Arka sayfalarda neler oluyor?

Bu hafta ne acayip geçti sevgili günlük... Uzun süredir televizyonu Playstation olarak kulanmamdan dolayı bazı programlara uzak kalmıştım. İyi ki de öyle olmuş. Saçma programlar adeta izlemem için birikmiş.

Bu hafta ne acayip geçti sevgili günlük... Uzun süredir televizyonu Playstation olarak kulanmamdan dolayı bazı programlara uzak kalmıştım. İyi ki de öyle olmuş. Saçma programlar adeta izlemem için birikmiş. Her programda kendimden biraz daha geçtim. Türkiye'de televizyon kitlelerin afyonu değil eroini galiba. Öncelikle adını hatırlayamadığım Dütdüt (diyelim) Karadeniz'in maksimum fantezi kamera şakalarına şahit oldum.
Sözde 'sanatçılarımız' Safiye Soyman'ın kocası bey, Fısfıs İsmail ve Hüyriye gibisinden bir bayan civeleğimiz bir köyün/kasabanın açılışı gibi bir ortama gidiyor bu denyo şakada. Hesapta Avrupa Birliği'ne örnek olacak bir kasaba yaratılmış. İçinde Arap'ından, Tatar'ına, zencisinden (Afro Amerikalı mı diyeyim yani), Japon'una herkes var. Bu Babil Kulesi gibi mekânda sözde kasabanın başkanı bizim düdük makarnasını bir puanla kaçırmış 'sanatçılara' ayakkabısını fırlatıyor. Ardından kavga çıkıyor.
Bay Safiye Soyman'ın soymanı abi, bir elinde Türk bayrağı ağzında salyalar bağırıyor. Türkücü Hüyriye topuklularla koşma (et) derdinde. Fısfıs İsmail desen ful kontak Karadeniz Power şivesiyle uşaklıyor da şaklıyor. Bir ara helikopterler çıkıyor. Etrafa bomba atıyorlar. Evler patlıyor. Sonra uzaktan tüm zamanların en şaçma şaka gurusu Dütdüt (adını hatırlayamadım valla) Karadeniz çıkıyor. Bir yamaca 'Size şaka yaptık' yazısı ve İngilizce mealini açıyorlar.
Bu nasıl iş? Bir de bu nasıl bi şaka? Buna şaka denemez, bunu yapanlar da benim gözümde şakacı değil. Bu arada bu denyolamokaçi şakayı çekmek için dört-beş helikopter, 200 adam, bir uçak, bilmemkaç metre yol kullanılıyor. Program şakayı yapmak için yaptığı amelelikle gurur duyuyor. Bravo. Çok amelece!
Açlık grevinde olan olmuş
Show TV'nin diğer yarışması 'Güldür Bakalım'a bakmayı deniyorum, olmuyor. Sonra bir magazin programında Levent Kırca'yı görüyorum. Yıllardır güldüğüm acayip bir adam. Levent Kırca, Ali Kırca'nın ağabeyi gibi. Ali Kırca seçim sonuçlarını değerlendirirken ona da gülmüştüm. Tepsi modeli saçlarıyla Ali Kırca ne yapsa tutturamıyor artık ayarı. Herhalde programlarından sonra artık Barış Manço çalmıyor ya, o yüzden oluyor... Neyse Levent Kırca diyor ki "Bir stadı kapatalım, önce ben çıkayım komikliğimi yapayım, sonra da Cem Yılmaz çıksın. Görelim bakalım kim daha komikmiş?" İşte böyle, koskoca adam işi gücü bırakmış Cem Yılmaz'a tebelleş olmuş. İski miski komikti de Cem Yılmaz'ı izlemek için Levent Kırca'yı mı izlememiz gerekiyor bi posta yani. Ne acayip hevesler...
Levent Kırca şu en son yaptığı 20 dakikalık açlık grevi performansından sonra galiba böyle bozuldu. O esnada beyne yeterli mühimmat gitmedi mi ne? Bi değişik. Bu arada 'Güldür Bakalım' çok acayip lafının yetersiz kaldığı bir yarışma olmuş...
