Yaz bitti

Yaz bitti, artık tişört giymek yok. Balkonda boş boş otururken ayaklarınıza bir üşüme gelecek. Sahiller daha sakin, sokaklardaki insanlar daha kalın olacak. Vücut hatları kazaklara, hırkalara karışacak.

Yaz bitti, artık tişört giymek yok. Balkonda boş boş otururken ayaklarınıza bir üşüme gelecek. Sahiller daha sakin, sokaklardaki insanlar daha kalın olacak. Vücut hatları kazaklara, hırkalara karışacak. Kediler kalınlaşacak. Sokak köpekleri top olacak, kapı önlerinde uyuyanlarla daha çok karşılaşacağız. Yaz bitti ama biz yine Başbakan’ı hep aynı kıyafetlerle göreceğiz. Deniz Baykal deseniz yine bildiğiniz gibi. Yıllardır. Bazen onun mumya olduğunu düşünüyorum. Üzerimizdeki tüm sıkıntılar da sanki bu ‘mumyanın laneti’ gibi.
Bakın yaz biterken Başbaka’na bela okuyan vatandaş hakkında birtakım sıkıntılar doğuruldu. Bela okumak ne zaman suç oldu bilemiyorum ama benim takıldığım mevzu bu değil. Hadi belayı okudun, o belanın bi faydasını görebiliyor musun? Yani diyelim ki bela okuduk, belamızın işlemini devreye kim sokuyor? Yok öyle bi şey. Olmayan bir inanış üzerinden insanların ceza alması düşüncesi bile korkunç. Hadi olmayan da demeyelim, ama varlığının tartışmalı olduğu kesin.
Ha bir de işi gücü yok bizim bela talebiyle mi uğraşacak! Ben bela işlemlerini yerine getiren kişi olsaydım, komple afet mafet yapardım, sistem kendi içine çökerdi. Gününde bir Marmara depremi, okunmuş okunmamış tüm belaları yerine getirebilir. Bir de depremi bekliyoruz. Depremi beklerken...
Yaz bitti. Devletçe inkâr etsek de yazın son günlerinde bildiğiniz bi insan kasabı bir kez daha Türkiye’ye geliyordu. Artık ‘sözde’ hukukun üstünlüğü martavallarını atan politikacılarımız kınalarını hazırlasınlar, pantolonlar da insin, tüm dünyanın kabul ettiği Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde tutuklama kararı çıkmış güzel bir insan. Al sana hukukun üstünlüğü. 

Sudan’la kardeş olalım
Bir de bizim Başbakan, ‘Ben gittim, Sudan’da soykırım görmedim’ gibi talihsiz bir açıklama yaptı. Ha bir de bu soykırım denen şey başbakan seviyesinden görünebilir bir şeymiş gibi. Ya düşünsenize, komşunuz diyelim ki katil. Karısını, çocuklarını kıtır kıtır kesmiş, sonra siz ona bi beş dakikalığına uğruyorsunuz. Adam cesetleri salonun ortasına koyar mı? Koymaz. Yani bence koymaz. Ha bunun tersini düşünene ne denir bilemiyorum. Allah’tan akıl fikir isteği talebinde bulunabilinir belki. Ha onun da geleceği şüpheli. Bkz. bir önceki paragraf. Yani garantisi yok.
Yok yok olmadı, ben yine arıza yaptım, bir de Erdoğan gidip soykırımı görmeyi mi umuyordu? Bu nasıl bir mantıktır? Hep denk geliyor, yazıyorum, bir ülke düşünün, dost ve kardeş ülkesi Pakistan. O ülke nereye kadar gidebilir? Şöyle Hollanda yap, Norveç yap dost ve kardeş ülkeni de içimiz açılsın be Türkiye’ciğim.
Oldu olacak, Sudan’la da kardeş olalım. Dünyada hiçbir yere gidemeyen devlet başkanları var, bize gelir. Askerlerinin çocuklara ve kadınlara kapsamlı ve planlı tecavüz işlediği ispatlanmış bi kardeşimiz olsun. Naapalım, bizim kardeşin huyu böyle, biraz kötü, deriz. Olur mu? Olmaz bence.
Neyse, El Beşir gelmedi ama unutmayalım, bir önceki seferde gelmiş ve güleryüzle karşılanmıştı. Anıtkabir’de de yağmurluk ve kapüşon şovunu yapmıştı, hatırlatalım. 10 Kasım’da bile vatandaşını saat 11’den sonra kabul eden Anıtkabir için enteresan bir güvenlik açığıydı bu da.
Söylenti bu, sonu yok, sağda solda yazıldığını görüyorum, AKP vekillerinin Sudan’da birtakım inşaat, al-sat işleri var diye. İnanmıyorum, net görmediğim şeye inanmam (Bakın, demin eleştirdiğim Başbakan gibi oldum birden).
Konuyla alakasız ama Ömer El Beşir’in tipini görseniz zaten bir kıllanıyorsunuz. Yani bazı insanlar ilk bakışta o kötü fotoğrafı veriyor bana. İlk görüşte kanınız ısınmıyor. Bir sakatlık olacağını düşünüyorsunuz. Bi Ömer El Beşir’in fotoğrafına beş saniye bakın, sonra vicdanınıza ve bilinçaltınıza fikirlerinizi bildirirsiniz.
Hürriyet.com.tr’yi bilirsiniz. Ondan bahsederken hep bir gülümseme oluyor dudacıklarımızda. Şimdi onunla yetinmeyen Fatih Çekirge önderliğinde Webtv diye bir site açtılar. Büyük ihtimalle okuma yazmayı söktükten hemen sonra topladıkları değerli yazarlar ve ergenlikten hiç çıkmamış editörlere sahip bir site. Az önce memeleriyle karpuz kıran kadın videosu izledim. Videonun başlığında da ‘Dağlar taşlar böyle inledi’ yazıyordu... Ardından başka bir video gördüm, onun başlığı daha acayipti: ‘Füze gibi bacaklar!’... Hooop! Bu ne ya? Füze gibi bacak olur mu? Füze gibi memedir o. Ya da sütun gibi bacaktır, pergel gibi bacaktır, kalem gibi bacaktır ama füze değildir bacaklar. 

