Yeni Türkiye'nin yolu Ülker'den geçti

Geçen haftanın en önemli olaylarından biri Ülker'in United Biscuits'i 3,2 milyar dolara satın almasıydı. Godiva ile global oyuncu olma yoluna çıkan Yıldız Holding artık 48 bin çalışanlı bir dünya şirketi. Peki, bu vizyona sahip Yıldız Holding'in, kamuoyunda muhafazakar kimliği ile tanınan patronu Murat Ülker kim?
Yeni Türkiye'nin yolu Ülker'den geçti

“Keremi takvâda, zenginliği yakînde ve şerefi tevâzuda bulduk.”

Attığı son tweetlerden birinde Hazreti Ebu Bekir’in bu sözlerine yer veriyordu Murat Ülker. Şerefi tevazuda bulan Ülker ve Grubu, bugün sadece Türkiye’nin değil, küresel ekonominin önemli bir oyuncusu.

Ülker Grubu’nun “Nohutçu Han'daki atölyede yılda sadece 200 kilo bisküvi üreterek başladığı yolculuk”, 800 milyon dolara alınan Godiva’dan sonra 3,2 milyar dolara dünyanın altıncı büyük bisküvi ve atıştırmalık şirketi İngiliz United Biscuit’i almasıyla küresel bir boyut kazandı. Yıldız Holding böylece, bugün dört kıtada 3,5 milyar insana hitap eden, dünya çapında 48 bine yakın çalışanı, 15.7 milyar TL cirosu, 10 ülkede fabrikası olan bir kurum oldu.

İçeride kutuplaşan, moralsiz kalan, dışarıda ise eleştirilerin merkezinde olan Türkiye için atılan bu imzanın ayrı bir önemi var. Bir dünya markası yaratamayan Türkiye’de bir gıda şirketi dünyanın ünlü markalarının sahibi oluyor...

Bu önemli vizyonun başrolünde Murat Ülker var. Adı Ülker Fırtınası isimli romandan mı, yoksa tesadüfen mi seçildiği bilinmeyen Ülker markasının macerası, Kırım’dan 10 ruble nakitle göçen dedeyle başlıyor. Sabri ve Asım Ülker’le yerleşiyor. Murat Ülker’in kendi ağzından gazeteci Nuriye Akman’a anlattığı hikayeye göre “Kırım’dan geldikten sonra aldıkları imalathanenin ismi önce Üç Yıldız daha sonra Ülker oluyor. Ülker markası o kadar yerleşiyor ki, nüfus memurunun verdiği Berksen soyadının değiştirilmesine neden oluyor.”

Muhafazakar ve geleneksel bir yapıyla doğan Ülker’de globalleşme vizyonu ise 1959 doğumlu Murat Ülker’le başlıyor. Ülker, İstanbul Erkek Lisesi mezunu... Bu okulda Alman disipliniyle analitik düşünmeyi öğreniyor.

Üniversiteyi ise Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi’nde okuyor. Bu okulda da ABD’nin liberal düşünce ortamıyla tanışıyor. Boğaziçi’nde aynı dönem okuyan isimler arasında Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cem Boyner, Güler Sabancı gibi isimler var. Yani bugün Türkiye’yi yöneten ya da etkin olan birçok isim sıra ya da dönem arkadaşı. 1970’li yıllarda siyasi çalkantıların en yoğun olduğu günlerde farklı bakış açıları, farklı görüşlerle tanışıyor. Murat Ülker’in demokrat kimliğini oluşturan günler…

İş hayatı çocukluk yıllarında başlıyor. Babası Sabri Ülker’le çok yakın çalışıyor. 2 yıl Ülker’in tüm fabrikalarını dolaşıyor. 2000’li yıllarda ise Sabri Ülker’in onursal başkan olarak günlük işlerden çekilmesiyle direksiyona geçiyor.

2007’de Godiva’nın alınması küreselleşme vizyonunun ilk adımı oluyor. Önemli bir adım atıyor ancak muhafazakar kimliğinin gerektirdiği incelikleri unutmayarak. Yine Nuriye Akman’a verdiği röportajda içkili ürünleri de olan Godiva’yı alırken hocalara danıştığını büyük bir açık yüreklilikle aktarıyor.

