Gerçekler hakikaten çok garip

Güm güm güm. Doboy doboy doboy! Ekranlarda yıllardır tırt bir şekilde sağdan soldan daraltılarak görüntülenmesine alıştığımız Seda Sayan'ın programında bu da oldu! Ne mi oldu? Kadın doğurdu ayol!

Güm güm güm. Doboy doboy doboy! Ekranlarda yıllardır tırt bir şekilde sağdan soldan daraltılarak görüntülenmesine alıştığımız Seda Sayan'ın programında bu da oldu! Ne mi oldu? Kadın doğurdu ayol! Al sana haber: "Programa konuk olan Hamiyet şarkı söylerken, stüdyodan bir bağırtı duyuldu. Ne olduğunu anlamayan ünlü sanatçı önce şaşırdı. Daha sonra şarkıyı durdurdu. 7.5 aylık hamile olan genç kadın görevliler tarafından dışarı alındı. Bu arada duruma çok şaşıran ve kahkahalar atan Sayan, 'Canlı yayında doğuruyor. Sonunda diye diye doğurttum. Çocuğun adı Sabahların Sultanı olacak' diye espri yaptı. Stüdyonun dışına alınan genç kadının sancı çekerkenki görüntüleri bir süre ekrana getirildi."
Peeeehs doğrusu. LoğğUSA doğrusu. Ya bi de Seda Hanım şakacı. Çok şakacı. Şimdi bu noktada Seda Sayan'a kızacak halim yok. Ama kardeşim hamile olmana rağmen neden gidersin Allah'ın havasız, leş gibi sıcak olan stüdyosuna karnında bebeenle? Hani hamileyken Amerika'ya gidip çocuklarını ABD vatandaşı yapan zenginler var ya (E, doğruya doğru ABD'ye gidip de çocuğunu orada doğuran hiçbir fakir tanımıyorum), işte onun gibi mi acaba? Ya da bi saniye! Bu insanlar neden çocuklarını Amerika'da doğuruyor? Onu mu sorgulasak biraz? İnsanlar bariz bir şekilde eğer imkânları varsa- çocuklarının ABD vatandaşı olmasını istiyor. Neden acaba?
Şimdi bu yata, yelkenliye ABD bandırası çekmek gibi, yüzde 20 bilmemkaç vergiden kaçmak için de değil. İnsan çocuğu için her şeyin en iyisini ister. Doğal olarak. Ayça aylardır her yazısında Memo'dan boşuna mı bahsediyor? Hayır tabii ki. Demek ki ABD vatandaşı olmak iyi bir şey. Belki de insanlar çocukları kendileri gibi hissetmesin istiyorlar. Yurtdışına çıkarken bi sürü para ödememek, vize kuyruğunda amele olmamak istiyordur. Belki de ülkelerinden biraz daha insan gibi bir muamele görmeyi arzu ettiklerinden, çocuklarının da buna maruz kalmasını önlemek istiyorlardır. Eğer ülkeniz sizi yurtdışında utandırıyorsa, zor duruma sokuyorsa, uluslarası platformda komik düşürüyorsa, elden ne gelebilir? Bir ülkeden bir ülkeye geçmek ABD vatandaşına güzel... Bu konuda cart curt edenleri İngiltere vizesi almaya çağırıyorum. Bin dereden su getirmeler. 'Sen fakir ülkenin vatandaşısın, ne malum bizim ülkemize gelip yerleşmeyeceğin, hem zaten biz seni istemiyoruz' ayaklarına yatılması. Bankadaki paranızı istemeler, ev, araba, at, kat tapusu sormalar...
Değer saptama
Sen kimsin arkadaş? Sen kralsan, biz neyiz? Niye bize diğer devletler kötü davranıyor? İnsan muamelesi neden göremiyoruz? Ya onu bırakın, dünyada artık bitmiş, kullanılmayan teknolojiler, adamın azına sçan ilaçlar, en kalitesiz ve düşük verimli ampuller (Evet, Türkiye'de satılan bir çok ampul, Avrupa'da yok. Neden, çünkü aydınlatma kalitesi düşük standartta) neden Türkiye'ye geliyor? Neden nükleer atıklar oranın buranın sahilinde gömülü olarak birdenbire ortaya çıkıyor? Neden çokuluslu şirketlerin çağrı merkezleri Türkiye'de?..
