Kim kazanırsa kazansın biz kaybedeceğiz

Başbakanın, jöle imparatoru Yiğit Bulut'la Habertürk ekranlarında yaptığı röportaj gerçekten harikaydı.

* Başbakanın, jöle imparatoru Yiğit Bulut’la Habertürk ekranlarında yaptığı röportaj gerçekten harikaydı. Suya sabuna dokunmadan ancak bu kadar temiz ve hijyen dolu bir söyleşi yapılırdı. Jölenin insan sağlığına katkısı bir kez daha gözler önüne serim serim serildi.

* Aslında ‘Yılan Hikayesi’ dizisiyle ‘Evinde jöle kazanı patlamış insan’ görünümüne ilk kez tanık olmuştuk sanırım. Memoli’nin artık sertlikten kütle imha silahı (ya da Arai marka kask) haline gelmiş jöleli kafası çoğu insanı etkilemişti. Yiğit Bey de bu jöle furyasında işe başlamış, jöleye gönül vermiş bi jel sevdalısı olabilir. Kimse kimsenin jölesine karışmasın. Ben kelim, saçım yok, ondan jöle konusunda biraz hassasım. Sonuçta saç benim kutsalım. Saç hakkında kimse ileri geri konuşmasın, şaka yapmasın. 

* Ayrık dişli güzel Vanessa Paradis’nin ‘Jöle taksi’ diye bi parçası vardı, şimdi aklıma o geldi aniden. Bi aralar Vanessa Paradis’le Coni Dep takılıyordu, sonra Coni gitti başka bir ayrık dişli sülün Kate Moss’la takılmaya başladıydı. Hayat Coni Dip’e güzel (E bi zahmet o kadar da olsun).

* Hrant Dink’in ailesinin AİHM’e başvurarak hükümete ‘Cinayeti niye önlemediniz’ diye açtığı davada, hükümetin AİHM’e gönderdiği savunmanın ‘Dink, Türklüğü aşağıladı, nefret söyleminde bulundu. Bu tür yazılar halkı tahrik eder, kamu suçu oluşturur’ şeklinde olduğunu biliyorsunuz değil mi? Hükümet bile durumu anlamamış, daha kime ne diyorsak? Şimdi hükümete kızsak, yanlış bi şey mi yapmış oluruz? Türkiye’de söylenenle yapılan ne yazık ki aynı değil. Ondan sonra bu hükümetin samimiyetine gel de inan. Samimiyiz diyorsun / Sonra neler ediyorsun / Beni neden üzüyorsun? / Yoksa dayak mı istiyorsun?

* “Bu ülkeyi biz sermayenin hegemonyasına terk etmeyeceğiz” -Başbakan... Size bu laf inandırıcı geliyor mu? Benim bildiğim AKP, liberal bir bakış açısına sahip bir partiydi en son. Ne oldu da sermayeye isyan başladı? Her şey özelleştirildi bir de arada. Biraz mantık hatası hatta mantar hatası gibi bir açıklama olmuş sanırım bu... Aslında bu cümleden sonra da şöyle bir laf geliyor, biraz alıntı yaptığımız olayın tamamını anlayalım diye onu da eklemekte fayda var “Geçmişte siz (TUSİYAD) iktidarları köşeye sıkıştırıp kedi köpekle oynar gibi oynayabilirsiniz ama bu iktidarla oynayamazsınız.” Haaa, başbakan sermayeye değil, kendisini onaylamayan sermayeye isyan ediyormuş. Ben de bir an başbakan sermayenin karşısında zannettim. 

* Obama’nın kızıyla birlikte Meksika Körfezi’nde denize girmesine kaç puan peki? BP’nin bacısına sevgilerini sunduğu, dip yaşantısı komple tehdit altındaki Meksika Körfezi’nde bıcı bıcı yapan Obiş, televizyonda “Cicişler bakın ben içiyorum bi şey olmuyor, siz de radyasyonlu çay için” diyen, halkını sevmeyen bürokrat Cahit Aral’ı aklıma getirdi.

* Cahit Aral zamanında keşke radyasyonlu çay içtikten sonra süper güçlere sahip ‘Çay Adam’a dönüşseydi. Çay Adam’ın özelliği insanlara ihtiyaçlarından fazla tein maddesi atarak onları harekete geçirmesiymiş. Süper güce gel. Uyarıcı madde gibi süper kahraman. Eee n’apacaksın? Çay Adam’ın kostümü de çay yapraklarından yapılmışmış. Üff. ANAP ne acayip partiydi ya!

