Ahmet Mekin, NBC ve Ercan K.

Duydum ki Nuri Bilge Ceylan yeni filimini bitirmek üzereymiş.

Tipik İstanbul Film Festivali duygusu nedir? Durağan bir Fransız filminin melankolisi mi, filmden filme koşarken gördüğün tanıdıklarla hayatının bir film şeridi gibi gözünün önünden geçmesi mi, ‘Emek bizim İstanbul bizim’ diye slogan atmak mı, yoksa açılış töreni ve partilerin neşesi mi? Benim için hepsi birden. Nitekim geride kalan şu ilk üç gün içinde tamamını yaşadım bile. Ama sizlerle paylaşmam gereken açılış gecesi oldu. Bir sürü de ilginç şey öğrendim çünkü.

Cuma geceki açılış töreni tıpkı ertesi gün Roxy’de gerçekleşen açılış partisi gibi her zamankinden çok daha kalabalıktı. ‘Almadovar’ın en kötü filmi’ olarak literatüre girmek üzere olan ‘Aklımı Oynatacağım’ı boş verip bir grup seçkin kişilikle birlikte Akbank’ın Park Şamdan’daki yemeğine katıldım. Bütün ünlü sinemacılar oradaydı. Tabii ki Particia Arquette’le “Bizim Patricia” fotoğrafı çektirme kuyruğuna eklenmedim ve ağır abilerle ablaların koyu sohbete daldıkları dumanlı sahalarda gezindim.

Gördüm ki gecenin gerçek starı Ahmet Mekin. ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ın Cemşit’i olarak hatırladığımız usta, uzun süren bir aradan sonra ‘Kayıp Şehir’in dedesi olarak tekrar kendini göstermişti. Dizi bitti ama efsanesi sürüyor. Tabii söz dolandı geldi ‘Kayıp Şehir’e. Ben de Ahmet Mekin’in dizide neden öyle neredeyse hiç konuşmayan bir karaktere dönüştüğünü öğrenmiş oldum. Meğer karizmatik ve gizemli olsun diye değil, bizzat Ahmet Mekin’in talebi üzerine öyle olmuş. Ahmet Mekin, replik ezberlemek istemeyince, sessiz bir dede yapmışlar onu! Evet, bizzat kendisinden duydum, Ahmet Bey yapımcılara demiş ki “Ben ezber mezber yapamam, bana diyalog yazmasınlar. Ben geleyim oturayım, bakışlarımla oynayayım.” Gerçekten öyle, dizide bakışlarıyla oynuyordu ve her zamanki gibi gayet etkileyiciydi.

Festivaldeki onur ödülünü Türkan Şoray’ın elinden alan ve ‘Sultan’a o yakıcı bakışlarından birini atan Ahmet Mekin’i, yakında Tatar Ramazan’ın dizi versiyonunda izleyecekmişiz. Tatar Ramazan’ın babasını canlandıracak Mekin, aslında ilk bölümde ölüyormuş ama dizinin yapımcısı Mekin’den etkilenmiş olacak ki, flash-back’lerle geri gelecek.

Bunları böyle tatlı tatlı dinlerken son zamanlarda sık sık adını andığım Ercan Kesal’ı fark ettim ve acaba onunla ilgili yeni bir şey çıkar mı diye o tarafa seğirttim. Radikal okurlarının hayranı olduğu o müthiş pazar hikayelerini yakında kitap yapıyormuş. İletişim Yayınları’ndan çıkacakmış kitap. Bizim Radikal’de okuduklarımız ve daha fazlası. Yani her pazar gazeteyi alıp boğazında düğümler, önce Ercan Kesal’ın yazılarına dalanlar için müjde, yazarınız başucunuza geliyor...

Ercan Kesal deyince kendisini tanımamıza vesile olan Nuri Bilge Ceylan’la ilgili edindiğim malumatı da sizlerle paylaşmamazlık etmeyeyim. “Bir Zamanlar Anadolu’da” filminin tadı hala damağımızdayken NBC yeni filmi için işe koyulmuş hatta filmi büyük ölçüde bitirmiş bile. Evet, başrollerinde Haluk Bilginer, Demet Akbağ ve Melisa Sözen’in rol aldığı ‘Kış Uykusu’ adlı filminin çekimlerini tamamlamak üzereymiş. Dilerim montajı da bir an önce biter de şöyle güzel güzel seyrederiz.

Hafta sonu filmden filme koşarken dikkatimi çeken bir aksaklığı da yetkililerle paylaşmayı vazife bilirim. Efendim izleyicinin katalog sorunu büyük. Malum eskiden küçük bir kitapçık bir de meraklısına, kütüphaneye koysun diye kocaman bir katalog yapılırdı. İKSV bu yıl ikisini birleştirip, ‘kitapçık’ değil bir ‘kitap’ yapmış. Ama ne var ki öyle cebe, çantanın dibine atılamayacak kadar büyük olduğu için millet söylenip duruyordu. Akıllı telefonlar için hazırlanan aplikasyonlar da iyi çalışmıyormuş ve tek çare o ağır kitabı taşımakmış. Benden söylemesi...