scorecardresearch.com

Kamçılarla yaşıyoruz

29/06/2011
Umut fakirin kamçısı. Yalnız kamçılaya kamçılaya hayvan şişti.

Cumhurbaşkanı köylülerle sempatik tivitler atadursun, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde atılan tivitler dışında son günlerde çok fazla olumlu gelişme görmek nedense mümkün olamadı.
Başbakanın helalleşmesinin neredeyse sözde kaldığı (açtığı davaları geri çekmesinin güzelliğinin yanında) bir gündem yazın bile tam gelemediği Türkiye’de demokrasinin de yaz gibi gecikmeli geleceğini gösteriyor sanki.
* * *
Yaz aylarının bitmeyen çilesi tadilat gürültüsünün hepimizi gürültülü pimapen evreninde yaşayan garip ve sinirli insanlara çevirmesi ancak bir sebeple olumlu karşılanabilir. Aslında apartman yaşayanları olarak durumumuz Türkiye’den çok da farklı değil. Mevzu şudur, üst katta ya da komşuda yapılan tadilatlara ‘Sonuçta onların iyiliği içindir’ diyerek katlanmamız durumu aslında demokrasi için de olabilse ne kadar da güzel olacak. Komşunuzun 4-5 gün sürer dedikten sonra 21 gündür evini bir uzay gemisine çevirme çabası bir noktadan sonra insanı çileden çıkartan bir hale geliyor. Zaten en fazla 3 ay süren yazınızın 21 günü komşunuz tarafından bombalanıyor. Sebep ise apartmana demokrasi gelmesi gibi bi şey. Hesapta bu çileden sonra üst kattakiler daha huzur dolu bir hayat yaşayacaklar. Aynı şu anda bizim buralarda yaşadığımız gibi.
* * *
Tabii nedense anayasa evlerimiz kadar tadilat sevmiyor. Yeni dönemde başımızdakilerin ‘Valla yapıyoruz yeni anayasayı’ demeleri, ‘yeni anayasa yapılmadan hiçbir şey yapılamaz’ anlamına mı geliyor diye düşünmeden edemiyorum.
Çoğu noktada olduğu gibi devletin bir takım değerleri koruma altına almak için bizi korumaya, jelatinlemeye, poşetlemeye niyet etmesi gibi, ülkemizde nedense protesto ve yapılana itiraz devlet tarafından nedense pek sevilmiyor. Sanki devlet her şeyin sürekli en güzelini yapıyormuşcasına kibirli bir tutum çevremizi sardıkça sarıyor. Polisler daha polis, biber gazları daha bir biberli olmaya başlıyor. Zaten şu biber gazını demokratikleşmeye çalışan ülkelere kim getiriyorsa şu anda her halde Bora Bora’da ya da adını bilmediğimiz adalarda günlerini gün ediyorlardır.
Bilgi edinme yasasından yararlanıp, Hopa’da ne kadar gaz kullanıldığını soran avukata emniyetin yanıtının ‘Yeteri kadar’ olması başlı başına büyük bir gösterge. Neye göre yeteri kadar, neye göre orantılı sorularının sayısal karşılıkları olmadığı zaman işler karışıyor.
Yıllardır devletin ısrarla korumaya çalıştığı, bozulmasını engellediklerini düşünüp önlerine gelen her şeyi yasakladıkları ‘Gençlerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi’ konusunda sınıfta kaldığımız, toplumdaki gençlerimize biraz baktığımızda bile hemen anlaşılmakta.
Tabii devlet bazen parkların ve bahçelerin toplu konutlardan daha önemli olduğunu düşünebilse de o yaşam tarzını da biraz desteklese, insanları sokaklara çıkartsa daha bir güzel olabilir. Hâlâ geç kalmış değiliz. Biraz geri kaldık ama geç kalmak, yetişemeyeceğimiz anlamına gelmez. Umut fakirin kamçısı. Yalnız kamçılaya kamçılaya hayvan şişti. Türkiye bu kafada ve sığ vizyonda insanları yasaklarla korumaya çalışmaya ısrar eder, azınlıkların ve farklılıkların seslerini duymazdan gelmeye devam ederse, şimdilerde kaygıyla ve üzülerek izlediğimiz ülkelerdeki yaşam standartlarına yaklaşabilir gibi görünüyor.
İnsanların birbirlerini anlamaları tanışmayla, iletişimle ve komşulukla oluyor. İnsanları birbirinden ne kadar ayırırsanız, toplumsal öfke ve stresi o derece de körüklemiş oluruz.
* * *
Başbakanın balkona çıkıp ‘Herkesin yaşam tarzı, yaşam biçimi bize emanet’ demesi de katlanabilir bir durum değil. Neden benim yaşam tarzım başbakana emanet olsun? Kendi kendime yaşayamıyorum demek ki, bana bazı şeylerin daha doğru, daha düzgününü göstermek neden iktidar partisinin sorumluluğudur? Yine de başbakanın bunu söylerken aslında ‘Yaşam tarzlarınız, yaşam biçimlerinizin size özelliği güvence altındadır’ demek istediğini anlamak istiyorum. Aksi halde totaliter bir yaklaşımla herkesin tarzı bize emanet diyerek benim de sizin de nasıl yaşayacağınıza birilerinin karar vermesi gibi tuhaf bir durum ortaya çıkmakta. Burası Türkiye, tuhaflık bizim işimiz.

.

http://www.radikal.com.tr/105440710544071

YORUMLAR
(1 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

tadilat meselesi - h.col

sevgili kaağanhala tadilatlardan şikayetçi olduğuna göre çalışmalar devam ediyor galiba.aynı durum bizim de başımızda.selamlar...