Doğa boşluk kaldırmıyor gerçekten

Radikal'in Festival Böceği'nin tivitleri fena değil ama 'Bir Kemal Yılmaz'da değil' neticede...

Efendim, biraz yılların verdiği yorgunluktan biraz da “Bakalım sadık okurlarım beni ne kadar özleyecek” diyerekten yazılara birkaç ay ara vermiştim. Gerçi yeni şefim Erkan Aktuğ ile aramızda bir husumet olduğu, kendisinin beni istemediği şeklinde ortalıkta dedikodular dolaştığı da çalındı kulağıma. Tabii ki böyle bir şey yok. İşin aslı biraz muhasebe işleri, biraz da gönül muhasebesi nedeniyle bir süre İstanbul dışında kalmak icap etti.
Haliyle İstanbul’a gelir gelmez kendimi kültür sanat ortamlarına attım. Uçak biraz rötar yaptığı için Film Festivali’nin açılış törenine yetişemedim ama soluğu ‘after party’nin düzenlendiği Roxy’de aldım. Ben kapıdaki görevliyle listede adımın olup olmadığı meselesini tartışırken SİYAD’lıların “İçki 12’den sonra paralı olacakmış” şeklinde kendi aralarında konuştuklarını duyunca önce viskimi alayım sonra ortalığı bir kolaçan ederim diye mekândan içeri girdim. Bara doğru ilerlerken Nesrin Cavadzade ile Koray Çalışkan’ı dans ederken gördüm. Çalışkan gözü bir yerden beni ısırıyormuş gibi baktı ama araya zaman girdiğinden olsa gerek çıkaramadı sanırım. Murat Saraçoğlu’nun arkasından, Şebnem Hassanisoughi’nin solundan ve Devin Özgür Çınar’ın sağından geçerek bara ulaştım ki Selen Uçer benden önce davranmış içkisini söylemişti bile.
Mekânın dışı içeriden daha kalabalık olduğu için içkimi yudumlayarak kendimi kapının önüne attım. Herkesi görebileceğim bir yere konuşlanıp sigaramı sarmaya başlamıştım ki önümden Demet Evgar geçti. ‘Sarıkamış 1915: Eve Dönüş’ün çekimlerinden yeni dönen, festivalde merakla beklediğim Zeki Demirkubuz’un ‘Yeraltı’sında da rol alan Nergis Öztürk ise Radikal’deki tiyatro yazılarıyla gündem belirleyen Bahar Çuhadar’la koyu bir tiyatro muhabbetine dalmıştı.
Tekrar içeri girmeye çalışırken, ‘Yeraltı’nın bir diğer oyuncusu aynı zamanda son dönemin pek bir moda dizisi ‘Yalan Dünya’nın ‘Açılay’ı Nihal Yalçın dışarı çıkmaya çalışıyordu. “Yeraltı’nın oyuncuları yeryüzüne çıkmış” diye kendi kendime söylenirken Engin Günaydın’ı bizim Berrin Karakaş ile hararetli bir sohbetin ortasında görünce kadro tamam oldu. Geçen ay talihsiz bir biçimde gözaltına alınan ve serbest bırakılan Mizgin Müjde Arslan filmi ‘Ben Uçtum, Sen Kaldın’ın ulusal yarışma bölümüne seçilmiş olmasından dolayı olsa gerek ortalığa gülücükler saçarak arkadaşlarıyla eğleniyordu ben tekrar dışarı çıkmaya çalışırken.
Dışarı çıktığımda Radikal Hayat’ın kadınları toplu halde fotoğraf çektirmekle meşguldü. Bir yandan da “Festival Böceği kim acaba?” diye hararetli bir tartışmanın içindeydiler. Öğrendim ki bu ‘böcük’ benim yokluğumda Radikal tarafından görevlendirilmiş bir ‘tıvıtır’ ajanıymış. “Gerçekten doğa boşluk kaldırmıyor” diye geçirdim içimden. Hemen, her türlü teknolojik donanıma sahip telefonumu çıkardım, ‘tıvıtır’ı açtım, böcüğü buldum. Festivalle ilgili attığı ‘tivit’leri şöyle bir kolaçan ettim “Ehh fena değil, ama bir Kemal Yılmaz da değil” diyerek uzaklaştım parti mekânından... Bir de Cem Yılmaz’ın çocuğuna Kemal ismini vereceğini öğrendim. Yani yeni bir Kemal Yılmaz geliyor. Eksik olmasın...
Sabaha doğru İstiklal’den aşağıya doğru yürürken hem festivalin hem de baharın gelmiş olmasının verdiği sevinç kaplamıştı içimi...