldığında ise ‘kadın işi-erkek işi’ ayrımı çok net ortaya çıkıyor.

Kadınlar ağırlıklı olarak hizmetler, imalatta emek yoğun işler ve tarımda istihdam ediliyor. 100 kadından 42’si tarımda, 15’i sanayide ağırlıklı olarak tekstilde, 43’ü ise hizmetler sektöründe çalışıyor. Çalışan 100 kadından sadece 12.9’u işveren konumunda. Ayrımcılığın ortaya çıktığı bir alan da ücretler konusunda. Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı sigortalı kadın işçilerin ücretleri erkeklere göre oldukça düşük. Eşdeğer işlerde ücret farkı yüzde 46’lara kadar çıkıyor.

TEPAV’ın araştırmasına göre de bu oran yüzde 68.

Ayrıca kadının doğum evlenme nedeniyle işçi devir hızı da çok yüksek. Sendikalarda örgütlenmek daha güç.
Bütün bu ayrımcılık, eşitsizlik karşısında 2010 yılında Başbakanlık ‘Kadın istihdamının arttırılması ve fırsat eşitliğinin sağlanması’ başlıklı bir genelge çıkardı. Hedef kadın istihdamının arttırılması ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasıydı.

Birçok kadın örgütünün temsil edildiği Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) de “Genelgeden sonra istihdamda kadının durumunu” 12 ilde araştırdı.

Adana, Ankara, Antalya, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Şanlıurfa, Trabzon ve Van’da kamu yetkilileri, kadın örgütleri ve yerel yönetimlerle 120’ye yakın yüz yüze görüşme yapıldı.

Çıkan sonuçlar hiç de umut verici değil. Genelge genel olarak bilinmiyor. Bazı maddeler göstermelik olarak hayata geçirilmiş. Uygulayan kurumlarda tamamen kişisel inisiyatifler etkili. O ilin valisi ya da görevlisi “Kadının yeri evidir” demiyorsa ki diyenler çoğunlukta genelge uygulanıyor. Özellikle Avrupa Birliği fonlarından yararlanmak için birbirinden kopuk projeler uygulanıyor.

Kadın-erkek fırsat eşitliği birimleri kurulmamış. Kadınlar çok sayıda sertifika, mesleki eğitim almalarına rağmen iş bulmakta zorlanıyor. Yani mesleki eğitimler beklendiği kadar istihdam yaratmıyor. Meslek eğitimi alan kadınların sadece yüzde 20’si iş bulabiliyor. Çünkü ihtiyaç analizi yapılmıyor.

Kadın istihdamının artmamasına bahane olarak gösterilen eğitimde de gerçek farklı. Lise mezunu kadınlarda işsizlik oranı yüzde 20 iken, erkeklerde bu oran yüzde 10. En fazla önerilen iş yaşlı, engelli ve çocuk bakımı. Kadınlar da bu işi yapmak istemiyor.

Diğer iş ise ucuz işgücü kaynağı. Yapılan görüşmelerde özellikle doğu bölgelerinde ‘bölgesel asgari ücret’ uygulamasının fiilen başladığı ortaya çıkmış.

Kadın işçi ücretleri 450 TL civarında. 700 TL olan yasal asgari ücretin farkı ve kıdem tazminatı işverene iade ediliyor.
Mikro krediyle girişimci olma konusunda ise olumsuz hikâyeler yaşanmaya başlandı. Yapılan araştırmalarda kredilerini ödeyemeyen kadınlar arasında ‘bedenini satan’ bile bulunuyor. Genelge iyiniyetle çıkarılmış ama içselleştirilememiş. Hindistan’da kadının çalışma hakkı anayasaya girerken Türkiye’de kadının işgücüne katılımı zorunlu olmadıkça zor. Çünkü kreşten eşit ücrete kadar çok çeşitli ayak bağı var.

Genelgenin uygulayıcılarının hep erkek olduğunu anlatan KEİG üyeleri, “Önce kamu ve diğer kurumlar hizmet içi eğitimleriyle kadın-erkek eşitliği perspektifini geliştirmeli” diyor. Genelgenin ‘komisyonlar’ tarafından yakından izlenmesini öneriyor.