Antalya'da 80'ler partisi

Radikal'in sinema eleştirmeni Uğur Vardan ile SİYAD Başkanı Tunca Arslan arasında barış sağlandı!

Pazartesi akşamı Milliyet Gazetesi Ekler Yayın Yönetmeni Deniz Alphan’ın, 28 başarılı ismi bir araya getiren ‘Mutfakta Erkek Var’ adlı müthiş kitabının tanıtımı için çıktım Sarıyer’e gittim. İyi ki gitmişim. Herkesler oradaydı. Bir sürü ünlü gazeteci ve tabii ki ünsüz olanlar da.
Boyut Yayın Grubu’nun organize ettiği, Koleksiyon Mobilya’nın teşhir salonlarında yapılan kokteyl için ortaya kitapta yer alan yemeklerle süslü kocaman bir şölen sofrası kurmuşlar.
Salona giren bir masaya doğru yöneliyor, ama yemeklere elini uzattığında mutfaktaki dolmayı atıştırmaya çalışan haylaz evlat gibi biri adeta eline vuruyor “Efendim, onlar dekordur, lütfen yemeyelim” diye. Neyse ki ortada bol ve leziz ikramlar vardı da nefsimize bir süre hâkim olabildik. Ama gecenin sonuna doğru masadaki börekler, tatlılar, kişler, peynirler, ekmekler adeta yağma edildi. Tek dokunulamayan, şöyle iki parmakla tutup ağza atılamayacağı için Murat Belge’nin ‘karidesli avokadosu’ oldu...
Gecenin sonu biraz enteresandı. Davetlilere diş kirası kabilinden ‘limoncello’ ve ‘defneli ekmek’ten oluşan şık fileler hazırlanmış. Ama bu fileler ne hikmetse kapıdan her çıkana değil de kişilerin önem derecesine göre sunuluyordu. Kimine sadece ekmek, kimine file, kimine sadece ‘teşekkür’ ikram edildi. En şahanesi yanındaki file alırken eline tek ekmek tutuşturulan konuk en masum haliyle “Neden bana limonçello yok” diye sorduğunda “Az kaldı efendim” cevabını almasıydı... Ben ne mi yaptım? ‘Ne kadar önemli olduğumu test etmemek için’ döndüm, arka kapıdan çıktım...
* * *
Bir yolunu bulup yine Antalya’ya, Altın Portakal’a uğramamazlık edemedim. Cumartesi günü basına ayrılan Porto Bello Oteli’nin lobisinde pineklerken dostluk kardeşlik adına tatlı bir ana tanıklık ettim. Bütün sinema yazarlarıyla birlikte benim de gözlerim dolu dolu oldu. Malum Radikal’in sinema eleştirmeni Uğur Vardan ile SİYAD Başkanı ve eski Radikal eleştirmeni Tunca Arslan’ın araları biraz limoni. Hatta Uğur Vardan, gazetelere Tunca Arslan yönetimini eleştiren demeçler bile verdi... Uğur Vardan’la birlikte yine bizim Şenay Aydemir, sinema yazarları Burçin Yalçın ve Cumhur Canbazoğlu lobide bekleşirken, bir anda Tunca Arslan ortaya çıktı. Herkesi bir gerginlik almıştı ki ikisi hiçbir şey olmamış gibi öpüştüler, küçük ve tatlı esprilere eşlik eden büyük kahkahalar atarak sahile doğru yürüyüp gittiler. Eh 20 yıllık dostluğun bir derneğin bürokratik işlerine kurban gitmemiş olmasına hep birlikte sevindik tabii.
Açılış töreninden sonra yapılan ‘after parti’ pek matraktı. Girer girmez bir an acaba “80’ler partisine mi geldim?” diye sordum. Çünkü ilk gördüğüm isimler Ahu Tuğba, Nuri Alço ve Levent İnanır oldu. Bu yıl festivalde ilk filmlerin çokluğundan mıdır, ilgisizlikten midir bilinmez çok az şöhretli vardı. Jüri üyesi Şevval Sam ve gecede onur ödülü alan Tuncel Kurtiz’i uzaktan bir gördüm. Şöyle bir etrafı taradım ve anladım ki gecenin tartışmasız yıldızı yakaladığı her kadınla dans etmeyi başaran usta yönetmen Şerif Gören’den başkası olamaz. Yavaşça kalabalıktan sıyrıldım, Begüm Kütük ve Devin Özgür Çınar’ın yanından geçip kendime cam kıyısında bir yer buldum ve yağmuru seyre daldım...