Sıcaklardan ne alırdınız?

Merhaba abi. Yenge hoşgeldin. Buyrun oturun. Bizim garsonun kolları gömleğine yapışmış. Terden dediler. Şu klimayı da bi türlü taktıramadık. Oturduysanız menülere bakalım birlikte. Masalarımız komple muşambadan.

Merhaba abi. Yenge hoşgeldin. Buyrun oturun. Bizim garsonun kolları gömleğine yapışmış. Terden dediler. Şu klimayı da bi türlü taktıramadık. Oturduysanız menülere bakalım birlikte. Masalarımız komple muşambadan. Siz daha güzel terleyin diye içeride de kömür yakıyoruz. Malum önümüz küresel ısınma. Şu sıralar belediye bir acayip abi. Adamlar "Banyo yapmayın, bahçe sulamayın" diyorlar. Sonra bi bakıyosun abi, adamlar sokakları faşşo fuşşa suluyorlar. Birisi, benim manitanın üniversite hazırlık kursundan arkadaşı, bu adamlara mektup atmış. Ne cevap gelse beğenirsin? 200 kuyu açıyoruz... Ya belediye yeraltı sularına da el açtıysa işimiz iş. Bence gelsinler bizimle birlikte duşa girsinler yani, çok afedersin abi. Bu adamlar sanki bizimle duşa girmek istiyorlar. Duşa girmem kimseyle. Gözeneklerime bağlıyım ben. Delirdim gibi oldu geçen akşam sıcaktan. Zaten sivrisinek basmış her yeri. Bi yandan da duman geliyor camdan. Saat 8-9. Ne oluyo diye kafamı dışarı çıkardım, bi kamyon basıyo ilacı sokağa. Oynayan çocuk mu var, insanlar ne yapar filan diye düşünmek yok abi. Deliriyorum abi. Zaten sonra bizim çocuklar da eve geldiler. İkisi de Allah'a çok şükür mutant olmuş. Hani bi bakan vardı zamanında radyasyonlu, böyle mahalledeki elektrikçinin vitrini gibi parlayan çayı içmişti ya, Çernobil'den sonra. O da zombi olmuş dedi benim kayınço. Kayınça, kararınca özüm hiçbir şeyi görmüyor. Kafa da kalmadı Allah'a şükür bu yaşadığım sevimsizlikleri algılayacak...
Eski politikacılar nereye gidiyor? Acaba onları daha fazla zarar vermesinler diye toprağa filan mı gömmek lazım? Ya da yabancı ülkeler onları bizim karasularımız açıklarında denize filan mı bırakıyor? Acaba sahillerimizde variller içinde siyasetçi filan mı var? Seçimler de yaklaştıkça bunlar bi yine üremeye başladı sivrisinek gibi. Esas bunları ilaçlamak lazım. Zamanında toz baygon vardı. Evden eğer uzun süre için ayrılacaksanız gitmeden girişe, kapı eşiğine, pencerelerin oralara basardınız toz baygonu. Gelmeye çalışan hamam böceği olsun (Turkish bath insect), kakalak olsun, çıyan olsun, kulağakaçan olsun giremez olurdu. Bunların da acaba parti merkezlerine yere baygon döksek bi işe yarar mı? Bi de tam hamamböceği gibiler. Hiçbir şey onları etkilemiyor. Her seferinde ilaçlara karşı daha da kuvvetli bi şekilde hayatınıza girmeye çalışıyorlar. İşin kötüsü (belki de en fena tarafı) hiç mi hiç sevimli değiller. Aynı bir kakalak gibi. Bir insan zaten kanımca sadece kakalaklardan zevk alıyorsa politikacılardan hoşlanır, onlarla aynı fikirlere he der. Heder ettiler bizi. Peki biz ne yaptık? Pek bir şey yapamıyoruz. Peki ne yapacağız? Cevap veriyorum: Yanıt yok.
Havalar sıcakladı, hizmet sektöründeki serbest direniş hortladı. Taksiciler gitmek istemiyor, garsonlar siparişi yanlış alıyor, yemekler geç geliyor, berberler kötü saç kesiyor. Bu gizli direnişi kırmak için tüm hizmet sektörünü protestoya davet ediyorum. Şu günlerde pek popüler olan yüce Türk halkı bu mühim görevi de layığıyla yerine getirecektir. Onun için diyorum ki 1 Mayıs'ta alanlara... Ne acayip laf bu ya? Kim alıyorsa ona gidelim ister misiniz? 1 Temmuz'da da alanlara, 2 Temmuz'da da halanlara oldu olacak. Dediğim gibi Güneş 3 - Klima 0. İnsanlık yine kaybetti. Dünyayı ve hepimizi daha kötü günler bekliyor. Şaka maka bir aya kalmaz İstanbul'da sular kesilmeye başlar. Gerçekten de Dune'deki gibi Madmax'teki gibi dünyada bir noktada en önemli şey su olacak. Teyemmüm rekorları önümüzdeki aylarda kırılmazsa ben de adam değilim. A-ye!
Duş almaya gidiyorum. Arayan olursa salonda dersiniz.