Afife ve diğerleri

Geçen haftanın en mühim olayı tabii ki Afife Ödülleri töreniydi. Bir önceki yıl tiyatro dünyası laik direnişin önemli ipuçlarını verdiği için ortalık bu kadar sıcakken...

Geçen haftanın en mühim olayı tabii ki Afife Ödülleri töreniydi. Bir önceki yıl tiyatro dünyası laik direnişin önemli ipuçlarını verdiği için ortalık bu kadar sıcakken ödül töreni bir mitinge dönüşür hevesiyle haldır haldır kendini Lütfi Kırdar'a attım. Davetiyede 'koyu renk' elbise zorunluluğu var, dikkat et diye uyardılar beni. Geçen yıl kot montum nedeniyle kendimi çıplak hissettiğim için tedbirimi almış, büroyu açtığımda annemin hediye ettiği lacivert takımı terziye götürüp ağına parça koydurarak genişletmiş gömleğimi ütüleyip hazır etmiştim.
Salonda herkes de benim gibi bir beklenti içindeydi, küçük gruplar halinde slogan provası yapanlar da vardı. Birileri yılın erkek oyuncusunu cumhurbaşkanı adayı göstermeyi ciddi ciddi tartışıyor, Onur Ödülü alan kişinin bu makama daha çok yakışacağı görüşüyse Nejat Uygur'un adının anılmasıyla bir şakaya dönüşüyordu.
Açılış konuşmasını yapan Haldun Dormen ve sunucu Korhan Abay, Türkiye'nin laik kalması konusundaki temennilerini uygun bir üslupla dile getirerek iyi bir giriş yaptılar. Ancak Abay'ın 'Geceyi tiyatro bayramı olarak kutlayalım, siyasal bir gece olmasın' sözleri mi etkili oldu, yoksa ödül alanlar pek siyasi kişilikler değil miydi bilemeyeceğim, beklentilere uygun bir tempo yakalanamadı.
Tabii Ali Poyrazoğlu'nu bu tespitten azat etmek gerek. Komedi dalında en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü alan büyük aktör, gecenin siyaset ve ekzantriklik istihkakını tek başına kullanıp herkesi fersah fersah geride bırakıp bir kez daha yıldızlaşmayı bildi. Neler söylediğini, sahnede bir Tootsie vakası yaratıp Madam Arşaluz Taşakyan olarak ödül almaya çıktığını burada uzun uzun anlatacak değilim, çünkü hafta boyunca her yerde okudunuz...
Onur Ödülü'nü halk mizahımızın seçkin fıkralarını oyuna dönüştürüp, Edirne'den Ardahan'a tüm yurt sathında kahkaha garantili bir isim olabilen Nejat Uygur aldı. Nejat Uygur'un bu her daim güldürme refleksi (ya da tiki) ve Türkiye'nin güldürülme beklentisi bana biraz Cem Yılmaz'ın durumunu çağrıştırıyor. Nejat bey, yine sahnede hazırladığı fıkrayı, pardon espriyi yaptı. (Bu arada Şahane Pazar Behzat'la Süheyl'i anmadan geçmedi). Ama ödül heyecanından olsa gerek büyük ustaların bile bazen aksayabileceğini gördük. Yine de herkes saygıda kusur etmedi, kocaman kocaman gülümsedi:) Ben ister istemez yine Cem Yılmaz'ı düşündüm; acaba komedyenleri iş kurup geleceklerini garanti altına almak için uyaracak bir müessese kurulması gerek miyor mu diye...
Komedi dalında En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü alan Ayşen Gruda da sahneye ya kostümüyle çıktı ya da jogging'e çıkmışken bir uğrayıp ödülünü aldı; bunu öğrenemedim. Kapişonlu eşofmanı ve babet ayakkabılarıyla ödülünü alan Gruda için Korhan Abay, o emsalsiz nüktedanlığıyla Domates Güzeli esprisini yapmaktan kendini alamadı...
(Bu espriyi tek dilde, sadece Türkçe yaptı...)
Geçen sene komedi dalında En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülüne değer bulunan Haluk Bilginer, 'İzmir'deki işleri' nedeniyle törene katılamamıştı. Âdet olduğu üzere bir önceki yıl ödülü alan kişi olarak sahneye çıkıp bu yılın ödülünü vermesi gereken Bilginer'in yine 'turne' dolayısıyla salonda olmadığını anons ettiler. Sanki Bilginer ve tiyatrosu, birkaç ay önce tüm ödüllerden çekildiklerini, ödüllere katılmayacaklarını açıklamamış, hani turnede olmasa salona gelecekmiş gibi... Onun yerine ödülü vermek için de Ali Sunal'ı uygun görmüşler... Nasıl eşleştirme ama!