Gel testere!

Sahne I<br/>- Alo Tüp Telekoy?<br/>- Buyrun. Modeminizin açık ışığı yanıyo mu?<br/>- Yanıyo da, onun için şeyetmemiştim.

Sahne I
- Alo Tüp Telekoy?
- Buyrun. Modeminizin açık ışığı yanıyo mu?
- Yanıyo da, onun için şeyetmemiştim.
- Olsun. Bilgisayarınızı açıp kapayın.
- Yok, bilgisayar değil. Grev için aramıştım.
- Grev için 3'ü tuşlamanız gerekiyor. Modeminizin ışığı yanıyo mu?
- Yanıyo. Sabotaj iddiaları var, ne diyeceksiniz?
- ADSL hattınız az sonra düzelecek. Modeminizi fişe taktınız mı?
- Size Allah kolaylık versin... Grevin sebebi anlaşıldı. Ya siz çalışanlarınıza neden insan gibi ödeme yapmıyosunuz kardeş?
- Ya şimdi onun hikâyesi çok enteresan. Kel Yılmaz diye bi adamla anlaştık. Bize reklam yaptı. Paraları ona kaptırdık. Abi...
- Efendim?
- İstersen sen kapat ben arayayım. Evdeysen ev, işteysen iş telefonundan.
- Kapattım, kapattım tamam.
...

Sahne II
- Alo Fatih Kelim?
- Ne var?
- Medyayla aranızda küslük varmış?
- Kimse teyzemi ağlatamaz. Teyzem burada sabahtan beri ağlıyo. İçim kıyıldı. O medya bana bi takım laflar etti. Sizi kınıyorum ve sana laflar hazırladım.
- Kelim Bey, ders almayacağınızı, vereceğinizi söylemiştiniz, belki ondandır...
- Ben ders almam, ders veririm. Taksitle almam, peşin alırım. Mesela bugün bi Tegnosa'ya gidin. Örnek LSD bi televizyon alın. Fiyatı da 2 milyar olsun. Eski parayla iki milyar! Bunu peşin alırsanız yüzde 10 indirim var. Taksitle de peşin fiyatına taksit yapıyolar. E peşin fiyatı yüzde 10 indirimli fiyatı değil mi? Bakın, bana bak ulan! Bunları neden anlatıyorum? Kimse teyzemi, eltimi ağlatamaz. İkisi de Teğnosav'dan LSD almış. Bunların kafası şimdi patlamış. Sabahtan beri salonun ortasında ağlıyolar. Ağlamak denemez buna. Böğürmek, anırmak denir. Emre hakkında gelinim olacak yazmış bu kalleş medya. Medyaya midyem kalkıyor. Kızım ağladı, teyzem, eltim perişan. Bana imparator dediniz. Hepinizin tepesine çöreklenecem. Mimiklerimle dalga geçme. Şimdi bak!
- Tenkyu sevgili Kelim.
- Bu toplantı burada bitmiştir. Bittin sen!

Sahne III
- Alo Hikmet Arkabahçeli?
- Buyur. Urgan lazım mı?
- Yok sağ olun.
- Aramızda vatan hainleri var. Sen misin?
- Bilemedim şimdi siz öyle aniden sorunca.
- KAKAPE'de de hayinler var. Hain bile değil hayin. Bombalayın Irağı. Asın kesin.
- Eee şey diyecektim, neyse. Size kolay gelsin.
- Çağır Koray'ı o da gelsin. Hain o galiba. Urganı yağlıyorum ben, işim var.

Sahne IV
- Alo Tahin Eldohan mı?
- Buyur.
- Alo Tahin Bey... Sesiniz gelmiyor.
- Telefon hattındandır. Hat inceldi. İnceldiği yerden kopsun. Vur patlasın çal oynasın. Çingene çalsın kült oynasın. Camiler Taner Kışlalımız olacak. Deniz minareleri silgimiz...
- Sizi en karizmatik lider seçmişler, ne diyeceksiniz?
- Ne karizması güzel kardeşim. Karizma oldu prizma. Bu lafın bittiği yerdir. Burası oyuna geldiğin yer. Burası onu yendiğin yer. Terörün son çırpınışları bunlar. Gerekirse sıcacık takiplerimiz var. Sıcak sıcak. Anne kucağı gibi. Anneni de al git çok sevdirmeden. Ananis Moriset gibi yar olmaz...
- Anladım abi. Kolay gelsin.
- Gelecekse çabuk gelsin işim var. Vaşington'dan bekliyolar. Portakal soyacaz.
- Buradan halka bi mesajınız var mı?
- Var. Ey halkım, sokma beni müşgüle, seninle havan topu atalım bir tabak keşküle.
- Oy oyyy...

