Adaletin bu mu Türkiye?

Sözün bittiği yer burası. Burada düşünmek ve konuşmak yasak.

Öncelikle haberler: Of Müftüsü ile Peygamberimizi Tanıtma ve Kültür Vakfı’nın bir üyesi, Hz. Muhammed için nüfus cüzdanı hazırladı. Müftü, şöyle konuştu: “Bu dünyada bir ilktir. Şimdiye kadar böyle bir çalışma düşünülmedi. (Neden daha önce düşünülmedi acaba? Acaba çok ilginç bir fikir olduğundan olabilir mi?) Bu bir kimlik kartı değildir, bu bir nüfus cüzdanıdır (Bunu bildiğimiz iyi oldu). Maliyeti 25 kuruştur, makbuz karşılığında 1 TL’ye satılmaktadır (Din ne ilginç bir kavram, iyi niyetle yola çıktığınızı hissettirince, her türlü tuhaflık normal karşılanıyor. Oysa ki böyle bir olayı bir genç yapsa kim bilir başına neler gelir).”
Açıklama devam ediyor: “İnşallah Resulullah efendimiz 1422 yıl sonra gelen bu kimlik dizaynından ve bildiriminden manen memnun olmuştur.” Önlü arkalı kimlik kartında TC kimlik numarası gibi ifadelerin yanı sıra Hz.Muhammed ile ilgili pek çok bilgi yer alıyor (Dini anlamak, öğrenmek çok güzel de TC kimlik numarasını kim soracak, kime soracak? Tabii bu güzelliği yapanlar TC kimlik no’sunu kibarlık olsun diye eklemişler ama işte sadece iyi niyet yetmiyor. Bazen bazı şeyleri yapmadan önce biraz da düşünmek gerek. Hoş, bu da bir düşünce). Bu arada fotoğraf yerinde bir gül var. Ne diyeyim, ne yazayım?
* * *
Bir başka habere geçelim: Üniversiteli Baran Nayır ve Ali Deniz Kılıç iki yıl önce DTP’lilerin İstanbul’daki protestosuna katıldı. Eylem sırasında gerginlik olunca Nayır ve Kılıç’ın da aralarında olduğu dokuz genç bir sokakta gözaltına alındı. Polise göre aynı sokakta bir torba içinde, soda şişesine doldurulmuş altı adet molotofkokteyli bulunmuştu. Dokuz genç tutuklandı. Yargılamada torbayı bulup ilgili tutanağı hazırlayan polislerle imzalayanların farklı olduğu ortaya çıktı. (Olabilir, bizde tutuklu insanın cep telefonuna bile sehven numara yükleyen, katillerle bayrak önünde hatıra fotoğrafı çektiren modeller var, bir imzayla sahibi tutmamış çok mu?) Çağrılan polisler, “Onları biz yakalamadık” dedi (Zaten Türkiye’de kimse kimseyi yakalamaz. Suçlular kendi kendilerine yakalanır, kendi kendilerine kafalarını demirlere vurur, kendi kendilerine camdan atlar, kendi kendilerine yaparlar ne yaparlarsa, o yüzden bu açıklama da çoğumuzu şaşırtmamalı). Yedi genç bırakılırken molotofkokteylleri üzerinde parmak izleri bile çıkmayan Nayır ile Kılıç tahliye edilmedi. Savcının bile ‘Tahliye edilsin’ dediği iki genç, iki yıldır cezaevinde (Biraz daha akıllansın diye içeride duruyorlardır kesin).
* * *
Bu haber de çok güzel: Mersin’de iki genç beş yıl önce bir lise duvarına sprey boya ile ‘Uyuşturucuya hayır!/Dev-Lis’ yazdı. Gençlere Çocuk Mahkemesi’nde ‘kamu malına zarar’ iddiasıyla 4’er bin TL ceza verildi (O duvar gerçekten çok değerli bir duvardı. Değerli olmasa bile devletin manevi kimliği fantastik bir biçimde yaralanmıştı. 4 bin lira az bile). Mahkemenin sorusu üzerine emniyet 30 yıl önceki bilgilere dayanarak (Emniyetimiz en güzel Mercedes, Nissan ve Mini arabalara ve en son teknolojiye sahip) Dev-Lis adlı yasal öğrenci topluluğunun ‘terör örgütü’ olduğunu savundu. Gençler her ne kadar “Uyuşturucuya karşı duyarlılık için yazdık” dediyse de mahkeme yazıyı, ‘Sanıkların uyuşturucu gibi toplumun duyarlı olduğu konuya dikkat çekmek amacıyla yazılırken terör örgütünün imzasını atmak suretiyle toplumun örgüte yönelik fikir ve kanaatlerinde müspet imaj yaratma amaçlı propagandif faaliyet’ diye değerlendirip iki gence 6 ay 20 gün hapis cezası verdi. Uyuşturucuya hayır’ yazıp altına Mick Jagger, John Frusciante ya da Amy Winehouse yazsak sıkıntı yok sanırım. Bu arada ‘propagandif’ de nedir?
Bir de şunu soralım: Devletin ‘tu-kaka, cıssss’ olarak nitelendirdiği herhangi birisi ya da bir kurum hayatta iyi bir şey isteyemez mi? Sözün bittiği yer burası işte. Burada düşünmek ve fikir geliştirmek yok. Hoş geldiniz.