Bluzun çok güzelmiş

Zaten kronik tembellikten yazıyı geciktirmenin haksız stresini yaşıyorum. Her sabah gazete aldığım gazete konteynırına doğru ilerledim işte bu stresle.

Zaten kronik tembellikten yazıyı geciktirmenin haksız stresini yaşıyorum. Her sabah gazete aldığım gazete konteynırına doğru ilerledim işte bu stresle. Benim gazetecim (sanki sadece bana ait) biraz enteresan. İnsanları hatırlayıp daha siz gelmeden gazetenizi hazırlıyor. Mesela ben ne zaman yaklaşsam Radikal'i, çıkmışsa Penguen ya da Fermuar'ı hazırlayıp bekliyor. Ben de böyle zamanlarda kıllığına 'Bi Vatan bi de Sabah' diyorum. Bu sabah kaderime boyun eğdim. Fark ettim ki hayatımda bazı şeyler kaderimde yazılı ve artık onlardan kaçmayacağım. Neyse. "Bi Radikal" dedim sessizce. "Buyur güzelim" dedi sayın gazete konteynırı içindeki bey.
Açıkçası beni tanıyanlar bilir, ne yalan söyleyeyim gerçekten de 'güzelim' denecek en son insanlardan biriyimdir. Tip desen falso, sakallar bir puanla Hizbullah'ı kaçırmış modelden. Gözler kurbağa adam Kermit'in Çarşı'dan esrarkeş kankası modeli, saç biçimi: Kel. Bütün bu ahval ve şerait içinde sabah sabah bir insanın bana güzelim demesi gerçekten de günümün ya da gecemin çok iyi geçeceğine ya da tüm bir günümün bir s*ç*ş oratoryosuna dönüşeceğine işaretti. Bilemiyorum, üstümü örtsene anne...
Yağlı basın bunu da basın
Geçtiğimiz hafta yine yağlı magazin basını şenlendi. Aysun Kayacı ve Arzu Yanardağ'a ait görüntüler magazin sayfalarında ve programlarında çarşaf çarşaf basıldı. İşin tuhafı, bu mükemmel yağlı gazetecilerin sözde bu 'özel görüntüleri' kullanmalarıydı. Hesapta istenmeyen bir şekilde dolaşıma çıkmış fotoğrafları basmak mı yoksa basmamak mı bir gazetecilik başarısıdır, bilemedim. Aslında bildim. Neyse bir de bu vesileyle hurriyet.com.tr'de özellikle amatör ve bukake tarzında videoları görmek istediğimi buradan da değerli ilgililere bildirmek istiyorum. Aklınızda bulunsun, bu aralar bu görüntüler acayip hit artırır.
Bir magazin vakalaması da (Böyle laf oyunlarını Perihan Abla yapınca oluyo ben yapınca yakışmıyo) belgeli milli bakiremiz, Şebnem Şefer'in DYP'ye katılması oldu. DYP adına nasıl sevindim, nasıl sevindim anlatamam. Sonuçta Tansu Çiller, Yıldırım Akbulut gibi büyük politik beyinler çıkartmış Türk siyasetine günümüzden de bir cevap gelmesi gerekiyordu. Şebnem Şefer bu felsefe doğrultusunda Türk siyasetinde çok büyük bir beyin olabilir. Bir beyin oğlu, dolmanın oğlu...
'Buzda Dans'ın tek kelimeyle hastasıyım. Duyduğuma göre Amsterdam'da bazı kafelerde dev plazma televizyonlardan 'Buzda Dans' gösteriyorlarmış... Gerçekten de başarılı bir uygulama. Sonuçta hem daha ucuz, hem de daha sağlıklı. 'Buzda Dans' ne enteresan bi programmış arkadaş. Herkes birbiriyle kanlı. Programda olabilecek tüm tatsızlık olasılıkları, tüm polemik eşleşmeleri neredeyse yaşandı. Son olarak Zeynep Tokuş'un eşiyle 'partneri' arasındaki soğukluk vardı, Allah'tan o da tatlıya bağlanmış. Şu buz pisti bi erise de jürisiyle, kaykaycısıyla tekmil kadro buzlar altında kalsa artık. Bize de yazık, geçen gün uyuklarken TV açık kalmış, evde ailecek ovırdoz olduk.
