Kebapçı estetiği sarsın dört bir yanını!

Aheloyyy sevgili sevgilim. Cem Uzan geri dönmüş! Yani dönmüş diyorum ama yanlış anlaşılmasın hemen. Kendi gözlerimle gördüm. Ne enteresan bi adam şu Cem Uzan? Bir kere gözlerinin arası çok açık.

Aheloyyy sevgili sevgilim. Cem Uzan geri dönmüş! Yani dönmüş diyorum ama yanlış anlaşılmasın hemen. Kendi gözlerimle gördüm. Ne enteresan bi adam şu Cem Uzan? Bir kere gözlerinin arası çok açık. Bana lisedeki eski beden öğretmenimi hatırlatıyor (onu da sevmezdim kolpacı bir yaşam tarzı vardı). Zaten gözlerinin arası açık adamdan korkacaksın. Normal insan 170-180 derece görebiliyorsa, o açıkgözler 270 dereceye kadar verimli bir görüş sağlıyor bünyeye. Zaten bir noktada 'Kör tuttuğunu ilaçlar' lafı da bu görme muhabbetinden çıkmadır biliyorsunuz. Çok görenler, açıkgözler de aynen bu körler gibi tuttuklarını, tutturabildiklerini ilaçlamaya yeminli kanımca. Bu felsefeyle ve gönül gözüyle -biraz da paranoyayla- bakınca, Cem Uzan bana devamlı içkime ilaç atıp sonrasında benden defalarca faydalanacak bir insanmış gibi görünüyor. Hatta defalarca beni kirlettikten sonra benimle işi bittiğinde de kirli bir zevk mendili gibi bir kenara atacakmış hissine kapılıyorum Cem Uzan'a bakarken. Bir de reklamında Uzan'ın konuştuğu salonun camlarından dışarıdaki ağaçlar görünüyor. Cem Uzan konuştukça arkada yeller esmeye başlıyor, ağaçlar deli gibi sallanıyor. Çok korkuyorum. Adam Vlad gibi... Benzin bir YTL olsun, o ayrı. Cem Uzan'ın dağının başını duman almış. Başımızı duman almış.
***
Rock Market harika bir program. Tam olarak cuma geceleri arkadaşı olmayan benim gibi insanlara, bilgisayar programcılarına ve çeşitli üniversitelerin mühendislik kısımlarında okuyan gençlere hitap ediyor. Rock Market'te geçen hafta Iron Maiden özel programı vardı. Çok da güzeldi. Cuma akşamları ne izleyelim? Beyaz'ı mı izleyeyim yani? Ne şiş yansın ne kebap kafası bir yaklaşımla sınırlı sayıdaki konukla gek gük muhabbeti yapıp ailemizin nasıl en sevilen şovmeni olunuyor anlamış değilim (Aslında çok da iyi anlıyorum). Zaten Beyaz'a da kızmak haksızlık. Mal ortada. Hugh Laurie mi olacaktı yani? Hepimizin yapacağı şey ortada. Bu arada bilgisayar programcıları ya metal ya tekno dinliyor, arası yok.
***
İskeleler yenileniyor. Muhtelif iskelelerimizde 'Daha iyisi için verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı anlayışlı tutumunuza doğru teşekkür ederiz' gibisinden laflar var. Eee, bekledik bekledik de ne oldu iskeleler? Adeta açtığı ufak dükkânda işler tutunca voliyi vurmuş yeraltı kebapçıları gibi bir süslenme püslenme durumu. Ama ne durum? Hemen yerler en kaygan mermerle kaplanmış, amele tarzı duygusuz ferforjelerle her yer donatılmış. Denizin bu kadar içinde olmasa hemen 'Aaaa bak buraya da kebapçı açılmış' diyeceğiniz kamusal mekânlar çıkmış. Valla Suudi Arabistan'ı bir puanla kaçırmışız gibi görüntüler. Ne yalan söyleyeyim İstanbul'da bu çirkinlikleri görmekten ve içinde yaşamaktan iğreniyorum. Yav bari Suudi olsaydık en azından paramız olurdu cebimizde. O da yok.
***
İbo Şov! Tek kelimeyle eğlencenin gerçek adresi. Programda her an 'Bizler Allah'ın polisleriyiz' ya da '1-0 eşitiz' gibi laflar duymak mümkün. İbo ise ayrı bir deha... İyi bir zamanınızda İbo Şov size çok iyi gelecek, emin olabilirsiniz.
