Bülent Ortaçgil'e ayıp oldu

Sabah Cihangir kahvede oturdum, simidimi kırıp çayımı yudumlamaya başladım. Aslında Saray Muhallebicisi'nde bal kaymak yemeyi daha çok seviyorum ama buradaki 'lümpen entelektüel' hava iyi geliyor.

Sabah Cihangir kahvede oturdum, simidimi kırıp çayımı yudumlamaya başladım. Aslında Saray Muhallebicisi'nde bal kaymak yemeyi daha çok seviyorum ama buradaki 'lümpen entelektüel' hava iyi geliyor. Gazeteye baktım, güzel bir haber. Bülent Ortaçgil ve Fikret Kızılok'un yeni albümü çıkıyormuş. Çocuk şarkıları albümüymüş, olsun, zaten onları çekirdeğimizi çıtlatan nahif şarkılarıyla sevmiştik. 'Alırım hemen' dedim kendi kendime. İç sesim yan masanın ekosu gibi oldu. Tabii yandakilerin Ortaçgil hakkında benden fazla bilgileri vardı.
'Ortaçgil'e ayıp ettiler' diye söyleniyordu adam. Mitinglerde konuşmalar yapıp sonsuz tartışma programları yayımlayarak Cumhuriyetimizin sağlam kalelerinden biri olan Kanaltürk, izleyicisini memnun etmek için nitelikli yayınlar da yapmaya karar vermiş. Çok iyi bir fikir gelmiş akıllarına ve Bülent Ortaçgil'e müzik programı önermişler. Eh, Ortaçgil'i tahmin edersiniz, pek o kadar gönüllü davranmamış başta, "Kaliteli müzik öyle TV kanallarının isteyeceği bir şey değil" filan demiş ama bizzat kanalın genel müdür yardımcısı 'sanata ve sanatçıya duydukları saygıyı' anlattıktan sonra, biraz da çevresinin ısrarıyla ikna olmuş.
Dosyalar hazırlanmış, prodüktör, konu, içerik hazırlanmış, toplantı üstüne toplantı yapılırken kanal da olumlu, cesaretlendirici ve sabırsız tutumunu hiç kaybetmemiş. Bu arada Ortaçgil de heyecanla işe sarılmış, bütçe de onaylanmış (ya da ona öyle demişler), tam çekimlere başlanacak telefonlar çekmez, duyulmaz, açılmaz oluvermiş... Televizyon dünyası işte, hayat bir projedir bazen olur, bazen vazgeçilir. Ama Bülent Ortaçgil
nereden bilsin bunu, kendisine iyi kötü bir gerekçe bile gösterilmeyip sanki hiçbir şey olmamış gibi davranılmasına biraz üzülmüş, yani ayıp olmuş Bülent Ortaçgil'e...
***
Geçen hafta Büyükşehir Belediyesi'ni takdir etmiştik, Terry Eagleton'ı getirdiler diye. Bir sonraki bombayı da benden öğrenin: Jose Saramago. 1998'de Nobel alan Portekizli usta Mayıs ayında İstanbul'da olacak. Ama
bu kez 'arzın merkezi'ndeki diyaloglardan biri yaşanmayacakmış. Çünkü Saramago'nun dengi olan birkaç kişiden olumlu yanıt alamamışlar. Eh 84 yaşında Nobel ödüllü bilgeyi bulmuşken dengini bulamadık diye geri çevirecek değiliz ya. Bir solo konferans verecek Saramago, kentimizi gezecek, entelejansiya ile yemekler yiyecek. Bence bize iyi gelecek...