Yeni hayat

Umarım yeni iktidar o ünlü sözü unutmaz: Büyük güç, büyük sorumluluk getirir.

Genelde seçim sonrasında ülkede bi yatak sonrası rehaveti oluyor. Herkeste bi sakinlik, bi rahatlama yaşanıyor. İmkanı olsa da iller, il bazında sigara içebilse, öyle bir ortam var ortada.
Çalışkanlıkla bir yere gelineceğini hepimiz bir kez daha gördük. Ama tedirginliklerimiz azalmıyor. Şu anda Türkiye’yi balkonlardan verilen iyimserlik mesajları kadar, insan hakları, kişisel özgürlükler, basın özgürlüğü, hayatımıza asfalt ve beton dışında birtakım ‘yaşama değeri’ katan başlıklarda da yeni hükümetin nasıl bir yol alacağı da ilgilendiriyor. Seçimlerden lider çıkmanın yolunun seçmenin kalbinden geçtiğini bilenler başarılı oluyor demek ki.
Gözlemlediğim kadarıyla hiçbir şeyi olmayıp da sadece desteklediği takım kazanınca sevinen bir taraftarınkine benzeyen sevinçler de bol bol yaşandı. Bu bile hâlâ halkın, hayatlarında bir umudunun olduğunun göstergesi. Hayatta kalmak ve yaşamak isteyen halk, kendisine en yakın hissettiği partiye oyunu veriyor. Demokrasi de böyle güzel bir şey.
* * *
Türkiye, artan nüfusuyla bir güç haline gelmeye çalışırken, aktif 50 milyonun üzerinde seçmen de oy kullandı. Türkiye’deki son seçimlerdeki geçersiz oy miktarı bile bazı Avrupa şehirlerinin nüfusundan fazla. Kalabalıkla bir yerlere gelinebilecek mi, Türkiye 200 milyon olup bir dev güç olacak mı, bunu da zaman gösterecek. Tek endişem bu kalabalığı ve kalabalığın gücünü sadece ucuz işgücü olarak görmeyip, Türkiye olarak bir şeyler üretebilme gücüne sahip olup olamayacağımız.
Bizim gibi, çok kalkınamayıp kavruk kalmış ve nüfusa abanarak bir yerlere gelmeye çalışmış ülkelere baktığımızda çoğu ülkenin bu dev işgücünü yazılım ve bilgisayar sektörüne aktardığını görüyoruz. Dünya yazılım devi Hindistan, bunun en güzel örneklerinden biri. Bakalım bizde de bir yerli yazılım hamlesi gelecek mi?
Tabii yerli internetimiz geldiğinde, yerli yazılımcılara da umarız ihtiyaç duyulur, Türkiye bu konuda da söz sahibi bir ülke olur. Yeni Meclis düzeninin heyecan verici bağımsızları önümüzdeki günlerde nasıl davranış formları sergileyecek, bu da bir diğer izlencelik. Yeni bir Meclis’i izlemek, benim için her zaman bir iş makinesini izlemek gibi heyecan verici olmuştur.
Yeni iktidarın yapmazsa nefis olacağı şeyler: 1. Sansür (Haberden, kitaba, dergiye, basına, sanata, fikirlere, kendisinden olmayana ya da farklı olana baskının ve yasağın her türlüsü) 2. ‘Hi-men’ etkisi de dediğim ‘Güç bende artık’ anlayışı (Yani Dı Ekonomist’in de korkusu otokrasi) 3. Hizmet benden, o zaman oyunun kuralları da benden anlayışı... Gördüğünüz gibi ortada değişen çok büyük bir şey yok.
* * *
Sadece seçimi kazanmak işleri daha iyi bir hale sokmuyor. Yeni iktidarın halkın her kesiminden gelen seslere açık olması bakalım nasıl olacak onu da merak ediyorum.
Açıkçası son günlerde bu durum (Belki de biraz da seçim atmosferinin de basıncıyla) hiç de iç açıcı görünmüyordu. Umarım yeni hayatta Başbakan elindeki mega gücü dengeli ve adil bir şekilde kullanmaya niyet eder ve icraatları da bu yolda sıralar. Yoksa yeni dönemde de ‘Ben yaptım, oldu. Biz diyoruz, siz dinleyin o zaman’ felsefesiyle karşılaşmak, pek de güzel olmaz. Daha önce de dediğim gibi, Çin’e baktığımızda gerçekten dünyanın sayılı güçlerinden birini görüyoruz. Çin ekonomisi dünyaya yön veren ekonomilerden biri. Buraya kadar eyvallah ama Çinli kardeşimize sorsak ‘Abi hayat nasıl gidiyor?’ diye, vereceği cevap ne olur acaba? Ben onu merak ediyorum. Çünkü uzun vadede cevaplar daha da önemli olacak.
Şu anda sadece artık ne istediğini bilen bir Türkiye ve ileriye dönük projeleri olan ve yola devam etmek isteyen bir iktidar var. Umarım bu yeni iktidar, ‘Örümcek Adam’da da yer alan o ünlü sözü unutmaz: Büyük güç, büyük sorumluluk getirir.

.