Küresel ısırma başlasın!

Metin Şentürk enteresan bi insan. Yani öyle enteresan ki beni yıllarca uğraşıp görme özürlü olması durumundan bile soğutmayı başarmış bir insan.

Metin Şentürk enteresan bi insan. Yani öyle enteresan ki beni yıllarca uğraşıp görme özürlü olması durumundan bile soğutmayı başarmış bir insan. Yıllarca 'Gözüm görmesin seni', 'Göz göre göre', 'Ben görmedim', 'Gördüğüm kadarıyla çok güzelsin' şakalarını yapa yapa bizi kendisinden başarıyla bıktırdı. Şimdi de televizyada 'Sabahın Körü' adında çok yaratıcı bir isme sahip bir programla karşımıza çıkıyor. (Kendisiyle bu vesileyle göz göze geliyoruz mu deseydim acaba?) Her neyse işte 'Sabahın Körü'nde geçtiğimiz hafta eşine karaciğer nakli yaptırmak zorunda olan gerçekten de zor durumda bir vatandaş çıktı. Peki sonra ne oldu? Programı izleyen Başbakan programı telefonla arayıp 70 bin YTL tutan masrafın kendisi tarafından ödeneceğini açıkladı. E gayet iyi, neresi kötü? Bence de gayet şugar bir hareket fakat... Amaaaa.
Benim esas rahatsız olduğum şey şu: Başbakan'ın sabahın köründe başka bir bakacak işi yok mu? Başbakan acaba her sabah Metin Şentürk'ün programını mı izlemekte? Adı üzerinde Başbakan. Bakmak zorunda. Acaba Başbakan halkın bu programları delicesine izlediğinden haberdar bir PR hareketi içine mi girdi? Ben şahsen Başbakan'ın halkın gözünde sevimli görünmek için böyle bir programa canlı yayında bağlanıp paraya sıkışmış vatandaşlara 'Bendensin' diyeceğine inanmıyorum. Çünkü eğer Başbakan böyle bir iş peşinde olsa daha güzel PR ortamlarına girerdi. Mesela 'Popstar Alaturka'ya canlı yayında bağlanıp oyunu kullanabilir, yarışmadan ayrılmak zorunda kalan yarışmacıların albümlerini yapacağını söyleyebilirdi. Ya da 'Şarkı Söylemek Lazım'a bağlanır, Oray Eğin'e "Biz Kasımpaşalıyız, Kasımpaşa'nın oylarıyla buralara geldim" der ve kendi çapında ilacını sıkardı ortama. Vatandaş da haftalarca "Abi Başbakan nasıl ilaçladı Oray Eğin'i. Helal olsun harbici adammış, süngüsü sivri, kalkanı kalınmış, vay vay vay!" derdi. Herkesi kendine hayran bırakabilecek bir Başbakan var karşımızda. Ama o bunların hiçbirini yapmıyor. Usulca sabahları Metin Şentürk'ü izliyor. Gerekirse sessizce canlı yayına bağlanıyor. İyi ki de öyle yapıyor. Bu ülkenin Başbakanımız gibi iyi insanlara ihtiyacı var.
***
Cankan... Hangisi Can, hangisi Kan bu arkadaşlardan? Bir de öyle komik kostümler içinde şarkı söylüyorlar ya, nasıl kendilerini gülmeden tutabiliyorlar anlamış değilim. Aslında böyle papatya çiçeği içinde ekrana ben çıksam kesin bir ara nhahahaha! diye, bulunduğum komik duruma dayanamayarak patlarım. Bu çocuklar bizim, onları kötü giyinmekten biz kurtaracağız. Ah bir de hangisinin hangisi olduğunu bilebilsek. Can'ı mı Kan'ı mı kurtarıyorum bilmeden gireceğim ortaya karışık. Sevabına eski paçavralarınızı Cankan'a yollayın. Adreslerini de bilmiyorum. Siz zarfın üzerine Cankan-Kral TV yazın, eninde sonunda ulaşır o giysiler, urbaya potine muhtaç bu kardeşlerimize. Jive Pakistan... Ya bir de kardeş ülke Pakistan olursa bizim halimiz nicedir? Neden kardeş ülkemiz Norveç değil? Yaktın bizi Kenar Evren! Nefis kenar olsun ister misiniz? İçi peynirli.
***
Magazinle uğraşmak herhalde uyuşturucu bağımlılığı gibi bir şey. Uyuşturucu gibi kullandıkça karakteriniz değişiyor. Magazin muhabiri, aynı bir uyuşturucu bağımlısı gibi. Onun için ahlak, etik yok. Habere olan ihtiyacı her şeyin üzerinde çünkü. Haber yapmaktan zevk alıyor, kendinden geçiyor. Kaliteli haber bulamadığı zaman, haberin kalitesizini yapıyor. Aynı bir uyuşturucu müptelası gibi. Artık içinde kum mu var, taş mı var, süpradin mi, Sezercik mi var? Bilemezsiniz. Haberi arzuluyorlar. İşte durum böyle olunca da saçma sapan haberlerle karşı karşıya kalıyoruz. Hani duman altı olmak denir ya. Pasif içicilik. Bu magazinciler kalitesiz mal kullanınca (haber) biz de kalitesiz malın duman altına gidiyoruz ister istemez. Baksanıza habere. "Teoman Yeşilaycı oldu." Adam sarhoş görüntülenince alkolik, sarhoş görüntülenmeyince Yeşilaycı... Arası yok. Teoman'ın insan olma lüksünü bu magazinciler elinden aldı valla. Teoman'a da yazık, ne yapsa yaranamıyor. Magazinciler kadın gibi. Hem de uyuşturucu bağımlısı kadın... Oyy! Yeni magazin programları isim çalışmalarım ektedir. Papik Keyfi! Kuru Kuru. Haşhaş Forever.
***
Gül Gölge "Programda emeği geçen tüm arkadaşlarım adına sizlere teşekkür ediyorum" derken memelerinden mi bahsetti acaba diye kendime sorasım var. Bence memelerine şu güne kadar teşekkür etmediği kabahat. Sonuçta meme insanlar için çok önemli bir doğal kaynak. Her gün yüz binlerce meme boşu boşuna helak oluyor. Bazen Türkmenbaşı gibi bi hareket yapıp İstanbul'un tüm memelerini birleştirip, AKM'nin oraya tüm şehre yetecek dev bir meme oluşturmak istiyorum. O memeyle tüm İstanbul ısınır. Küreselse küresel. Isınmaysa, ısırma!
Geçtiğimiz pazar Perihan Mağden "Kaan Sezyum da Radikal'e kaysa. Radikal daha genç, daha kadın, daha dinamik..." yazmıştı ya. Orada benden bahsederken 'daha kadın' demesi çok hoşuma gitmişti. Sonra anladım ki 'kadın' derken benden değil Ayça Şen'den bahsediyormuş. Keşke benim yazmamla Radikal kadınlaşsa... İstediğimi kadınlaştırabilsem. İlk iş 'Dog Day Afternoon'daki Al Pacino'nun erkek sevgilisini kadınlaştırırdım. Böylece ameliyat parası ödemezler, bankayı da soymak zorunda kalmazlardı.
Cem Boyner'le tanıştım. Süper bir insanmış. Umarım her cumartesi 12-13 arası 103.8 Dinamo FM'deki radyo programıma da sponsor olur. T-box mibaks, giyeriz donları, yaparız programı. Nedir yani? Vadit miins? Vadit vadit vadit!