Muhtıra değil muhtara!

Gece geç saatlerde internette başıboş bi sokak köpeği gibi kadınlara, bayanlara havlaya havlaya dolaşıyordum. Bir an erotik sitelerden kendimi sıyırıp, memleketim için hayırlı bir şeyler yapma kararı aldım.

11 Haziran Pazartesi
Gece geç saatlerde internette başıboş bi sokak köpeği gibi kadınlara, bayanlara havlaya havlaya dolaşıyordum. Bir an erotik sitelerden kendimi sıyırıp, memleketim için hayırlı bir şeyler yapma kararı aldım. Ne yapabilirdim? Hem de gecenin geç bir vaktinde. Aklıma hemen muhtıra vermek geldi. Ne de olsa gece geç saatte olsa olsa muhtıra verilirdi. Ama o kafayla (erotik kafası) yanlışlıkla muhtara vermişim. İlk başta ne olduğunu anlamadım ama sonra çok hoşuma gider gibi oldu. Tam da net değilim bu konuda.

12 Haziran Salı
Adeta zaman ilerlemiyor gibi sevgili günlük. Muhtarla olan bir gecelik ilişkim beni bulutlara çıkardı. Sabah muhtarın sıcak yatağında 'Muhtıra!' diye bağırarak uyandım. Öyle bir bağırmışım ki kendi sesime uyandım. Muhtar, en yakışıklı haliyle yanımda, anadan ful dupleks üryan bir şekilde bana hoş bir şekilde gülümsedi ve 'Muhtıra değil, muhtara bebeğim, muhtara bi taneciğim...' diye müstehzi bir şekilde gülümsedi. Muhtar beni gerçekten seviyor galiba. İlişkimizin geleceği için yine de endişeliyim. Hem onca eşcinsel yanılıyor olamaz değil mi?

13 Haziran Çarşamba
Muhtarcığım yatağımıza (aşk mabedimiz) kahvaltımı (arrrtı portakal suyu) getirirken "Ahmet Necdet Sezer polisin yetkilerini artıran yasayı onaylamış dudubazcağazım, dudukuşum, cingöz yanaklım" dedi... Tırstım. Polis devleti bize bir gol daha atmıştı. İnsanlık 3-0 yeniliyordu. Şimdi aniden kapıyı kırıp arabadan içeri birileri girseydi. Ya gelip parmak izlerimizi alırlarsa, ya sonra da "Arabadan sesler geliyordu, kapıyı açtık, girdik" deselerdi... Bu işler akıllı işler değil, kıllı işler, 'a' harfi joker. Muhtara sarılıp ağladım. Uyuyakalmışım. E-posta attım.

14 Haziran Perşembe
Konya Havzası'nda kuraklık yüzünden hububatın yüzde 80'i heder olmuş. Ürünler daha tarladayken yanmış. Küresel ısınma acaba böyle bir şey mi? Aman salla gitsin. Öyle fantastik bir coğrafyadayız ki, türlü türlü şaibelerden sonra bile hâlâ Cem Uzan karşımıza milletvekili adayı olarak çıkabiliyor. Bir de yancısı İbo var. Adana'nın porsiyonu 1 YTL mi olacak? Asena bedavaya mı dans edecek? Mavi gözlü dev dedikleri Cem Uzan mı acaba? Cem Uzan'a kimler oy veriyor acaba? Az veren candan, Cem Uzan'a veren maldan mı acaba? Bu arada ben İstanbul 1. bölgede olmama rağmen, üşenmeyeceğim, 2. bölge bağımsız milletvekili adayı Baskın Oran'a oyumu vereceğim. Nasıl olacaksa olsun. Havuzundan sim kart çıkanla, profesörlerin bile bir oy hakkı var zaten. Soda iç.

15 Haziran Cuma
Havalar bir ısındı, pis ısındı sevgili günlük. Minibüslerde huzur yok. Araçlar artık dev bir koltuk altı gibi. Fenerbahçe de Ronaldo'yu almış. Daha yeni öğrendim. Kel bir adama benziyor. Fenerbahçe için hayırlısı neyse o olsun. Darısı diğer kellerin başına. Hasan Şaş vardı bir tane, ona ne oldu kuzum?
Giderayak muhtar çok kıskanç bir insan haline geldi sevgili günlük. Geçen gece Asmalımescid'de bir mekân işleten arkadaşım Yılan Erol bana içki ısmarladı diye yapmadığını bırakmadı. Yok o Erol benim gibi genç ve körpe tenlerle beslenen bir vahşiymiş de, yok ortağı şeytana tapıyormuş, geceleri evde kara cüppe giyip dolaşıyormuş, neler neler... Bu muhtara bir uyarı vermek lazım. Onu sert bir dille uyarmayı düşünüyorum. Bu kafayla AB filan zor. Elveda feza, elveda ay. Sibel Kekilli'yi özledim. Dövmesi gözümde tütüyor.

16 Haziran Cumartesi
Göz açıp kapayıncaya kadar yine cumartesi gelmiş. Sinemaya gideyim dedim, Quentin Tarentino ve Robert Rodriguez'in birlikte çektikleri 'Grindhouse'u iki ayrı film yapıp gösterime sokmuşlar. Bu zihniyeti bir de ben ayrıca gösterime sokmak istiyorum. Adamlar 'iki film birden' kafasında film yapıyorlar. Bizim uyanıklar da iki filmi ayırıp birbirinden bir hafta farkla gösterime sokuyorlar. İyi iş. İnce iş kalın şiş. Çayda lipton, manitada ip don! Hadi men hepinizi salonda sevirem. Yallah tazyik!