Şehre Troçki geldi

Serginin afişindeki resim çok güzel ve manidar. Yıkılmaya yüz tutmuş bir evin kırmızı duvarlı boş bir odasında yapayalnız bir koltuk.

Serginin afişindeki resim çok güzel ve manidar. Yıkılmaya yüz tutmuş bir evin kırmızı duvarlı boş bir odasında yapayalnız bir koltuk. Serginin adı ‘Troçki’nin Hayaletleri: Bir Sürgünün Kaybolan Mekânları’ ve Moda’daki küçük ve sempatik İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi’nde görülebilir. Sergide Leon Troçki’nin 1929’da Sovyetler Birliği’nden ayrılıp sürgüne çıktıktan sonra kaldığı Büyükada’daki evin İrlandalı sanatçı James Hughes tarafından çekilen fotoğrafları yer alıyor. Troçki 1917 Rus Devrimi’nin liderlerinden biri ve korku salan Kızılordu’nun kurucusuydu, fakat Lenin’in 1924’teki zamansız ölümünün ardından iktidar savaşını kaybetti. Büyük rakibi Stalin Troçki’yi bertaraf etmeyi başardı ve beş yıl boyu yeni devrimci devlet içinde itip kaktıktan sonra onu zorla Türkiye’ye sınırdışı etmeye karar verdi. 1929-33 yılları arasında Troçki vaktinin büyük kısmını Büyükada’da geçirdi, ardından Türkiye’yi terk edip Fransa’ya gitti. Stalin yönetimi altında komünizmin dejenerasyonu diye nitelediği politikaları yılmadan eleştiren Troçki, son durağı olan Meksika’da bir Sovyet ajanı tarafından 1940’ta öldürüldü.
Bertrand Patenaude’nin yazdığı ve devrimci liderin Meksika’daki son yıllarını anlatan ‘Stalin’in İntikamı: Leon Troçki’nin Sürgünü ve Öldürülmesi’ adlı kitap 2009’da yayınlandı. Şu an o kitabı okuyorum ve Troçki’ye, hayatına ve fikirlerine ilgi duyan ve 1940’ta her şeyin nasıl sona erdiğini merak eden herkese tavsiye edebilirim. Kitap gayet güzel yazılmış ve Troçki’nin etrafında oluşan efsaneyi gerçek hayata indiriyor; zaman zaman nahoş olabilen kişisel özelliklerini, anlık siyasi yanlış hesaplarını ve muhaliflerini acımasızca bastırmasını anlatıyor. Patenaude, Troçki’nin balık tutmaya düşkünlüğü ve daha önemlisi, en meşhur kitaplarını (otobiyografisi ve Rus devriminin anıtsal tarihi) yazması dışında Büyükada’dan çok söz etmiyor.
50 yaşın üzerindeki birçok solcu, Troçki’ye biraz romantik bir şekilde bakmaya meyillidir. Bazı kitaplarını okumuşlardır, zaman zaman son derece parlak olan analizlerine hâlâ hayranlık duyarlar ve onu komünizmin, Stalin ve cellatları tarafından yazık ki ortadan kaldırılan insani yüzü olarak görmekten hoşlanırlar.
Yetmişlerdeki öğrencilik günlerimden, Troçki’nin takipçilerinin uluslararası yöneliminden nasıl etkilendiğimizi hatırlarım: dünyanın dört bir köşesindeki gelişmeleri anlamaya çalışan küçük bir grup solcu. Öte yandan aralarındaki durdurulamaz anlaşmazlık eğilimiyle ilgili de sürekli fıkralar anlatırdık. Üç Troçkist’i bir gün boyu bir odaya koyun, 1962’de Bolivya’daki bir madenciler grevinin nasıl tahlil edilmesi gerektiğine dair birbirleriyle şiddetli kavgaya tutuşup dört ayrı fikirle dışarı çıkacaklardır. Bir siyasetçi olarak, zekice analizler yapma yeteneklerine ve gerçek hayatta işe yarayacak çözümler ortaya koymak konusundaki hepten yeteneksizliklerine tanıklık etmişimdir.
İnternette Troçki ile Türkiye arasındaki bağlantıları araştırmak çok keyifli. 1933’te ünlü Belçikalı gazeteci ve yazar George Simenon’un Troçki’yle İstanbul’da yaptığı röportajı bulabilirsiniz sözgelimi. Ya da merhum Turan Yavuz’un 2000’de Troçki‘nin Büyükada’daki sürgün yıllarına dair bir belgesel çektiğini öğrenebilirsiniz.
Türkiye’deki mevcut siyasi hırgürden kaçmak istiyorsanız ve Troçki hakkında hızlandırılmış bir kurs ilginizi çekerse, Patenaude’nin kitabını almanızı ve James Hughes’ün güzel fotoğraflarına hayranlıkla bakmak üzere Moda’daki müzeyi (www.istanbulhatirasi.org) ziyaret etmenizi öneririm. Ardından da Büyükada’ya gidin, oturun ve heyecan verici zamanları ve insanları okuyarak kendinizden geçin. Bütün bu entelektüel mesaiden yorgun düştüğünüzde ise adayı dolaşın ve büyük kısmını geçmişte Rumların ve Ermenilerin inşa ettiği (Troçki’nin yaşadığı sahil köşkü de onlardan biri) şahane evlere büyük bir hayranlıkla bakın. Son olarak da belediye başkanının makamına gidip ondan nazikçe, Troçki’nin evini satın alıp restore etmesi ve yalnız devrimciye adanmış bir müzeye dönüştürmesi için gereken fonları bulmasını, bu amaçla elinden geleni yapmasını isteyin.