Büyük güç, büyük sorumsuzluk...

Kapitalizme inanıyorsun da kanal değiştirmeye neden inanmıyorsun diye sorarlar, Allah korusun

Twitter, hepimize sevdiğimiz ya da merak ettiğimiz insanları daha iyi tanımamız için önayak oluyor. Mesela Hulki Cevizoğlu geçen gün Afrika’ya yardım faaliyetleri hakkında: “Türkiye’de ekonomik kriz yaşanırken, nerden çıktı bu Afrika’ya yardım? Tam bir ‘Ayranı yok içmeye, tahtıravalli ile gider Afrika’ya’ örneği...’’ gibisinden bir fikir açıklamış. Ardından da “Şu mübarek günlerde, ‘Komşusu aç yatarken, tokluk gösterisi yapanlar bizden’ midir?’’ sorusuyla kafaları karıştırıyor...

Diğer yandan daha önce de yazmıştım Bülent Arınç, Twitter’da adeta dünyanın en kibar insanı, bir sevgi meleği gibi davranırken normal şartlar altında yine ayarı tutturamayıp: Değişik formatlarda farklı televizyon kanallarında insanları evlendirmek ya da çay içirmek için hazırlanan programları ‘reyting kaygısı’ olarak değerlendirip, “Kendilerini hayırlı bir işe vesile sayan programların konukları ise televizyon televizyon geziyor. Dört beş tane serseri buluyorlar, orada onları paçavraya çeviriyorlar. O kadınlar adına üzülüyorum... O akılsız erkekler adına üzülüyorum” yorumunu yaptı. Tabii atı alan Arınç atın üzerinde durdukça kendini tutamayıp devam etti.
Bu programlar için “Affedersiniz, kusmak istiyorum” diyen Arınç “RTÜK’ün inisiyatif kullanması lazım. Daha önce çağırdık, konuştuk. Bunlar rica minnetle yapılacak şeyler değil” diye buyurdu. İzdivaç programlarının toplumun ahlaki yapısını olumsuz etkilediğini de savunan Arınç, RTÜK’ü göreve davet etti...

Bravo yani. Öncelikle Arınç söylediklerinin bir kısmında gerçekten de haklı. İnsanlık onurunu yerle bir eden bu programlardan televizyon kanalları kazandı da kazandı. Ama kapitalist bir dünyada yaşadığımız gerçeğine alışsa iyi olur sanki. Yani en azından başbakan yardımcımızın kapitalist demokrasiyle yönetildiğimizin farkına varması iyi olur. Kapitalizme inanıyorsun da kanal değiştirmeye neden inanmıyorsun diye sorarlar, Allah korusun.

Bir başbakan yardımcısının RTÜK’ü göreve çağırması da ayrıca korkunç. Hani bu ülkede yaşayan herkese saygı, herkesin hayat tarzına koruma gelecekti. Yüzyıllık yanlışlık olan “Türk aile yapısının dirayeti ve cicişliği bozulmasın” argümanıyla bu programlara da bu sefer yorgan altından değil adeta bir taksici edasıyla arabanın canımdan odunu göstermektedir Arınç.
Peki bu hareketi doğru mudur? Başbakan yardımcısı olduğu bilincine kısa sürede kavuşup, ağzından çıkan sözlerden vazife çıkartacak insanlar olduğu gerçekliğiyle kucaklaşması ve hepimizin başbakanının hepimizin başbakan yardımcısı gibi açıklamalarda bulunmasını en içten dileklerimle temenni ederim. Yoksa bu işin sonu alınmaz. Bugün RTÜK’e program şikayet eden (başbakan yardımcıları), ertesi gün başka bir konuda şikayetlerini devletin kolluk birimlerine ya da herhangi başka bir organına yapabilir. Bu rahatlığı da kendisinde bulabilir. Uzun lafın kısası Arınç’ın o programları izlerken kusmak istemesini gerçekten haklı buluyorum, ben de -ilginçtir ki- insanımızı kötü düşüren programları gördüğümde kendisiyle aynı bulantılar içine giriyorum ama hiçbir zaman “Bu programlar midemi kaldırıyor, o zaman yasaklansın, RTÜK uyuma!” gibisinden nidalar atmıyorum. Zaten sıradan bir vatandaşla bir başbakan yardımcısının da nidasının birbirinden farklı ciddiyetlerle algılanacağının farkındayım.

E ben farkındayım da, gerçekten bu güce sahip olanlar bu durumun neden farkında değil, işte onu anlayamıyorum. Hoş anlasam da bi şey değişmeyecek. Bu dünya böyle durup duracak olduğu yerde, döne döne.