Gel vatandaş!

Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşıyor, adayımı açıklıyorum. Bizim evin kapısında oturan bir kedi var. Ben ona kendi dilindeki adını tam bilemediğimden 'Oturan' adını taktım.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşıyor, adayımı açıklıyorum. Bizim evin kapısında oturan bir kedi var. Ben ona kendi dilindeki adını tam bilemediğimden 'Oturan' adını taktım. Bence yeni cumhurbaşkanımız Oturan olsun. Neden mi? Çünkü Oturan halkın içinden, sokaktan bir isim. İnsanları tanıyor, sokakları, hayatı biliyor. Çünkü Oturan çok sevimli bir kedi. Hemen yanınıza gelip kucağınıza oturuyor, kendini sevdiriyor. Düşünsenize cumhurbaşkanı Oturan olsa, diğer ülkelerin cumhurbaşkanlarının hepsi Oturan'ın hastası olur. Çünkü Oturan sıcacık bir kedi. Sıcaklığıyla insanda iyi duygular uyandırıyor. Çünkü Oturan halk tarafından seviliyor. Demin dikkat ettim, karşı apartmandan iki teyze Oturan'a yemek verdi. Çünkü Oturan her kedi gibi isteklerini çok basit bir yöntemle ve mutlaka kabul ettiriyor. Oturan'a gelen konukları durmadan miyavlayan Oturan ikna eder, dışişlerimiz düzelir, diğer ülkelere istediğimizi kolayca yaptırabiliriz. Oturan'ın tek defosu, yılda bir ay zorunlu izin kullanması. İznini de köşkün bahçesinde diğer kedi dostlarıyla birlikte geçirir. Bir aylık izin meselesini de kısırlaştırarak çözebiliriz gibi. Ya da değil gibi.
Ya arkadaşlar, birisi versin bu 1001 gece dizisinin parasını da, kim kimle yatacaksa yatsın. Ne kadar yatış meraklısıymışız? Açıkçası ben de merak etmiyor değilim o kadar para nereye gidecek diye. Yani merak ediyorum.
O parayı Şehrazat yerine, Jenna Presley'ye verseler -temizinden 150 bin dolar- en azından 4-5 gece 40 küsur dakikadan, kaba bir hesapla 300 dakikalık ham görüntü çıkar. Onu da reklam, meklam derken 20 bölümlük dizi yaparlardı. Türkiye'ye bir de 'gonzo' dizi fena mı olur? Hem Jenna kızımız da bu senenin AVN (Edalt Vidyo Netvörk) ödüllerinde süper çıkış yapan isim olarak adayken... Bu arada benim de kapıda ismim var Şehrazat+2 olarak (Bu son cümleyi nasıl bi kafayla yazdıysam, şimdi yazıyı tekrar okurken cümleden hiçbir şey anlamadım).
Bu arada bir insansever 20 YTL versin de, Halit Ergenç şu kirli sakallarının kabasını bir alsın. "Sakallarım olmadan asla!" Paliye yaz bana gönder Aliye mezardan çıksın. Aliye'nin gerzek çocuklarını özledim, hatırlar mısınız Arda'yla Ayşe'yi? Gerzek Arda'yla denyo Ayşe'yi...
***
Murat Göğebakan ne enteresan. Şarkıları öğüre öğüre söyle. Sonra da "Sevgiden bahsetmeye çalıştık" de. İnsan kendisinden neden çoğul olarak bahseder? Haa çok alçakgönüllü ondan. Bence şarkılarında sevgiden çok, ayağına basanlardan bahsediyor gibi görünüyor. Keza magazin programı şu anda arkada sessiz (muyt) olarak salonun içine akmakta. Alt yazılarda milletin ne dediği de yazıyor, kulaklarımda da Ajda-Le Roi Du Petrol. Süper! Kamera tekrar Göğebakan'a döner, alt yazı: Sennn gülünnceeee, güllllerrrr açar... (Acaba melodisi nasıl bunun? Ha Gülpembe'ymiş bu. 81300 İstanbul hesaaabı.)
***
Yeni çirkinlik belli oldu: 'Şarkı Söylemek Lazım'... Jürisinde de hastası olduğumuz çok önemli bir ismi barındıran bu fantastik plastik tarzındaki yarışmadan ve çıkacak anlamsız tartışmalardan çok umutluyum. Zaten umut etmek, düşünmenin yarısı. Umman'dan bir kız sevdim Arap çıktı. (Ne çıkacaktı ki?)
Programda Pınar Altuğ'un "Değer canım her şeye değer" yazılı pankartı da harikaydı. Magnum'sa eğer her şeye değer, ekikikik...
Gönlümdeki jüri... Her şeyi eritecek güçte bir jüri. Kiri, pası siler alır. İzi kalır, tadı damaktan gitmez, hatta damakta sucuk yağı gibi kalın bir anı tabakası bırakır. Şimdi sırada böylesi bir jüriye yarışma programı formatı bulmaya geldi. Kim bilir, belki de jüriyi bir noktada Yassıada'ya bırakırız. Ne dersiniz, kardeş kardeş adada yaşayan bu jürinin hayatı bir şov programı olsa hoşt olmaz mı? Ujjjt küpek! İşte gönlümde yatan o şom altın jüri:
Arto
Oray Eğin
Armağan Çağlayan
Ajdar
Tuğba Ekinci
Kemal Kerinçsiz
Demin Korkut Özal 'Ben Allah'tan hakkıyla korkanları anlarım' gibisinden bi şeyler dedi CNN Türk'te. Korktum, korkuttu valla (Geçtiğimiz haftadan biliyoruz ki bir şeyin başında 'valla' dedik mi daha bir inandırıcıyız).
***
Gece gece, hiç istemediğim halde evin içine Seda Sayan girdi. 'Annem-mannem' bi şeyler dedi, korktum, televizyonu kapadım. (The Ring özel)
Canlı Canlı yine kopmuş gitmiş. Meme kanseri haberi yapıyorlar magazin programı hesaaabı. Yahu zaten leş gibi insanlarız. Evde baymak kombiye bağlamışız, bir de kanser muhabbeti mi çekeceğiz yani? Hadi meme kısmı güzel de, kanser kısmı büyük bunalımlar değil mi? Bence bu haber yerine Gül Gölge'yi ve gölgelerini göstersinler bir dakika boyunca, biz de kendimize gelelim. Gölgelerin gücü adına! Güç mende gayrı! (Televizya anahtar kelimesi)
Emre Özbay, Nil Karaibrahimgilmiydineydi'ye bir klip çekti. Çok da güzel çekti. Bu mudur? Hee budur valla! Yahşi. Ben şarkıcı olsam klibimi Emre Özbay'a çektiririm. Aferin Nil'e. Pekiyi bana.
Allah diyen kargayı gördünüz mü? O da sizi görüyor.
"Getirin üfliyim neyiniz varsa. Nhahahahayt!" Şakacı Nilgün Belgün, polislere hitaben kıkırdıyor.
"Amca çok iyi bir koç." Oray Eğin
"Tarkan'dan koyuyorum, 'Dön Bebeğim'. Yıldo
Evet arkadaşlar, bir yazının daha sonuna geldik. Şimdi slogan atarak dağılıyoruz. Fantezili, memeli, kırbaçlı, çukuletalı radyo programı Sevginin Gücü ile her cumartesi 12-13 arası 103.8 Dinamo FM'de radyonuzun içinden çıkabilirim. Yanımda bir arkadaşım olacak, şaşırmayın.. (Hıncal Uluç gibi iki nokta atmışım gece 03:25 itibariyle).