Toplum seks

Herkes taraf olunca bakış açısı sunmak, duvarları yıkmak kadar zor. Tarafsızlık en doğru taraf.

Radyoda Damar FM çalıyor. Radyo dediysem internet radyosu. Şu anda Cengiz Kurdoğlu-Liselim çalıyor. Damar FM’i müzik gurusu arkadaşım Mehmet Tez önermişti. Gerçekten de jilet gibi radyo. Slogan bu ve hakkını da veriyor. Ha bir de çok sevdiğim ‘Kulaktan damara’ var. 

* Kamburluğun üzerime ağır ağır geldiğini hissediyorum. Yaşlandıkça dal gibi eğileceğiz, toprağa bakmak bu olsa gerek. Gözler ileri değil önüne bakıyorsan yaşlanmıssındır zaten. Karakter olarak yani. Kuru karakter. 

* Seninle her günüm ömre bedeldi / Gönül dediğimde bağımdın benim / Unutmak mümkün mü / Liselim seni / İlk aşkım, sevgilim, canımdın benim. 

* Seninle bir kalem, bir kağıt gibi / Seninle bir defter, bir kitap gibi / Birlikte yazmıştık kaderimizi / İlk aşkım, sevgilim, liselim benim... Parça ‘Şimdi nerede bir liseli görsem...’ diye devam ederdi. Hatırladınız değil mi? 

* Alplerdeki kaymak Haydi’yi anımsadınız mı? İşte Haydi’nin dedesi sizce de Samanyolu TV’deki ak sakallı dedelere benzemiyor mu? 

* Zaten şu devirde ak sakallı dede olmak lazım. Sakalı sıvazzi, sonra olayımıza bakanzi. ‘At bir sakal’ lafı ‘Ak bir sakal’ anlamıyla birleşecek gibi günümüzde. Neye inanıyorsak oyuz biraz da. 

* Toplumsal ahlak diye bir şey olabilir mi? Bunu düşünmek için bir miktar süre istiyorum. Herkes taraf olunca bakış açısı sunmak, duvarları yıkmak kadar zor olabiliyor. Tarafsızlık en doğru taraf. ‘Müdür müdür müdürüm’ gibi oldu biraz, kusura bakmayın. 

* Omuzlarda, ense kökünde ağrı. Aslında sağlıklı yaşamak ne kadar zor, üşengeçlik denizinde yüzmek de o kadar keyifli. Hem de sırtüstü yüzüyorum. Gram hareket etmiyorum. 

* Bizde şike olsa bile kesin heyecan vermez. Öyle rahat bir ortamdayız çünkü. Kafalar rahat, endişe yok. Her şey ayarlı, her şey ayar çekilebilir durumda, her şeyin bi fiyatı var, üzerinde kocaman yazıyor. Her ürün etiketli, her marka şaibeli, her marka rahat. 

* Toplumsal ahlak, bir toplumunun ortalaması mıdır? Bu ortalama nasıl, neye göre hesaplanır? Manevi değer listemiz nelerdir, ne kadara kadar topa girebiliyoruz, bunları bilmek lazım açık açık. 

* Bilirsiniz, seversiniz, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Oy verenleri de vermeyenleri de kucaklayacaksın. Oy verenlerle vermeyenler de bir değil tabii bunu bir kenara koymak lazım” diye konuştu... Konuşmak ne güzel bir şey değil mi? Konuştukça kendinizi anlatıyorsunuz aslında. Nasıl düşündüğünüzü anlatmaya, açıklamaya başlıyorsunuz. Ne kadar çok konuşursanız, nasıl bir adalet yapınız var, belki siz de bakan kadar şanslıysanız bir kendinizi böylesi güzel anlatabileceksiniz. 

* Kimse eşit doğmuyor. Bunu bana anlatmadan önce zengin çocuklarını açıklayın. 

* Ferdi Tayfur’un da dediği gibi ‘Bir kördüğüm oldum, çözemiyorum’... İlmek ilmek sırtımdaki ağrılar beni kıvırıyor. Omuzlardaki baskı artıyor, yorgunluk uykuyu çağırıyor. Uyku naz yapmıyor ama sorumluluk ciddi bir şekilde, tavrıyla herkesi rahatsız etmeyi başarıyor. 

* Başbakan “Lüks ev almayın” derken hangi fiyat aralığından bahsediyor acaba? Reklam kampanyalarının dili gibi konuşuyor. Mesela ‘Bedavası en bol’ sloganı gibi. ‘Bol’un birimi nedir? Lüksün birimi kaç boldur? 

* Kaderin eli kimine yumuşak bebek eli, kimine balıkçı. Teni tenime, eli belime.
 
* Size de başarılar.