Sahne V
- Alo Mandrake?
- Buyrun, benim. Melon şapka yakışmış mı?
- Yakışmış efendim. Hayırlı olsun. Kızınızı evlendirmişsiniz.
- Evet takı töreni üç saat sürdü. Herkes taktı takıştırdı. Verdi veriştirdi, yemedi yedirdi, içmedi içirdi, ağlamadı ağlattı.
- Alkol var mı?
- Yok. Memur bey. Saat 9 gibi iki bira içtim o kadar.
- Hadi selametle.
- Teyyip you!

Sahne VI
- Alo yardıray?
- Buyrun burası.
- Şimdi benim 10 leşim var. Diyorum ki bana...
- Kolaylık mı istiyosun kardeşim?
- Evet.
- Ya işi düşen, adam kesen bizi arıyor. Tamam hallederiz. 10 leşin bile olsa fark etmez. Burası yardıray. Buradan çıkış yok. Aslında var yani de lafın gelişi.
- Peki bizim telefon filan dinlenmiyodur di mi?
- Dinleseler ne olacak? Ne değişti şu güne kadar aşkım? Susurluk, Hrant Dink... Hepsi bizden sorulur. Cümbüş mümbüş benden sorulacak, bendeeen sorulacak. Ay hahahaha Tuğçe Saan geliyooorr! Cümbüş mümbüş benden sorulacaaak!
- Valla sizin iş de bayaa yıpratıcıymış.
- Hiç bi şey olmaz. Fazla ihale var, veriyim mi?
- Yok almıyım.
- Sen bilirsin şeker. Diğer hattan arıyolar, kapatıyorum. Öptüm kocaman.
- Ooh!

Sahne VII
- Alo Kazdağı?
- Buyur abi benim.
- Seni delmişler kardeş.
- Hiç sorma. ***** bile *****.
- Şimdi nasıl oluyo bu işler?
- Ya ne biliyim abi. Ben kendi halinde, kuşunda böceğinde, zeytininde bir dağ idim. Günün birinde bi takım siyah kılıklı adamlar geldi. Her yerimi deldiler. Defalarca... Sonra bir de altın işi çıktı şim. Yarıdan keseceklermiş.
- Eee...
- Eeesi kendime değil, üzerimde yeşeren zeytinlere acıyorum. Gün gelecek Kazdağı'nın zeytinleri zehirli zeytin diye söylenti bile çıkarıcak bunlar. Giden milli servet. Bir avuç altın uğruna, altına yatırdılar beni. Ben ağlamayın da kimler ağlasın.
- Abi konuşma beni de ağlatacaksın.

Sahne VIII
- Alo Permürde Tolunay mı?
- Sen kimsin?
- Bakkalınız diyelim.
- Buyur bakkalcım.
- Abla, bizden aldığınız gazozların versiyesi doldu. Koli koli gazoz yazdırmışsın hesabına.
- Aaa bakkoş, yapma bana veresiye. Soğurum senden ölesiye. Gel bi gazozumu aç.
- Yok açmıyım. Şey diyecektim ben aslında.
- Buyur bakki...
- Ya bi daha program yaparsanız lütfen daha uzun isim seçin.
- Olur bi tanem. Bi sonraki programım 'Ya bu gece gel ya da bu gece gel, ya bu gece gel ya da delirecem' olacak. Olur mu?
- Olmaz mı. Ya bir de şey diyecektim.
- Söyle tatlım, beklemedeyim.
- Benim arabanın su sağ kapının oradan içeri baksana bi.
- Ay çapkııın! Camı kapatacaksın di mi?
- Yok. Arabanın önünden geçerken gaza basıca.
- Gazla sapkın! Gazozla beni!
- Oy oy oyyy!
Haftaya kadar hepinize savaşsız barışsız bir hafta dilerim.