Antalya'da rezalet

Altın Portakal'ın 'gayriresmi teması' kadına yönelik şiddetti; ama bizzat festival başkanı kadına şiddet uyguladı. Tek vaka da bu değildi: Biri, odasında kadın dövdü, yetkililer: "Festival konuğu, ne yapalım?"

Kemal YILMAZ" /> Antalya'da rezalet

Altın Portakal'ın 'gayriresmi teması' kadına yönelik şiddetti; ama bizzat festival başkanı kadına şiddet uyguladı. Tek vaka da bu değildi: Biri, odasında kadın dövdü, yetkililer: "Festival konuğu, ne yapalım?"

Kemal YILMAZ" /> Cem Yılmaz'ın telefonu - KEMAL YILMAZ - Radikal

Cem Yılmaz'ın telefonu

<strong><em><font color="#CC1B06">Antalya'da rezalet</font></em></strong><br></br>Altın Portakal'ın 'gayriresmi teması' kadına yönelik şiddetti; ama bizzat festival başkanı kadına şiddet uyguladı. Tek vaka da bu değildi: Biri, odasında kadın dövdü, yetkililer: &quot;Festival konuğu, ne yapalım?&quot;<br></br><b>Kemal YILMAZ</b>

Bu seneye kadar hep gayriresmi yollarla sızdığım Altın Portakal'da bu sene gayet resmiydim. Festivali düzenleyen TÜRSAK yetkilileri benden kurtulamadıklarını anlamış olmalılar ki bu sene resmen davet edildim. Ama tabii ben gene tanınmamak için yaka kartımı hep cebimde taşıdım... Keyifli bir hafta geçirdim Antalya'da, bol kulis topladım, bunlar da bana bir maaş ikramiyeye patladı. Büroda biriken işlerden bunalmış haldeki Sevil'i ancak bir ikramiye sözüyle teskin edebildim...
Altın Portakal'ın bu seneki 'gayriresmi teması' kadına yönelik şiddetti. Malum yarışmada töre ve kadına yönelik şiddeti eleştiren üç film vardı: 'Mutluluk', 'Janjan' ve 'Saklı Yözler'. Ama bizzat festival başkanının kendisini kadına yönelik şiddetten alıkoyamaması trajik bir durum yarattı. Festivaldeki tek vaka da bu değil üstelik. Bir sabah Sheraton Otel'in kahvaltı salonunda bir televizyon yönetmeninin uykusuzluktan kızarmış gözleri ve çevresine anlattıkları dikkatimi çekti. Kadıncağızın sabaha kadar uyumamasının nedeni yan odadan gelen gürültü. Gürültü değil dehşet demek daha doğru. Adamın biri yanındaki kadını dövüyor, kadının çığlıkları, ağlaması yan odalara taşıyormuş. Televizyoncu durumu otel yetkilerine iletince de şöyle bir cevapla karşılaşmış: 'Festival konuğu, biz bir şey yapamayız'! Festival konuklarının böyle bir dokunulmazlığı mı var anlamadım, nitekim olayın şahidi de anlamamış ve festival yönetimine aktarmış. Onlar da 'Bir yanlışlık vardır, olmaz öyle şey' demişler... Keşke olmasaydı; bizim televizyoncu odasını değiştirdiği için sonra neler oldu bilmiyoruz. Yaptığım küçük bir araştırmada, o odada adı bende saklı bir filmin teknik ekibinden birilerinin kaldığını öğrendim... Talihsizlik!
Siz bu satırları okuduğunuzda muhtemelen 'Yumurta' birkaç ödül almış olacak. En iyi erkek oyuncu ödülünü alır mı bilemem, ama Nejat İşler en büyük favori... Filmin basın toplantısında da çok 'şık' bir hareket yaptı. Masada sanki başka kimse yokmuş gibi bütün televizyon mikrofonları onun önüne yığılmıştı. Bir ara söz alan İşler, televizyon muhabirlerini işaret ederek "Sözüm size değil, sakın yanlış anlamayın. Yöneticileriniz artık şu mikrofonları sözün asıl sahibinin önüne koymayı öğrensinler" dedi ve bir el hareketiyle mikrofonları yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun önüne sürdü.
Coppola'nın basın toplantısı da bir anı bıraktı bizde. Benim bildiğim böyle durumlarda star en son gelip masaya oturur ve toplantı başlar. Ama bu kez öyle olmadı. Festival başkanı Engin Yiğitgil, Coppola'yla birlikte 'Baba'nın müziği eşliğinde ve alkışlar arasında gelip masa oturduktan sonra "Kusura bakmayın arkadaşlar, Pamir beyi iki dakika bekleyebilir miyiz?" dedi. Bekledik. Coppola'yı getiren Pinema Film'in sahibi olarak Pamir Demirtaş geldi masaya oturdu, hiç konuşmadı ama anladık ki toplantının starı oymuş.
Altın Portakal'ın ulusal yarışma jürisindeki Cem Yılmaz da 'Zeynep'in Sekiz Günü'nün galasında bir izleyiciyle tartıştı. Filmin uzun disko sahnesinde, sessiz sedasız da olsa bir espri patlamadan duramayan Cem Yılmaz, cep telefonunun ışığını yakıp sallayarak bir nevi ambiansa katkıda bulundu. Ne var ki hemen arka sırada oturan bir seyirci bu durumu ciddiyetsiz bulmuş olmalı ki Cem Yılmaz'ı uyarma gereği duydu. Ünlü oyuncuyu bu kadar ciddiyete pek de anlayış göstermedi. Aralarında 'Dışarda hesaplaşalım' manasında işaretleştiler ve hakikaten film çıkışı karşılaştılar.
Cem Yılmaz, 'Bana adap dersi vermeye kalkma' diye kızgınlığını, adam da gerçekten bu 'telefon sallama hareketi'nden rahatsız olduğunu ifade ettiler. Meseleyi uzatmadan iki medeni insan olarak salonu terk ettiler.
Bu arada Cem Yılmaz'ın festival kankasının 'jüri arkadaşı' Zeki Demirkubuz olduğu tespitini de yapmalıyım. Festivaldeki bu samimiyetten bir Zeki Demirkubuz-Cem Yılmaz filmi çıkar mı, nasıl olur, onu bilemeyeceğim.