İstanbul Nöbetçi 1. Sulh Ceza Mahkemesi, Atatürk'e hakaret edilen video görüntülerin yer aldığı YouTube'a erişim yasağı koydu. Haydi hayırlısı. Sebep Türk ve Yunanlı birtakım gencoların 'Sen geysin, yok asıl sen geysin zaten sesin de bi tuhaf geliyor' kavgası. Ocak ayında bir adet zeki mi zeki, aklı evvel mi evvel bir dostumuz, oturmuş 'Ya bu geyler kesin antik Yunan'dan çıkmadır, demek ki tüm Yunanistan geydir' felsefesiyle bir video derlemiş. Ardından Yunanlı gencolar işe dahil olup bu mükemmel seviyeli tartışmayı daha da yaşanabilir bir dünya haline getirebilmek için Atatürk'ü ve Türkleri aşağılayan birtakım başka görüntüleri yayımladı ve olaylar gelişti.
Gelişti diyorum çünkü internet tek bir yer olmadığı gibi dünyada da tüm denyolar aynı ülkede toplanmamış ne yazık ki (Tabii keşke bütün denyolar tek bir ülkede toplansa, orada denyoca yaşasalar gibi şeyler de düşünülebilir ama bu bile yanlış olur). Her neyse, sebep malum. Denyolar dünyaya homojen bir biçimde dağıldığından farklı farklı yerlerden başlıyor bir YouTube meydan muharebesi. O ona 'Eşcinsel' diyor, öbürü diğerine 'Biz sizin babanızız' diyor, diyor da diyor. Animasyonlar deseniz zaten hepsi başlı başına bir estetik ve tasarım harikası. Tarihi liderlere ruj sürmeler, kadın vücuduna fotoşopla erkek kafası yerleştirmeler gırla. Zaten bu denyocanların iki gram aklı ve becerisi var, onu da YouTube'a kusarak tüketiyorlar...
Şimdi YouTube'da böylesi hakaret, ırkçılık, aşağılama ve aşırı cinsel içerikle mücadele için bir öz denetim sistemi var. Sisteme yüklenen her videonun yanında 'Bu video uygunsuzdur' diye bir tuş var. Ona basıyorsun, bir süre sonra site videoyu kaldırıyor. Tabii aynı videonun farklı adlarla tekrar tekrar dolaşıma sokulması gibi yapılan sahtekârlıklar da var ama ne yapalım internet böyle bir şey işte.
Sonra ne olacak?..
Böyle bir yer internet. O ona küfür ediyor, diğeri onu ihbar edip küfürü sildiriyor, öbürü başka bir yerden tekrar ananismoriset diyerek saydırıyor, onu da ihbar ediyorsun, o da siliniyor. Ya da çıldırıp sen de ana-baba-bacı-kardeş dalmaca felsefesine giriyorsun... Şimdi bu noktada Türkiye'nin internet vanası Türk Telekom devreye giriyor. Aslında ondan önce İstanbul Nöbetçi 1. Sulh Ceza Mahkemesi devreye girip, 'Aaaa bu site böyle kötü şeyler içeriyor, kapatalım o zaman' kararını veriyor.
Şimdi bir konuda karar verebilmek için az buçuk bazı konularda bilgi sahibi olmak da gerekiyor. Yani iki gün sonra Türk Telekom bu kararı uygulamaya koyup YouTube'u erişime kapatırsa ne olacak? Yani demek istediğim bu işin ilerisinde neler olabilir? Tabii ki mahkeme kararı çıkar, sitelere erişim engellenir ama nasıl olacak bu işler? Ekşisözlük'te yürütülmeye çalışan denetim mekanizması Ekşisözlük'ü daha ne kadar mahkeme kararlarının gazabından koruyacak? İnterneti anlamadan, bu dünyaları bilmeyen insanların eline birtakım güçler verilirse durumumuz nanay. Biliyorsunuz ki koskoca Türkiye'nin tüm internet erişimi deyim yerindeyse Türk Telekom'un vanasından geçiyor. TT vanayı isterse açıyor isterse kapıyor. Bi s** de diyemiyorsunuz. Mesela internet erişim hızınız günden güne değişebiliyor, TT'nin hikmetinden sual olunmaz, katlanıyoruz. Katlanıyoruz da TT'nin yediği küfürü büyük ihtimalle Turkcell Süper Lig'deki en kötü hakem bile yememiştir, kısaca onu demek istiyorum. Bi de eşcinsellik ne garip bir hakaret tarzıymış anlamış değilim.
'Romantik'i mutlaka izleyin. Hele filmdeki aynalı seks sahnesini ne yapın edin, hafızanıza kaydedin, sonra YouTube'a yükleyin, herkes görsün. Arkadan yaklaşmalı seks tarzında bir ilke edinen aynalı sevişme sahnesini haftaya kadar izlemezseniz zaten ben an be an yazacağım.
Kenan Evren ressam değildir (Unutmayın diye yazdım).