* Young Boys diye futbol takımı olursa, başınıza her şey gelebilir. Young Boys ne ya? Duran Duran şarkısı gibi takım. Ama acımıyor, o ayrı. 

* Hamamlarımızda görmek istediğimiz hareketler 1: ‘Hanım hanım, babasını da getirseydin’... Hazır çıplakken kadınlar demek ki çok acayip olabiliyor. 

* Bir ülkede en zengini de en fakiri de pompalı damacana kullanıyorsa o ülkede bazı şeyler anlatılmaz yaşanır. Hele o tısss sesi yok mu, o tıss sesi.

* Kılıçdaroğlu, ‘Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir televizyon programında buluşmaktan mutluluk duyacağını’ söyledi... Bence ‘Survivor’a katılsınlar. Ya da ‘Beyaz Şov’da alüminyum folyodan nefes çekip seslerini inceltsinler. Ya da ‘Evcilik Oyunu’na sürpriz çift olarak katılabilirler. Birbirlerine sevgilerini banci camping yaparken öpüşerek gösterebilirler. 

* Yine başbakan, yine başbakan. A ben yazmaktan sıkıldım, sevgili dostlarım (Artık o kadar çok şey yazdım ki onlar benim dostum) saçmalamaktan bıkmadılar. Bir bomba da hidroelektrik santralleriyle ilgili geliyor. Biliyorsunuz, çevrenin düzenini en kaliteli şekilde bozan teknoloji olan HES’ler için bakınız başbakan ne demiş: “Ben diyorum ki ‘Su akar Türk bakar’ ifadesini bir kenara koyacağız, artık ‘Su akar Türk yapar’ diyeceğiz...” Evet, güzel demiş ama bence cümlenin doğru hali sanırım şöyle olmalıydı: ‘Ben diyorum ki ‘Su akar Türk bakar’ ifadesini bir kenara koyacağız, artık ‘Su akar Türk tam ortasına yapar’ diyeceğiz’... Rüzgâr, güneş (Tamam çok verimli değil henüz) ve diğer alternatif enerjileri kullanabileceğimiz harika bir coğrafyamız varken hâlâ fosil yakıtla elektrik üretmeye çabalıyoruz ya, bravo bize. Hem de püsküllü bravo.

* Referandum toplum olarak şaftımızı kaydırdı. ‘Evet’ ve ‘Hayır’ kelimeleri daha da bir anlam kazandı (Hoş, referandum olayı büyük patates zaten, çoğu vatandaş evetle hayırın ne anlama geldiğini bile bilmiyor, o ayrı). Bakınız, Antalya Emniyet Müdürlüğü ‘Madde bağımlılığına hayır, yaşama evet’ afişi asmış, hemen CHP tepki göstermiş, polis de afişi toplamış. İçinde evet ya da hayır geçen her şeye dikkat etmek lazım. Benim kitabın adı da ‘Oh-yes’ mesela, onda da bi sıkıntı olabilir her an. 

* Hazır havalar da bu kadar sıcakken, alacağım şu parti liderlerini, asfaltın üzerinde yumurta gibi bekleteceğim. Bakalım önce hangisi pişecek. Rafadan yumurta yerine kafadan yumurta yemek istiyorum. Yıllardır hiçbir şeye derman olamadılar, bari açlığımı kessinler. Ramazan’ın assolisti pide eşliğinde yiyeceğim kendilerini. İmza: Zombi Kaan.

* Referandum ayağına siyasilerin nemden daha rutubetli düşünce sistemleri olduğunu bir kez daha gördük. Keşke şu olay bikaç ay sonraya ertelense de hepsinden ettikleri laflar sayesinde iyice bir tiksinsek. Unutmayın, Türkiye’yi bu insanlar yönetiyor.

* Bu hafta da böyle iğrenç ve vıcık vıcık bir şekilde geçti. Haftaya kadar sevdiklerinizle daha çok zaman geçirin, sevmediklerinizi de sokağa atın ki iyice pişsinler. Hepinizi salonun hafif esen bi yerini buldum, orada sevizzi.
sezyum.com
twitter.com/kaansezyum