Nedeni belli. Burada hiçbir şeyin değeri yok, insanın değeri ise hiçbir şeyden bile ucuz. Peki bu olmayan değeri kim saptıyor? Tabii ki devlet. Kim olacaadı? Ben mi saptıyacaadım? 250 kilo altın için tek hamlede koruma altındaki dağlarını satılığa çıkaran, bir-iki tahtakafa golf oynayacak diye ormanlarını kestiren kim? Bu izinleri ben mi veriyorum? Yoo, bayaa devlet veriyor.
Kaz Dağları'nda ormana makineler girebilsin diye yollar açıldı, ağaçlar kesildi. O sondaj deliklerinin çevresinde toprağı bir görmeniz lazım. Toprak jöleye dönüşmüş. Bildiğiniz toprak ama jöle şeklinde. Uzay toprağı gibi. Orada burada memleketin bir karış toprağı için canını vermeye hazır olanlar gelsin bakalım o jöle toprağa havlasınlar. Belki düzelir. Hükümet mi dersiniz, devlet mi dersiniz, Türk duruşu mu dersiniz, ne derseniz deyin, ayıp. Hem de çok ayıp. Çocuklarımıza ayıp, geleceğimize ayıp. O aslında sevmediğimiz, halk arasında 'Yaptığını adama Yunan bile yapmaz' diye ırkçılık yaptığımız Yunanistan'a bir gidin de insanlık görün.
Bazen iyi ki 12 adayı kaptırmışız zamanında diye düşünüyorum. Düşünüyorum çünkü adamlar o 12 adanın 12'sine de insan gibi bakmışlar... Basit bir örnek: Kaş'a yıllardır giderim. Gittiğim her sene Kaş'ın bir öncekine nazaran daha da içine edildiğini görür ve üzülürüm. Her sene o B tipi arazilerde bir takım beton evler yeşerir. Geçtiğimiz yıllarda bir ara Kaş'a neredeyse bir-iki saat yüzme mesafesindeki (Bu mesafeyi gününde bir Esat Kıratlıoğlı 45 dakikada yüzebilir; Deniz Baykal dipten gider, kum bile çıkarır; Tayyip olayı oğlunun gemisinden izler) Meis'e gittik. Adamlar adayı gerçekten de bir Akdeniz adası gibi korumuşlar. Sokaklar dar ve narin, evler beyaz ve mavi. Kediler bildiğiniz Türk kedisi. Kahve, zeytinyağlı dolma aynen devam. Demek istediğim şu; aynı altyapı, aynı kültürler ama farklı devlet yaklaşımı adamı vezir de eder, rezil de.
Şimdi Yunanlı bir kardeşimiz AB'ye üye insan gibi temiz bir şekilde yaşarken, medeniyetin beşiği, kültürel olarak en az Yunanistan kadar ve hatta daha fazla çeşitliliği barındıran bir ben neden zor durumdayım? Hem seviyorum, hem de terk etmek istiyorum. Ama insanından değil, hayvanından dolayı. Bir kulağımızın arkası kaldı. Onu da sattık mı, ne mutlu kürkümü giyene.
Zaten halk olarak 'Ya politikacı yolsuzluğunu yapsın ama işini de yapsın' kafasındaysak durum fena.
Çetin Altan'a bağladım
Ya, nelerden bahsedecektim... Şafak Sezer'le Peker Açıkalın'ın 'Evde karına davrandığın gibi bize davranıyorsun, sen beni değil, ben seni karım yaparım' muhabbetini yazacaktım... Ne bileyim Kevin Kosnır'a yedirilen dürümü-kebabı yazacaktım, Paris Hilton olmak nası bir kafa onu yazacaktım, Nip/Tuck- SSK ilişkisini derinlemesine irdeleyecektim olmadı. Olamadı.
Yine Çetin Altan'a bağladık. İyişallah haftaya da Ahmet Altan'a bağlamayız hehehehe. Aslında bi saniye ya. Kadın ruhundan anlamak filan çok fiyakalı. Ben bir düşüneyim, siz de 'Buzda Dans'ı izleyin. Erkek okuyucularım, 'Buzda Dans' en çok basenlere yarıyor. Anlarsın yaa!
Hepinizi salonda sevirem!