Açsın Huporn.com’u...
Bunları niye yapıyor Hürriyet.com.tr? Hit için sanırım. Tamam, insanlar bakıyor ama bence yıllar önce Televole’nin TV’leri yozlaştırması gibi bir durumla ve bence daha da korkuncuyla karşı karşıyayız. Çünkü Televole’nin ne olduğu belliydi. Ama Hürriyet.com.tr ve izinden giden diğer gazete web siteleri gele gele ‘Çıplak fotoğrafları için tıklayın’ seviyesine düşüverdi.
İşin acıklısı, bunu internet yayıncılığı olarak görmeleri. Gazeteniz mi var, web sitesine YouTube’dan, oradan buradan antin kuntin videoları doldurun. Biraz da çıplak kadın, al sana beklenen hit. İnternet ekipler amiri Serdar Kuzuloğlu’yu buradan göreve çağırıyorum. Vur kelepçeyi Serdar Ağa, topla bu siteleri.
Ha bir de gösterdikleri videolar bayaa internetin keşfi dönemine denk geliyor. Matriks ping-pongu görmek isteyen var, istemeyen var. Sorsan bu gazetelere sizin misyonunuz ne diye, ‘Türkiye’yi ileri taşımak, toplumu bilinçlendirmek’ gibi saydıracaklar. Toplum o kadar bilinçlenmek istese merak etmeyin, sizin sitenize girmez. Ama bi saniye, internet de sansürlüydü değil mi Türkiye’de?
İstiyorum ki şu sansür topuzu bir de bizimkilerin başına hafif bir tıklasın. Sansür taraftarı olduğumdan değil, en azından o zaman bir sesleri çıkar belki. Ya bak hâlâ babamın bana üç yıl önce yolladığı büyüyen masa tasarımı videosu var. Bırakın bu işleri ya da daha düzgün insanları çalıştırın da siteler bi şeye benzesin. Şu anda kimse kusura bakmasın ama bu siteler internet ilk çıktığında ortaya çıkan porno sitelere benziyor. Tasarım açısından tabii. O içeriğin bize gelmesine bi sekiz yıl var herhalde. O da gelmiyor!
Hürriyet’e öneri. Yapın abi bi tane Huporn.com delikanlı gibi, biz de girip bakalım. Hitse hit, lerse ler. 
* Yargıtay bekâreti evlilik için “Gerekli vasıf” saydı. Hepimize hayırlı olsun. Adalette de ayrımcılık var demek ki. Erkeğin gerekli vasfı ne peki? Çükü olması mı? 
* Kapatırken bir ayrımcılık / haksız tahrik haberi daha ‘Meyve suyu ikram ettim, almadı’, ‘Cilveli saat sordu’, ‘Kot pantolon, tayt giydi’, ‘Göbeğine piercing takıyordu’, ‘Sevişmek istemedi, beni yataktan itti’ gibi savunma yapan erkeklerin cinayet davalarında ‘ağır haksız tahrik’ indirimleri aldıkları açıklandı. Hadi erkekler tecavüze. Olmadı öldürürüz olur biter. Zaten sokakta da oturarak sigara içiyordu orrrrosssspu! 
* Hepinizi salonuma bekliyorum. Orada hesaplaşacağız. Ters hareket yapmayın, vururum. Komşu gelirse de ‘cinayeti görmedim’ der. O kadar kafam çalışıyor hâlâ.