Tam oralardaydım...

- Hello Tayyo.<br/>- Hello canım.<br/>- How are you?

Sahne 1 (Vaşington / Gündüz / İç mekân)
- Hello Tayyo.
- Hello canım.
- How are you?
- Hamdolsun iyiyiz. Siz havaryu?
(Metnin bundan sonrasını Türkçe yazacağım keza kullanılan dil Fatih Terim'in İngilizcesinden beter bir hal alıyor).
- Eee Tayyo, nasıl gidiyor? Biz Amarika'da çok iyiyiz. Nasıl diyorsunuz siz, eeeğ dünyanın, eeeeaaaa... Şey dünyanın dibine turşu suyu döktük. İlaçladık bütün dünyayı.
- Valla çok güzel ettiniz. Ettiniz de bizim de üzerimize geldi o sıktığınız ilaçtan bu arada bolca. Komşularımızı yaktınız yıktınız, bizim üsleri de babanızın malı gibi kullandınız. Ya babanızın malı olsa bile o kadar şey etmezdiniz, aşınmasın eskir diye biraz idareli kullanırdınız. Neyse buna da şükür.
- Hakan naapıyor? Onun abisi burada. Feto. Çok selamı var.
- Şimdi sayın Büşşşş, konuyu değiştirmeyin. Bakın çok büyük bi poroblemimiz var.
- Poroblem değil Tayyo, problem, problem.
- Her neyse. Ülkemizde terör diye bi bela var. Anneler, babalar perişan. Gencecik evlatlarımız hayatlarının baharında gitti gidiyor. Sinirlerimiz laçka oldu. Sinir ötesi harekat yapacaz valla.
- Yo, my meeen! Çek dis avt! Adamım, 'Hareket yapma. Hareketin kralını görürsün' diye bi laf vardı hatırladın mı? Ne komikti! Rispeeek!
- Sayın Büşşşş, akıllı olun. Be inteligent two minutes!
- Yo adamııın, heey şuna bi bakın. Sakin ol dostum. Nedir derdin? Vazdı metır vit yu yani? Adamım biraz rölaks ol. Seni benim memlekete götüreyim, bi kiremitte tereyağlı T-bone'umu ye.
- Sizin memleket neresiydi?
- Teksas be abbbbi. Çak. Teyk fayf. Teyksas ya! Yihuuu!
- Siz Teksaslıysanız, ben de Kasımpaşalıyım.
- Kasımpaşha?
- Hee Kasımpaşa.
- Nerede bu Kasımpaşa aslanım?
- Tarlabaşı'nı bilyon mu?
- Hee. Esmer kardeşlerimiz. Ekssstazii filan dolaştırıyor, aynov.
- Hah, işte Tarlabaşı'ndan aşağı salıyorsun kendini. Sal sal sal...
- Saldım. Oooh.
- Hah işte orası Kasımpaşa. Velkom tu Kasımpaşa. General November. Kasssım. Söyle!
- Kasığım. Paaağğşa.
- Kasssss.
- Kassssssım başa!
- Neyse... İşte sen Teksaslıysan ben de Kasımpaşalıyım anladın mı şimdi?
- Neyi anlayacağım ciciko? Kasımpaşa işte.
- Oralıyım işte.
- Veri nays. Bak şu lafı biliyo musun yiğidim?
- Hangisi abi?
- Under my andırvear, Kassımpaşaağ.
- Anladım anladım.
- İyi anla.
- Ühühühüh. Fay yu! Fay yu ulan. Kasımpaşalıyım, hem de elli paşalıyım. Maşalıyım, maşa bilet var bilet!
- Go now!

Sahne 2 (Gündüz / Bahçeli bi ortam)
- O ne?
- Gül evladım.
- Gül ne abi?
- Ulan ne acayip şeymişsin. Daha dakka bir baban yaşındaki adama abi çekiyosun.
- Ne biliyim abi?
- Gül böyle güzel bi şey yavrum.
- Eee naapıyosun o gülle?
- Gülle bi şey yaptığım yok bi tanem. Güzelim bahçenin içine s*çmışsınız. Onu temizliyorum.
- S*çmak ne demek amca?
- Mesela tüm milli parklarını yabancı sermayeye satmaya çalışmak, halkın parasıyla yaptırdığın köprüleri özelleştirip, bir de üstüne bu yollardan köprülerden haraç kesmek. Mafyayı, gizli örgütleri devletin içine sokmak, gencecik çocukları bile bile ölüme yollamak, ülkenin bir bölümündeki halkı yok sayıp yıllarca insan muamelesi yapmamak. Sahil şeritleri için imar izni çıkarıp dünyanın en güzel yerlerini betonlaşmaya açmak. Devleti yönetiyorum ayağına çoluğuna çocuğuna gemiler, yatlar, katlar, barajlar almak. Dolar değer kazanacağı zaman eşe dosta önceden haber salıp küpünü doldurmak, milletin parasını bankadan hortumlamak, dış borçla binlerce kilometrelik otoyol yapıp yıllar yılı milleti borç ödemeye mecbur bırakmak, denizine, ormanına sahip çıkmayıp yüzde 1 komisyonu düşünüp dünyanın en güzel yerlerini siyanürle bokla püsürle eritmek... İşte s*çmak bunun gibi bi şey yavrucum. Sadece daha temizi.
- Heeeee.
- Heee tabii çocuk. Sen ve senin gibiler mal mal durmaya devam ederse bu bahçenin daha çok ırzına geçilecek.
- Irza geçmeyi biliyorum.
- Bilirsin tabiii.

Sahne 3 (Bir otel / Kral dairesi / Gündüz)
- Padişahım ben geldim!
- Hoş geldin aslanım da ben padişah değilim ki.
- Ay çok pardon. En güzel elbiselerimi giydim de geldim padişahım.
- Neyse... Eee anlat bakalım.
- Ya bu bizimkiler bi enteresan. Tutturdular bir protokol de protokol bi olay. Valla 'pro'lu benim bildiğim tek şey var, o da profiterol be padişahım. Yemişim profiterolü zaten.
- Afiyet oldun.
- Haşmetlim, dileyin benden ne dilerseniz.
- Gel yavrum şöyle yamacıma.
- Geldim padişahım.
- Şöyle gel, yaklaş biraz daha...
- Böyle iyi mi?
- Çok güzel sakın bozma.
- Aaaaa!
- Aaaa tabii. Ne sandın?

Sahne 4
- Nil Çelikkazık?
- Benim kocacım.
- Ya Nil Hanım.
- Buyur aşkım.
- Siz bi enteresan çıktınız. Önce böyle bi takım erotik giyim şovları, bacak göstermeler, dil dolaştırmalar.
- Ay dildo mu dedin?
- Yok. Demedim. Sizin politik yaşantınız diyorum bi enteresan.
- Evet enteresanlı severim cicibabacım. Aşkkkkkım.
- Sonrasında bi dağıttınız siz.
- Ay ne dağıtacam ayol. Makber yerinde. Direkler arası yaşanıyo hayat. Hayatımı yaşıyorum.
- Sonra dağa falan çıktınız bi.
- Açıkhava sevdası balböreğim. Açık açık yaşamak istedim aşkı.
- Belli. Açıkta kalınca üşütmüşsünüz.
- Üşüdüm üstümü örtsene aşkım.
- Sizin üstünüzü örttüm bile. Hiç açılmayın isterdim ama naapalım...