Bana ne ya Sibel Can'ın Mayami'den getirdiği taşlı tangasının aynısından Bülent Ersoy'da olduğunu bilmekten. Hani olduğunu bilmek anladık da, şimdi tanga da sonuçta giyilerek kullanılan bir obje ya. Bülentciğim o tangayı giyip yemek yapmıyordur herhalde. Tanga ve keş!
"Tamer Karadağlı çay bardağını neden parçalamak istedi?"
- Pazar Keyfi, magazinciliğin dalağını yararken...
Aman Kenan iyi salla
Kenan Doğulu 'Şeykitap şekerim'den kaç para aldı? Para aldı mı? Aklımda haftalardır bu sorular var. Duyduğuma göre Türk Örovizyon kuruluna 12 parça sunmuşlar. Şeykitap bu 12 parça arasından seçilmiş falan filan. Peki bu adamlar bu 12 parçayı, parça başı hesabıyla mı yaptılar, yoksa toptan bir parada anlaşıldı mı? Gördüğünüz gibi işin içinde devlet olduğu zaman paradan konuşmak çok zevkli. Ne de olsa devletten emilen, alınan para hiç kimseden çıkmıyor. Hep bize yol su elektrik olarak giriyor. Zaten Boğaz Köprüsü'nden para alma olayına da hastaydım, şimdi de KGS sistemine güvenlik amaçlı olduğunu düşündüğüm kalkar-iner otopark giriş kapısı gibi bir şey takmışlar. Arkadaşım (burada muhatabım karayolları genel müdürlüğü müdür?) bu KGS denen sistemde hatalar olmuyor değil. Arkamızda araba varken diyelim ki o sisteme kartımızı okuttuk (bir de makinede 3.200.000 TL ÖDENMEDİ yazıyor. Ödeyecez ulan! Ödiyiciiz be!) ve sistemde bi hata oldu, hadi hata da olmadı kartımızda yeterli kredi kalmamış. O zaman ne yapmak zorundayım? Arabadan inip, arkamda sıraya geçmiş insanlara "Abi geri bas kodumun makinesi kartı okumadı" diye anırmak suretiyle trafik polisçiliği mi oynamam lazım? Bu makineleri gün gelecek bir anarşarz ruhlu vatandaş gelip bir güzel bozacak, o zaman göreceğiz köprüde dansı. Köprüyü Geçmek'i...
Kenan Doğulu vakasına geri dönersek. Bu çocuk tam anlamıyla bir şamşeytanı. (Bu arada TDK'nın sitesinde baktım Şam Şeytanı nasıl yazılıyor diye ama kimseler yardımcı olmadı. Ben de kafama göre yazıyorum. TDK'ya da tersoyum bu gece, henüz akşam bile olmamasına rağmen. Kal bu gece.) Neyse, Kenan'ın o reklamda çıkan Lego motifli elbisesi filan nasıl sinirimi bozuyor size anlatamam (aslında anlatmak için burada olmama rağmen). içinden bir ses Kenan ve Ozan kardeşlerin bu Örovizyon ayağına çok sağlam bir cukka yaptıklarını düşünmekten kendimi alamıyorum. Beynin kemiği yok. Neyse bizim cingözün reklamda da kızları sayması filan komple rezalet. Adam sanki 300 filmindeki Pers tanrı-kralı.
O kadar kızı ne yapacak? Hani kızların muhabbetinden hoşlanıyorsa, kızlarla bir arada takılmaktan hoşlanıyorsa o da çok acayip. O kadar süslü püslü manken kılıklı kız ne konuşabilir ki? Kesinlikle o kızları aşağılamak amaçlı söylemiyorum (onlar benim başımın tacı, muhtacım ama) bir noktadan sonra da muhabbet dönüp dolaşıp 'Dün Kanyon'daki Hagen Daz'da iki kilo ahududulu ve kestaneli dondurma yedim'e gelecek ve ardından da 'Ay Balenciaga çantalar ne güzel, Tankut da bana Lanvin çanta aldı' gibisinden şuursuz bir alışveriş muhabbeti dönmeyecekse ben de adam değilim. Adam Smith.
Hemen cevap verin:
'I like to move it move it' ve 'Bu geceee de bekar gezelim' parçalarını hangi gruplar söylüyordu? Gagul.kom'a bakmadan akıldan vereceğiniz doğru cevapları mail adresime bekliyorum. Ama sonrası için hiçbir fikrim yok.
Tüp geçide ne isim verilecek? Gemiye, bahçeye, parka isim veren şu yüce yöneticiler koskoca tüp geçide ne diyecek? Ben birkaç isim hazırladım, haftaya kadar onlarla idare ediverin.
Tüpbaş Tüp Geçidi.
Yu-tüp
Boruysa Dortmunt
Tübütak