Bülent Ersoy'u ele almak

Bana şu fantastik coğrafyada tam anlamıyla gündeme oturan kim var diye sorsanız size hemen 'Bülent hanım' derim. Yanlış anlamayın size değil, sorunun cevabı olarak 'Bülent hanım' derim.

Bana şu fantastik coğrafyada tam anlamıyla gündeme oturan kim var diye sorsanız size hemen 'Bülent hanım' derim. Yanlış anlamayın size değil, sorunun cevabı olarak 'Bülent hanım' derim. Evet, Bülent Ersoy son zamanlarda gerçekten de gündeme öyle bir oturdu ki, kalkmak bilmiyor.
Mizah genelde iki şekilde ortaya çıkar. Mizahı ya çok abartılı bir durum, ya da mantığa aykırı bir davranış/ bulunuş/konum meydana getirir. İşte bence de Bülent Ersoy bu noktada herhangi bir absürt pop ikonundan pek de farklı değil. İzlerken şaşırıyor muyuz? Evet. Gülüyor muyuz? Evet. İzlediğimiz şeyler bize mantıksız geliyor mu? E, evet!
Marilyn Manson televizyonda
Peki nedir Bülent Ersoy'u böylesi merak ve hayret içinde izlenebilir kılan? Benim için sanırım birincisi makyajı. Her ne kadar Türkiye'de makyaj kadınlar tarafından hâlâ anlaşılmamış bir kavram olsa da B.E. sanki bu makyaj kavramının iyice içini boşaltmak ya da tanımlayamadığım başka bir şeyler yapmak peşinde gibi. Ekranda kendisini her gördüğümde 'Aaa Marilyn Manson televizyona mı çıktı?' diye şaşırıyorsam, bu işte bir iş var demektir. Genelde sanatçıdır, sanatçı toplumun önünü açar filan diye geçiştirdiğim bu enteresan makyajlara bir noktada dayanamaz hale gelişim de işte tam bu zamanlara denk gelir. Ayrıca bizim şarkıcılarımız neden kötü giyiniyor, hâlâ çözemedim. Giyinmek bu kadar mı zor? Zengin olmak herhalde çok zor. Almanızı bekleyen yüzlerce marka ve binlerce seçenek içinde devekuşu kafası gibi eski Gülhane Hayvanat Bahçesi temalı kıyafetleri bir türlü çözemiyorum. Neyse, sonuçta bütün bu dertlerimi Türkiye'de estetik ve tasarım kültürünün sağlam bir geçmişi olmaması düşüncesinde eritebiliyorum. Ama eritemediğim başka şeyler de var.
Daha aktivist olsa...
Türkiye gibi töre cinayetlerinin işlendiği, namusun her türlü değerin üzerinde olduğu, cinselliğin doğru düzgün tartışılamadığı, kılık kıyafeti yüzünden sokakta tükürük yağmurunda şemsiyesiz bırakılan mini etekli kızların dolaştığı bir coğrafyada, bu denli ünlü ve güçlü bir transseksüel olmak gerçekten de çok kritik ve gerilimli. 'Örümcek Adam'da da dendiği gibi, 'Büyük güç, büyük sorumluluk getirir.'
Belki Bülent hanım konumunu da kullanarak daha aktivist tavırlar sergilese, belli bir zümreye ait olacak, halktan 'bi şekilde' kopacaktı, kim bilir? 'Ben ona Bülent bey derim' gibisinden sığ tartışmalarda bile çok basit bir biçimde hem haklı çıkacak, hem de ülkedeki büyük sayıdaki farklı cinsel kimlikteki insanın gönüllerine su serpecekken, pembe nüfus kâğıdını kameralara sallaması biraz bize durumu hakkında ipucu veriyor.
Pop ikonu olmak, ne yaparsanız yapın, bir şekilde etliye sütlüye karışmamanızı da gerektiriyor nedense. Bülent Ersoy da bu durumu kabullenmiş bir şekilde magazin aromalı tartışmalara kafa göz dalıp dalıp çıkıyor. Oysa iki dudağının arasından çıkacak birkaç anlamlı söz, bu ülkede çok şeyi değiştirmeye yetebilir. Türkiye buna hazır ama Bülent Ersoy 'tüm varlığına rağmen' pek hazır değil gibi. Yazımı Selami Şahin bestesi 'Sefam Olsun'la bitirirken hepinize şarkının 'Sefam olsun, düşmanlarım çatlasın!' bölümünü hatırlatmak istiyorum:
Kadeh kadeh rakıları içiyorum oh oh/ Kuru sulu karıştırıp içiyorum oh oh/ Üflemeyin sakın dostlar uçuyorum oh oh! (Burada opsiyonel rakı bardağı fırlatılabilir.)