Çevresinin anlattığına göre neşeli, esprili, lafını sakınmayan bir patron Ülker. Gençlerle de yaşlılarla da ilişkisi çok güçlü. Ayrıca çalışanları ile de. Yıldız Holding’de 10 bine yakın sendikalı işçi var. Bisküvi ve atıştırmalık sektöründe 10’dan fazla marka, 20’nin üzerinde şirket var ama Eti ile birlikte sendikalı iki şirketten biri Ülker.. Yeni şirketi United Biscuits’in 7100 çalışanı da sendikalı.

Murat Ülker, Godiva’yı aldığında olduğu gibi United Biscuits’i aldığı gün de Türkiye’deki sendika temsilcileri ile bir araya geldi. İşyeri temsilcileri ve işçilere önce aldığı şirketi detaylı bir şekilde tanıtan Ülker, global bir şirket olarak yola devam edeceklerini anlatmış.

'BORÇ BÜYÜK, ÇOK ÇALIŞACAĞIZ'

İşçilerin sorusu ise doğal olarak ücretlerinin değişip değişmeyeceğine ilişkin:

“3.2 milyar dolar verdiniz. Dünyanın büyüğü oldunuz. Bu büyümeden biz de etkilenecek miyiz?”

Ülker esprili yaklaşımı ile işçilere “Artık çok borcumuz var. Bundan sonra çok daha fazla çalışıp, borcumuzu ödeyeceğiz” demiş.

İşçilerden aldığım bilgiye göre Ülker’in en çok önem verdiği konulardan biri ise iş kazaları. “Hiçbir iş önlem alınmadan yapılacak kadar acele değil” diyen Ülker, işçilere “Önlem alınmamışsa sakın o işi yapmayın, çalışmayın” diye de akıl veriyormuş.

İşçilere göre Murat Ülker kendi ile barışık bir insan. Sosyal yönü güçlü, modern, demokrat ve hukuka saygılı…

Eskiden “tanınmamak, sokakta rahat dolaşmak için” kamuoyu karşısına çıkmazdı Murat Ülker. Şimdi ise elinde değil! Bir haberde kullanmak için Murat Ülker fotoğrafı aradığımız günler artık çok geride kaldı.

Fotoğraf çektirmeyi bile sevmeyen Murat Ülker’e ilişkin arşiv bilgileri bize bazı şeyler anlatıyor. Sokakta rahat dolaşmak isteyen Ülker, ekmeğini hala fırından almayı seviyormuş. Oysa biz onu ülkenin neredeyse bütün endüstriyel ekmek markalarını şirketinin bünyesinde toplamaya çalışmasıyla tanıyoruz. Tevazu sahibi olduğunu bildiğimiz Ülker’in bu niteliğiyle örtüşmeyen hobileri de var. Arabalara ve hıza, silaha meraklı olması gibi…

Arşivin bir de hoş hatırlanmayan, sıkıntılı bir dönemi var. Ülker Grubu 28 Şubat’ın karanlık günlerinin ürettiği yeşil sermaye listelerinin ilk sırasına otururdu. O dönemde çıkan haberlerde Ülker ürünlerinin askeriye kantinlerinde ve ordu evlerinde yasaklandığına dair haberler şaşırtıcı görülmüyordu. Ya da belediyelerde başlayan İslamcı yükselişten rahatsız olan sıkı ulusalcıların bireysel protesto eylemleri de…

Sonra Murat Ülker’in kritik, stratejik hamleleri geldi. Şirketin yönetim kuruluna alınan asker temsilciler, bazı asker vakıflarına destekler, muhalif yayınlarla kurulan pozitif ilişkiler derken, süreç içinde o listelerden yavaş yavaş sıyrılmayı, imaj değişimini sağlamayı başardı Ülker. Bazıları sıkı bir ulusalcı muhalif olan Bedri Baykam’ın boş çerçevesine ödenen 125 bin doların da bu doğrultuda yapılan bir halkla ilişkiler yatırımı olduğunu öne sürüyor. Kim bilir?

Kendileri siyasetle aktif olarak ilgilenmese de Ülker ailesinin yolu siyasilerle denk düştü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan siyasete atılmadan önce Ülker grubunun bayisiydi. Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Ülker Ailesi’nin yol arkadaşlığı ise İlim Yayma Vakfı’ndan, Bilim Sanat Vakfı’na ve Şehir Üniversitesi’ne kadar uzanıyor... Yani ‘Yeni Türkiye’nin en üst isimlerinin yolu Ülker’le bir biçimde kesişti.

Ülker dünyevi alemde dev adımlarla yoluna devam ediyor. Yazıyı markanın o ünlü cıngılıyla bitirelim: “Akşama babacığım, unutma Ülker getir!”