Zirveye yaklaştıkça hava soğur

Hazım Kantarcı Sabancı Grubu'nda 32 yıl çalışmış bir profesyonel. Uzmanlıkla başlamış, CEO olarak görevi bırakmış. Yaşadıklarını "CEOSA Kantarcı" adıyla kitap yaptı. Anlattıkları hem profesyoneller hem de aile şirketleri için ders gibi.
Zirveye yaklaştıkça hava soğur

Sabancı nın eski CEO'su Kantarcı, Şevket, Sakıp, Erol Sabancı ile birlikte.

Kazım Kantarcı, Sabancı Grubu’nda 32 yıl çalışmış bir profesyonel. 1970 yılında Bossa’ya uzman olarak girmiş, 2003 yılında ise aile ile görüş ayrılıkları çıkınca ilk CEO’lardan biri olduğu gruptan istifa etmiş.

Kantarcı, Türkiye’nin en büyük sanayi gruplarından biri olan Sabancı’da edindiği deneyimi, yaşadıklarını, aile şirketlerinin handikaplarını ‘CEOSA Kantarcı’ başlıklı kitabında anlattı.

Önceki gün bir araya geldiğimiz Hazım Kantarcı, kitabı yazma nedenini “Vehbi Koç ve Sakıp Sabancı başta olmak üzere Türkiye’de patronların kitap yazdığı sıkça görülür. Ancak, profesyonel yöneticiler arasında bunu yapanların sayısı azdır. Ben de reklamcı dostum İzmir Tolga’nın önerisiyle yazdım” sözleriyle anlatıyor.

Özdemir Sabancı’nın öldürüldüğü günlerden Toyota’nın satışına kadar birçok ilginç anekdotun yer aldığı kitapta, sanayicinin kaliteye bakmadan ne üretirse sattığı, araba lastiğinin karaborsa olduğu yıllarla başlıyor anlatmaya. Gümrük Birliği, genel müdürlüğünü yaptığı Brisa’nın Avrupa Kalite ödülü aldığı dönemlere uzanıyor. Brisa’nın kuruluş ve Bridgestone’la ortaklık öyküsünü anlatırken de günümüze bir gönderme yapıyor. Tartışılmakta olan yerli otomobil için Brisa modelini öneriyor:

“En iyi teknolojiyi aldık. Bir banttan yerli lastik markası Lassa, diğerinden Bridgestone çıkıyor. Üretimin yüzde 65’i de Lassa. Bugün 3 bin noktaya 175 milyon dolar ihracat yapıyor.”

Kantarcı, 1996 Ocak ayında Özdemir Sabancı, Haluk Görgün ve Nilgün Hasefe’nin katledildiği günleri de anlattığı kitabında, bu olayın ardından genel müdür olduğu Toyotasa’nın Sabancı ile ayrılış öyküsünü de şöyle hatırladıyor:

Toyotasa yatırımı için 100 bin adet ve üzeri yıllık üretim şartıyla teşvik sağlanmıştı. Ana parçaları yüzde 36 gümrük vergisiyle ithal ederken, Toyotasa için bu oran yüzde 13’e indirilmişti.
Türkiye, 1 Ocak 1996’dan itibaren Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’ne girdi. Böylece AB ülkelerinden gümrük sıfıra inerken Japonya’dan yüzde 10 olarak kaldı.

İhracat yapalım dedik, kabul etmediler. Artık ayrılmaktan başka çare yoktu. Çünkü, Toyotasa ürettikçe zarar ediyordu. Toyotasa’ya iki taraf 125’er milyon dolar yatırmıştı. Toplam 239 milyon dolar alıp çıkmış olduk.

Sakıp Bey, “Toyotasa ortaklığından çıkarsak sonra torunlarımız bize kızmaz mı?” diyordu. Ortaklıktan çıkmak hayırlı oldu. Torunların endişelenmesi gereksizdi.

Kantarcı’nın kırgınlığı ise “Zirveye yaklaştıkça hava soğur” başlığıyla anlattığı profesyonelleşme konusunda. Sabancı ailesinin kurumsallaşmayı benimseyemediğini söylüyor ve “Bu durum tüm aile şirketleri için söz konusu” diyor.


Damat Kluj’da mağaza açıyor

Galatasaray’ın 3-1 galibiyeti ile sonuçlanan Kluj maçını Damat-Tween markasının sahibi Orka Grup Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ile izledik. Orakçıoğlu Fenerbahçeli ama Kluj bugünlerde onun için önemli.
Kluj, Romanya’nın Bükreş’ten sonra ikinci büyük kenti. 1.5 milyon nüfusu var. Romanya’da 5 mağaza ile yer alan Damat, Kluj’da da mağaza açıyor.
Orakçıoğlu, Kluj’ın gelir düzeyi yüksek bir endüstri kenti olduğunu söylüyor. Kentin tek alışveriş merkezine girmek için bir yıl beklemişler.
Bu arada maçı izlerken Orakçıoğlu ve Genel Koordinatör Osman Arar, kısa süre önce yabancı bir fonla ortaklık yapan grubun hedeflerini de anlattı.
Orakçıoğlu, Avrupa’da ve Ortadoğu’da yaşanan krizlerden etkilendiklerini söylüyor ve ekliyor:
“Yunanistan’da mağazamız yoktu ama çok mal satıyorduk. Şimdi para gelmeden mal satamıyoruz. İtalya çok etkilendi, 9-10 marka satılık. 2013’te marka almak için ciddi niyetimiz var. Barselona’dan memnunuz. Mısır’da işler hareketlenmeye başlıyor. Azerbaycan’da ise harikalar yaratıyoruz.”
Arar ise insanları 2 beden daha zayıf ve 10 yaş daha genç gösterecek, radyasyonu önleyen ceketler, kaz tüyü yerine yeni bir malzeme ile üretilen montlar gibi inovatif ürünleri örnekleri ile anlatıyor.
Kantarcı’nın 346 sayfalık kitabı Türkiye ekonomisinin de öyküsü. Anlattıkları ders gibi...