Buradan başka bir fanteziye geçelim istedim. Bir gecede iki-üç yarışma gerçekten de her TV izleyicisinin fantezisi zaten. 'Bir Dilek Tut'la karşılaştım aniden. O da çok bi fena olmuş be abi. Ne öyle? Yani şimdi özetle sakatsan düzelmek için düzgün şarkı mı söylemen gerekiyor? Onun bunun annesi babası ölmüş, kolu kopmuş, belden üstü yok, tek yarısını minibüs kapmış, orasını at ısırmış gibisinden (tabii ki gerçek ve çok üzücü) durumlardan gelen gariban yarışmacılar şarkı söylemeye çalışıyor. Şu güne kadar gördüğüm en acımasız yarışmalardan biri. Aslında bir tane daha vardı. Hani herkese bir hikâye anlattırıyorlardı. Parayı sonunda bölüşme bölüşmeme olayı vardı. Hikâyesi en pis olan, en üçkâğıtçı olan kazanıyordu. Adını bile unuttum. Bodrum Bodrum.
Cem Adler 2'nin ihaneti
Hah, yılın ihaneti... O kadar konuştunuz konuştunuz, bu da oldu. Her zaman olduğu gibi Gül Gölge'yi (şimdi evlenmiş, kutlarım) izliyorum. 'Canlı Canlı'da Cem Adler 2'nin aldatma (mıdır bilemedim) görüntüleri var.
Görüntüleri kameraya alan mıdır, yoksa yanındaki goygoycu mudur bilemediğim bir de çirkin dış ses var görüntülerin üzerinde. Zaten olayın ne olduğu belli değil, bir de o çirkin ses ikide bir her olaya 'Aaaa kulak memesini öpüyor', 'Oooy sırtını vantuzluyor şimdi de', 'Oooğğh şindi de göğsünü sürtüyor' gibisinden acuz acuz açıklamalarda bulunuyor. O sesler beni ne kadar korkuttu anlatamam. Adeta Blair Witch gibi bir ses 'Ooooh oh kulağını öpüyor' filan diyor düşünsenize. Ya bir dakika, acaba o korkunç ses benim düşüncelerimin sesi miydi?
Bir de şöyle bir acayiplik oldu, görüntülerden sonra Gül Gölge Saygı birden hareketlenip 'Ya bu video görüntülerini kim çekmişse çok ayıp, ben bu durumu kınıyorum' diye hiddetli bir şekilde sinire kesti. Ayol sevgili Gül, biraz önce sizin sunduğunuz program da o sizin protesto ettiğiniz görüntüleri bilmemkaç milyona ulaştırdı, uyandırayım.
'Özlem siyasette yeni'
Açık Radyo'nun sabah programı Açık Gazete tatile çıktı. Vapur ve minibüs yolculukları azap haline geldi. Buradan Ömer Madra'yı göreve çağırıyorum. Ömer Bey, hemen programa başlayın yoksa valla evdeki bütün muslukları açıyorum. Ayrıca balkona koyduğum elektrikli ısıtıcının da fişi hemen şurada. Isıtırım küreseli, Açık Gazete 94.9 hemen göreve!
Okan Bayülgen'in 'Özlem siyasette yeni' videosunu her izleyişimde ne kadar utanıyorum anlatamam. Hani Ecevit'in koltuğa yapışıp kaldığı zamanlarda bazen canlı yayında yürümesi filan gerekiyordu ya, işte o zamanlarda da devamlı Ecevit düşecek sanıp utanıyor/korkuyordum. Eğer cins bir insansanız girin yutüb'e arattırın 'ozlem siyasette yeni' diye, izleyin izleyin, rahatsız olun. Ha eğer öyle bir insan değilseniz, girin yuporn'a sadece 'ozlem' diye arattırın, belki bi şeyler çıkar.
Hepinizi salonumda halı yerine kullandığım dev toz bezimin üzerinde oturarak seviyorum. Arivederçiaolleey!