Sana çay bahçesi vaat etmedim

Geçtiğimiz hafta kiosk'una yaklaştığımda beni hatırlayıp Radikal'i uzatan gazete bayiinin bana "Buyur güzelim" demesinden bahsetmiştim. Bu hafta o gazete bayiinin yerinde yeller esiyordu.

Geçtiğimiz hafta kiosk'una yaklaştığımda beni hatırlayıp Radikal'i uzatan gazete bayiinin bana "Buyur güzelim" demesinden bahsetmiştim. Bu hafta o gazete bayiinin yerinde yeller esiyordu. Belediye yerini istimlak etmiş. Artık gazeteleri orada belediye satacakmış. Daha önce de demiştim, şu belediyeden kaçış yok.
Podyumların CHP'lisi Tuğba Özay geçtiğimiz hafta bir araba kazası geçirmiş. Geçmiş olsun olmasına da kazada nasıl yaptıysa aracın içindeyken başını ön cama çıtlatmış. Büyük ihtimalle emniyet kemeri takmıyordu. Taksın takmasın, zerre umurumda değil de kazadan sonra değerli ve cüce magazin güveleri Tuğba'nın etrafını sarmış, "Tuğba Hanım son bir şey söylemek ister misiniz?" demişler bizim CHP'nin en fit okuna. Bizim ok ne dese beğenirsiniz? "Bu kaza da bana nazar boncuğu olsun..." Olsun bebeğim. Olsun bi danem. Olsun bıldırcınım. Sen yeter ki sev. Sen de gel bizim başımıza başbakan ol bu kafayla (kafa şiş tabii cama çıtlatmaktan). Hani trafikte kötü kullananlara 'Ehliyeti kasaptan mı aldın?' gibisinden geyikler yapılır ya, neden bilinmez birden aklıma geliverdi, acaba doğru düzgün konuşamayanlara ne demek lazım? Acaba 'Yıllar önce bir piknik sırasında ormanda kaybettiğimizde akabinde sansarlar, çinçilalar tarafından büyütülen yavrumuz bu işte' mi demek lazım, ne lazım? Vur o akılsız başı dağlara taşlara vur (Valla ben değil Tarkan söylüyor bu şarkıyı). Zaten bir şey de 'Valla' ön ekiyle nasıl daha gerçekçi ve inandırıcı oluyor, valla anlamış değilim...
Gamzeler ayrılıyormuş. Bana ne. Tuna Ondulelevha'nın yazılarını zaten yıllardır anlayamayan bir insanım. Çifte başarıların devamlarını filan dilerim. Valla. En güzel gamze bence basenlerin üzerindeki gamzedir. O da herkeste görünmez. Bakmasını bileceksiniz.
Şu magazin programlarına kırk yılın başı, yazı için hiçbir şey hazırlayamadığım zaman, 'Eki eki şimdi yaslamalık malzeme çıkar' diye bakıyorum ama ne acayip iştir programlarda hiçbir şey yok. Hani bu lafı söyleyeceğim aklıma zerre gelmezdi ama 'Nerede o eski magazin programları?' demek istiyorum sevgili bilibililer. Ya, Allah aşkına şu magazin haberine bir bakın: İzzet Altınmeşe nefis mantı yapıyormuş... Yahu bana ne İzzet Bey'in mantısından. Gece gece zaten ani bastıran açlık zamanlarımızda CNN Türk açıp Mehmet Yaşin'in acımasız 'Yol Üstü Lezzetler' ya da 'Adını tam bilemedim' programını izliyoruz, caaart magazin saatinde bir de İzzet Altınmeşe'nin mantısı çıktı karşıma. Hani 'İzzet Bey'in benleri Tuğba Ekinci hakkında konuştu' filan gibisinden bir haber olsa anlarım da, mantı nedir arkadaşım, hüüüüüşt! Benimle oynama (Güner Ümit Bonus şık).
Nick Cave'in yan grubu Grinderman, Air'in 'Pocket Symphonies' ve Kaiser Chiefs'in 'Angry Mob' albümlerini rak seven, rakı seven herkese öneriyorum. Peki bu albümlerden herhangi birisinin parasını verdim mi? Hayır. İnternetten cızzz sayın ağabeycim!
Bu arada bu Microsoft Word ne kaypak bir programmış arkadaş, demin 'abicim' yazdım yavşak gibi 'ağabeycim' diye düzeltti köpek! Bilgisayar programına köpek demek mümkün müdür acaba? Köpek gibi çalışıyor Word. Mikrosoft'a da kılım zaten. Dünyanın en odun kullanıcı arayüzlerini tasarlıyor. İnsan kullanıyor bunları sayın abim! (Kötü konuşunca düzeltmedi yavşak Word, o da enteresan tabii. msconfig.msc)...
Zaten ortamlar iyice bi acayipleşmiş. YouTube'da bi şey oluyor, ülkenin internet bağlantısı kesiliyor. Yaptırım 'Höööğyt, keserim internetinizi!' seviyesinden öteye geçemiyor. Kes Türk Telekom, kestir sayın savcım! Bir de YouTube'u dava eden avukat beye konuyla ilgili soru soruyorlar, beyefendi "Bu konuda yorum yapmak istemiyorum" diyebiliyor.
Beyefendi tüm ülkenin internetini camdan giren plastik bakkal topu misali dilim dilim kesiyor, bir de yorum yapmıyor. Aslında yorum denince akıllara gazetelerin (Özellikle de Milliyet ve tabii ki en güzel erotik sitelerden biri olan Hürriyet.com.tr) okur yorumları geliyor. Bu okur yorumlarında öyle bir kopuş yaşanıyor ki inanmak istemezsiniz. Aslında buraya yazmadan direkt ekşisözlük linkini de verebilirim. Hatta ekşi'de (Sanki Sedat, amcamın oğlu samimiyeti) 'Hürriyet'in yaran okuyucu yorumları' diye aratırsanız iş gününüzün birkaç saati kesinlikle kaynamak suretiyle buharlaşacaktır.
Müjdemi isterim! 2020'de isteyene ek organ takacaklarmış. İsteyenin de beynine orgazm çipi takılabilecekmiş. Hadi şimdi çipi bir kenara atalım. Şu ek organ nedir ya? İki başlı canavar mı yaratmak peşinde bu bilim adamları? Hani zamanında Halit Kıvanç, "Bir gözün daha olsa nerede olmasını isterdin?" diye soruyordu, bir kızcağız (yavrucak.com.tr) da "Elimde olmasını isterdim" diyordu ya. İşte laf nereden döndü dolaştı, yıllar geçti 2020'de de ben ek organımı parmağıma istiyorum. Burnumu karıştıracak değilim. Zaten 2020'de hapçılık tarih olacaktır. İnsanlık onurunun hapçılığı yeneceği günlerde sıcak salonlarda Antiller'de görüşmek dileklerimle. Hepinizi en güzel yerlerinizden, en küresel yerlerinizden ısırarak küresel ısırmaya katkıda bulunmak için yazdığım bu yazının da sonuna geldik. Enrikö İglezyas'ın da dediği gibi: Baylaaamoooooos!